ÖZEL HABER

Diyarbakır’da uzmanından ailelere uyarı: İlk deneme son olabilir! Madde beyni ele geçiriyor

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Hüseyin Tunca, madde bağımlılığının beynin ödül sistemini bozarak kişiyi kısır bir döngüye sürükleyen kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Ergenlerin biyolojik ve sosyal nedenlerle daha büyük risk altında olduğunu belirten Tunca, ailelere "Davranış değişikliklerini erken fark edin, geç kalmadan profesyonel destek alın" çağrısı yaptı.

Abone Ol

DİYARBAKIR HABER- Madde bağımlılığı özellikle çocuklar ve ergenler açısından giderek büyüyen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Hüseyin Tunca, bağımlılığın beyni nasıl etkilediğini, neden kronik bir hastalık olarak kabul edildiğini ve madde kullanımının hangi aşamalardan geçerek bağımlılığa dönüştüğünü anlattı.

"Madde bağımlılığı nedir?"

Hocam, madde bağımlılığını nasıl tanımlarsınız?

"Kullanılan maddelerin beynin ödül ve haz merkezini etkilemesi sonucu ortaya çıkan kronik bir rahatsızlıktır diye tanımlayabiliriz. Şimdi bunu biraz daha açmak gerekir. Tabii ki tanım çok kolay ama beynimizdeki haz ve ödül bölgesi aslında bizi hayatta tutan bütün aktiviteleri yaparken bizi ödüllendiren, o aktiviteleri teşvik etmeye çalışan bir sistemdir. Örneğin acıkan birinin yemek yemesi onu doyurur ve hayatta kalmasını sağlar. Kaygılı ya da huzursuz olan birinin spor yapması kaygısını azaltır. Bir kişinin arkadaşlarıyla, akrabalarıyla vakit geçirmesi sosyal bağlarını güçlendirir. Bunların tamamı insanı hayatta tutan davranışlardır. Bu aktiviteleri yaptıktan sonra kişi haz, huzur ve keyif almaya başlar. İşte tam bu noktada beynin ödül sistemi devreye girer. Burada dopamin dediğimiz, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir madde salgılanır. Dopamin sayesinde kişi haz, keyif ve huzur hisseder. Beyin de adeta 'Sen hayatta kalman için iyi bir şey yaptın, buna devam et.' mesajı verir."

"Madde beynin doğal sistemini nasıl bozuyor?"

Peki madde bu doğal sistemi nasıl değiştiriyor?

"Normal şartlarda dopamin yavaş ve uzun süreli salgılanır. Bu nedenle kişi daha uzun süre rahat, huzurlu ve keyifli hisseder. Ancak maddeler beynin haz merkezinde bir anda çok yoğun ve çok yüksek miktarda dopamin salgılanmasına neden olur. Böylece kişi doğal yollarla elde edemeyeceği kadar yoğun bir haz, keyif ve huzur yaşar. İlk bakışta insanlar 'Ne güzel, daha fazla haz alıyorum.' diye düşünebilir. Ama işin kötü tarafı tam da bundan sonra başlıyor."

"Bağımlılık nasıl oluşuyor?"

İlk kullanım sonrasında beyinde neler oluyor?

"Maddeyi kullanan kişiler zaten en fazla keyfi ilk kullanım sırasında yaşarlar. Beyin bu kadar yoğun dopamine maruz kalmaya alışık değildir. Kendini korumak için dopaminin bağlandığı reseptörlerin sayısını azaltmaya başlar. Böyle olunca kişi aynı maddeyi kullansa bile ilk aldığı hazzı artık yaşayamaz. Örneğin madde bin birim dopamin salgılattıysa ama reseptör sayısı azaldıysa aynı etki oluşmaz. İşte buna tolerans gelişmesi diyoruz. Kişi aynı hazzı yaşayabilmek için kullandığı madde miktarını artırmaya başlar."

"Kısır döngü nasıl başlıyor?"

Daha sonra süreç nasıl ilerliyor?

"Madde kullanılmaya devam ettikçe beyin reseptörleri daha da azaltmaya başlıyor. Bir süre sonra kişi madde kullansa bile artık eskisi gibi haz alamıyor. Haz alamadığı gibi, madde kullanılmadığında yoksunluk dediğimiz tablo ortaya çıkıyor. Yoğun gerginlik... Huzursuzluk... Çarpıntı... Nefes darlığı... Baş edilmesi çok zor duygular... Artık kişi maddeyi keyif almak için değil, bu yoksunluğu bastırabilmek için kullanmaya başlıyor. Böylece tam anlamıyla kısır bir döngü oluşuyor."

"Türkiye'de en sık hangi maddeler kullanılıyor?"

Ülkemizde en sık kullanılan bağımlılık yapıcı maddeler hangileri?

"Ülkemizde yapılan çalışmalarda en sık sigara ve alkol ilk sırada yer alıyor. Yasa dışı maddelere baktığımızda ise esrar ve halk arasında 'kristal meth' olarak bilinen metamfetamin öne çıkıyor. Bunun ardından ekstazi geliyor. Eroin ise daha arka sıralarda yer alıyor."

"Bağımlılık neden çoğunlukla ergenlikte başlıyor?"

Madde bağımlılığı neden çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde başlıyor?

"Ergen beyni aslında madde kullanımı açısından oldukça riskli bir dönemdedir. Çünkü ergenlik döneminde beynimizin ödül merkezi gelişmiş oluyor. Ancak ödülü frenleyecek, doğru zamanı ve doğru davranışı seçmemizi sağlayan prefrontal korteks henüz tam gelişmemiş oluyor. Bu bölge yaklaşık 25 yaşına kadar gelişimini sürdürüyor. Yani istek çok fazla... Dürtüler çok güçlü... Ama bunları kontrol edecek mekanizma henüz yeterince olgunlaşmamış oluyor."

"Ergenler neden madde kullanımına daha açık oluyor?"

Hocam, ergenlik dönemindeki gençler maddeye neden daha kolay yöneliyor? Bunun temel nedenleri nelerdir?

"Ergenlik döneminde beynimizin ödül merkezi gelişmiş oluyor. Ancak ödülü frenleyecek prefrontal korteks, yani 'Her haz doğru değildir. Bu hazzı doğru zamanda ve doğru şekilde yönetmeliyim.' diyebilen beyin bölgesi henüz tam gelişmemiş oluyor. Bu bölge yaklaşık 25 yaşına kadar gelişimini sürdürüyor. Yani istek çok fazla… Dürtüler çok fazla… Ama bunları frenleyecek mekanizma henüz yeterince güçlü değil. Bunun yanında ergenlik döneminde yenilik arayışı ve risk alma davranışları da oldukça fazladır. Böyle olunca maddeyi deneme ihtimali artabiliyor. Bir diğer önemli neden ise akran etkisidir. Ergen için arkadaş grubu tarafından kabul görmek son derece önemlidir. Eğer bulunduğu arkadaş ortamında madde kullanan kişiler varsa, onların teşviki ya da baskısıyla maddeye ulaşması çok daha kolay olabiliyor. Bazen yalnızca dışlanmamak, arkadaş grubunda kabul görmek ya da kendini o grubun bir parçası hissetmek için bile madde teklifine 'hayır' diyemeyebiliyor."

"Ailede madde kullanımı da önemli bir risk faktörü"

Aile ortamı da bu süreçte etkili oluyor mu?

"Kesinlikle. Eğer ailede madde kullanan bireyler varsa ya da yakın çevrede madde bağımlılığı bulunan kişiler bulunuyorsa, ergenin maddeye ulaşma riski artıyor. Çocuk maddeyle daha erken yaşta tanışabiliyor ve kullanım süresi de daha uzun olabiliyor. Bunun yanında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları ve bipolar bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan çocuk ve ergenlerde de madde kullanım riski daha yüksektir."

"Aileler hangi belirtileri gördüğünde şüphelenmeli?"

Aileler çocuklarının madde kullandığını nasıl anlayabilir? Hangi belirtiler alarm vermelidir?

"Kesinlikle burası çok önemli. Çünkü kişi maddeyle ne kadar uzun süre temas ederse tedavi de o kadar zorlaşabiliyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarındaki değişimleri dikkatle takip etmeleri gerekiyor. En temel gösterge aslında çocuğun davranışlarının değişmesidir. Eğer çocuk; Evden izinsiz çıkmaya başladıysa, Geç saatlerde eve geliyorsa, Arkadaş çevresi değiştiyse ve bunu aileden gizliyorsa, Okul devamsızlığı arttıysa, Ders başarısı düşmeye başladıysa, daha öfkeli, Daha gergin, Daha çatışmacı bir hale geldiyse, Eve geldiğinde üzerinde farklı kokular hissediliyorsa, Gözlerinde kızarıklık oluşuyorsa, Göz bebekleri normalden çok büyüyor ya da küçülüyorsa, ailelerin artık daha dikkatli olması gerekir. Elbette tek başına bu belirtilerden biri kesin olarak madde kullanıldığı anlamına gelmez. Çünkü bazı belirtileri gizlemek için kişiler önlem de alabiliyor. Bu nedenle yalnızca fiziksel belirtilere değil, çocuğun davranışlarındaki değişime bütüncül olarak bakmak gerekir. Bu belirtilerden birkaçının birlikte görülmesi durumunda mutlaka bir Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurulmalıdır."

"Madde bağımlılığı tedavi edilebilir mi?"

Toplumda 'Madde bağımlılığı tedavi edilemez.' gibi yanlış bir algı var. Bu doğru mu?

"Hayır. Madde bağımlılığı tedavi edilebilir kronik bir hastalıktır. Burada en önemli nokta erken fark etmek ve erken tedaviye başlamaktır. Erken müdahale edildiğinde tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Kişinin tedavi olma motivasyonu yüksekse… Ailenin desteği güçlüyse… Aile içindeki birlik ve iletişim sağlamsa… Tedavinin başarı oranı da belirgin şekilde yükseliyor. Elbette kullanılan maddeye göre tedavi yöntemleri değişiyor. Bu nedenle profesyonel destek alınması gerekiyor. Çocuk ve ergenler için ÇEMATEM, yetişkinler için ise AMATEM merkezlerinde bilimsel yöntemlerle tedavi uygulanıyor."

"Bağımlılıkta tekrar görülebilir, bu tedavinin bir parçasıdır"

Tedavi sonrasında yeniden başlama riski var mı?

"Evet. Bağımlılık kronik bir hastalıktır. Nasıl ki bazı kronik hastalıklar zaman zaman tekrar edebiliyorsa, bağımlılıkta da yeniden madde kullanımı görülebilir. Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Tam tersine sürecin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Önemli olan böyle bir durumda hızlı davranmak ve yeniden profesyonel destek almaktır."

"Ailelerin öfkesi değil, sevgisi tedaviyi güçlendirir"

Son olarak ailelere hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

"Madde kullanımıyla ilgili yapılan çalışmalara baktığımızda, aile ilişkileri güçlü olan, aile içi iletişimi sağlıklı olan ve aile bağları kuvvetli olan çocuklarda madde kullanım riskinin belirgin şekilde azaldığını görüyoruz. Yani aile bağları ne kadar güçlüyse bu durum çocuk için o kadar koruyucu oluyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi, onları dinlemesi, sevgisini hissettirmesi ve güçlü iletişim kurması çok önemlidir. Erken fark etmek… Erken şüphelenmek… Erken tedaviye başlamak… Süreci büyük ölçüde kolaylaştırır. Bir diğer önemli konu ise şudur: Çocuk tedavi oldu diye süreç tamamen bitmiş sayılmaz. Bazen yeniden madde kullanımı görülebilir. Aileler bunu büyük bir hayal kırıklığı ya da öfke sebebi olarak görmemelidir. Bunun hastalığın doğal sürecinin bir parçası olabileceğini bilmeleri gerekir. Böyle durumlarda çocuğu suçlamak, yargılamak ya da cezalandırmak yerine; sevgiyle, şefkatle ve anlayışla yaklaşmaları çok önemlidir. Çünkü tedavinin en güçlü desteklerinden biri ailedir. Özellikle ebeveyn sevgisinin şartlı olmaması gerekir. Çocuk, ailesinin sevgisini her koşulda hissedebilmelidir. Evde sevgi, ilgi ve şefkat varsa yalnızca madde bağımlılığına karşı değil, birçok psikiyatrik hastalığa karşı da önemli bir koruyucu kalkan oluşur. Belki de çocuk o sevgi ortamı sayesinde hiç maddeyle tanışmayacaktır."