DİYARBAKIR HABER- AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan ve kamuoyunda "12 maddelik çerçeve yasa" olarak tartışılan düzenleme, siyaset ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Düzenlemenin hukuki niteliği, kapsamı ve Türkiye'nin geleceğine olası etkileri merak edilirken, hukukçu Muhammed Akar sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akar, düzenlemenin bir af ya da pişmanlık yasası olmadığını vurgulayarak, bunun silahların tamamen devre dışı bırakılmasını hedefleyen, demokratik siyasetin önünü açmayı amaçlayan ve Türkiye'nin yeni bir döneme girmesini sağlayacak kapsamlı bir hukuki adım olduğunu söyledi.

"Öncelikle bu düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?"

“Öncelikle bu yasal düzenlemenin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Gerçekten uzun süredir beklenen önemli bir süreçten geçiyoruz. Yaklaşık bir haftadır kamuoyunun gündemindeydi. Bugün itibarıyla çerçeve yasa Meclis'e sunuldu ve siyasi partilerin gruplarına dağıtıldı. Milletvekilleri düzenlemeyi inceleyecek, değerlendirmeler yapılacak ve ardından yasama süreci tamamlanacak. Gördüğüm kadarıyla sadece siyasi partilerde değil, toplumun büyük bölümünde de bu sürece yönelik ciddi bir destek var. Türkiye'nin geleceğini düşünen insanların önemli bir kısmı bu düzenlemenin arkasında duruyor. Bu da memnuniyet verici bir tablo ortaya koyuyor”

A5C651B8 D86E 4D08 9575 A6701708Ab33

"Kamuoyunda en çok tartışılan konu şu: Bu bir af yasası mı?"

“Hayır. Hukuki açıdan bunun altını özellikle çizmek gerekiyor. Bu düzenleme bir af yasası değildir. Aynı şekilde bir pişmanlık yasası olarak da değerlendirilmemelidir. Bu yasa, ceza infaz sistemi içerisinde yapılan yeni bir düzenlemedir. Ceza infazına ilişkin hükümler yeniden şekillendiriliyor. Bunun sonucunda belirli şartları taşıyan kişiler bakımından cezaların ertelenmesi, infaz süreçlerinin yeniden düzenlenmesi ve bazı kişilerin cezaevlerinden çıkabilmesi söz konusu olabilecek. Bunun yanında yurt dışında bulunan bazı kişilerin Türkiye'ye dönüşüyle ilgili de hukuki imkanlar doğabilecek. Ancak bunların tamamı belirli şartlara bağlı olacak”

"Kimler bu düzenlemeden yararlanabilecek?"

“Düzenleme kademeli bir sistem öngörüyor. Burada dikkat çeken en önemli hususlardan biri, örgütün üst düzey yöneticilerinin kapsam dışında bırakılmasıdır. Özellikle 2005 yılı öncesine yapılan vurgu da bunun göstergesidir. Böylece örgütün üst yönetim kadrosunun bu düzenlemeden yararlanmasının önü kapatılmış oluyor. Ben bu konuda ciddi bir itiraz beklemiyorum. Çünkü süreç boyunca hem İmralı'dan hem de örgütün üst yönetiminden bu kişilerin mutlaka kapsama alınması yönünde güçlü bir talep oluştuğunu görmedik. Elbette zaman zaman çeşitli açıklamalar yapıldı. Ancak genel yaklaşımın, kişisel beklentilerden ziyade Türkiye'de toplumsal uzlaşının sağlanması yönünde olduğunu düşünüyorum”

"Bu süreçte siyasi aktörlerin katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?"

“Bu süreç kolay oluşmadı. Çok sayıda siyasi aktör, farklı kesimler ve toplumun çeşitli temsilcileri katkı sundu. Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli'ye, DEM Parti'ye ve emeği geçen herkese teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Herkes kendi sorumluluğu çerçevesinde katkı sundu. İmralı'nın da sürecin ilerlemesine yönelik olumlu katkılar sağladığını söylemek mümkündür. Çünkü bugün gelinen noktada silahlı yapının tasfiyesi yönünde önemli bir irade ortaya çıkmış durumda”

"Bu düzenlemenin temel amacı nedir?"

“Temel amaç, Türkiye'nin uzun yıllardır yaşadığı güvenlik sorununu hukuk zemininde çözüme kavuşturmaktır. Bu nedenle düzenleme yalnızca ceza infazıyla ilgili teknik hükümlerden ibaret değildir. Aynı zamanda toplumsal normalleşmenin önünü açacak bir başlangıç niteliği taşımaktadır. Önümüzdeki süreçte bu yasanın uygulanmasıyla birlikte hem hukuki hem de toplumsal anlamda yeni gelişmeler yaşanacaktır. Ancak bunun zamana yayılan bir süreç olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle herkesin sabırlı olması gerekiyor. Sürecin adım adım ilerlemesi ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi en sağlıklı yöntem olacaktır”

“Silahların Susması Sadece Türkiye'yi Değil, Bölgeyi de Etkileyecek"

"Bu düzenlemenin Türkiye dışında bölge ülkelerine de etkisi olacak mı?"

“Kesinlikle olacaktır. Bu sürecin etkileri yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacak. Suriye'de, Irak'ta ve hatta İran'da da önemli yansımalarını göreceğimizi düşünüyorum. Silahlı yapının silah bırakması ve örgütsel faaliyetlerini sonlandırması, Türkiye açısından güvenlik ve istikrarı güçlendirecek önemli bir gelişmedir. Aynı zamanda örgütün faaliyet gösterdiği diğer coğrafyalarda da bunun etkileri hissedilecektir”

"İran vurgusu yaptınız. Bunu biraz açabilir misiniz?"

“Son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımızda, örgütün İran sahasındaki faaliyetlerinde de farklılaşmalar görüyoruz. Bu durumun önümüzdeki süreçte daha belirgin hale geleceğini düşünüyorum. Benim değerlendirmeme göre, sadece Türkiye'deki yapılanma değil, örgütün faaliyet yürüttüğü diğer alanlarda da tasfiye ve etkisizleşme süreci gündeme gelebilir. Bu nedenle söz konusu düzenleme yalnızca Türkiye'nin iç hukukunu ilgilendiren bir adım değil, bölgesel sonuçları olabilecek bir gelişmedir.”

"Yurt dışındaki kişiler açısından nasıl bir süreç öngörülüyor?"

“Uzun yıllardır çocuklarının geri dönmesini bekleyen çok sayıda aile var. Bu düzenleme, ağır suçlar kapsamı dışında kalan bazı kişiler açısından yeni hukuki imkanlar oluşturabilir. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Adam öldürme, bombalı eylem gibi ağır suçlar farklı değerlendirilirken; örgüt üyeliği, propaganda veya iltisak gibi suçlamalar bakımından ceza infaz sisteminde yeni düzenlemeler öngörülüyor. Bu kapsamda bazı kişiler yargı mercilerine başvurarak yeni hukuki süreçlerden yararlanabilecek.”

"Ceza infaz sisteminde nasıl bir değişiklik öngörülüyor?"

“Düzenleme, infaz hukukuna ilişkin yeni bir model getiriyor. Teknik anlamda bakıldığında soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinde erteleme mekanizmaları öngörülüyor. Bazı kişiler bakımından cezaların ertelenmesi veya infazın farklı usullerle uygulanması söz konusu olabilecek. Bu nedenle kamuoyunda zaman zaman dile getirildiği gibi doğrudan bir genel af yaklaşımı doğru değildir. Hukuki olarak infaz sistemine ilişkin yeni bir düzenlemeden söz ediyoruz.”

"Toplumun bu sürece yaklaşımı nasıl olmalı?"

“Her şeyden önce toplumun süreci sağduyuyla takip etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu bir anda sonuçlanacak bir süreç değil. Adım adım ilerleyecek ve hukuki mekanizmalar işletilecek. Toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetleri gözetilerek makul bir yol izlenmeye çalışılıyor. Dolayısıyla sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için sabırlı olmak ve gelişmeleri dikkatle takip etmek önem taşıyor”

"Bölgede bu sürece yönelik beklentiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?"

“İlk günden itibaren özellikle bölgede yaşayan vatandaşların, kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve farklı toplumsal kesimlerin bu sürece olumlu yaklaştığını görüyoruz. İnsanlar artık kalıcı bir huzur ortamının oluşmasını istiyor. Beklenti, bu sürecin başarıyla tamamlanması ve toplumsal normalleşmenin güçlenmesi yönünde. Bu nedenle çerçeve yasanın kabul edilmesi tek başına bir sonuç değil; daha kapsamlı bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olarak görülmelidir.”

Muhammed Dara Akar

"Bu yasanın en önemli hedefi sizce nedir?"

“Bana göre en önemli hedef, silahlı çatışma dönemini geride bırakarak demokratik siyasetin alanını genişletmektir. Silahların tamamen sustuğu, sorunların hukuk ve siyaset zemininde konuşulduğu bir ortam, hem Türkiye'nin iç barışına hem de bölgesel istikrara önemli katkılar sağlayacaktır. Önümüzdeki dönemde bu sürecin sonuçlarını sadece güvenlik alanında değil; ekonomi, toplumsal huzur ve demokratikleşme başlıklarında da daha net göreceğimizi düşünüyorum”

"Türkiye Tarihi Bir Eşiğin Önünde"

"Bu süreci Türkiye açısından nasıl tanımlıyorsunuz?"

“Ben bunun Türkiye açısından tarihi bir eşik olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yasa yalnızca teknik bir hukuki düzenleme değildir; aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıç noktasıdır. Silahlı yapının faaliyetlerini sonlandırmasıyla birlikte demokratik ve sivil siyasetin alanı daha da genişleyecektir. Bu durum yalnızca güvenlik açısından değil, toplumsal barış ve demokratikleşme bakımından da önemli sonuçlar doğuracaktır. Yıllardır sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve birçok siyasi aktör silahların tamamen bırakılması yönünde çağrılarda bulundu. Bugün gelinen nokta, bu çağrıların karşılık bulduğu yeni bir döneme işaret ediyor”

"Cumhur İttifakı'nın 'bin yıllık kardeşlik' söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?"

“Sayın Devlet Bahçeli'nin ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın kullandığı "bin yıllık kardeşlik" vurgusunu önemli buluyorum. Bugün çevremizde çok ciddi jeopolitik gelişmeler yaşanıyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar, bölgesel istikrarsızlıklar ve güvenlik riskleri ortadayken Türkiye kendi iç barışını güçlendirme yönünde önemli bir adım atıyor. Ben bunun sadece bugünü değil, gelecek yılları da etkileyecek stratejik bir gelişme olduğunu düşünüyorum.”

"Ekonomik açıdan nasıl bir tablo ortaya çıkabilir?"

Diyarbakır’da yüzlerce aile geçimini bu üründen sağlıyor!
Diyarbakır’da yüzlerce aile geçimini bu üründen sağlıyor!
İçeriği Görüntüle

“Uzun yıllardır devam eden şiddet ortamının Türkiye'ye çok ağır maliyetleri oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da ifade ettiği gibi, bu süreçte trilyonlarca dolarlık ekonomik kaynağın farklı alanlara yönlendirilme imkânı ortadan kalktı. Ancak bana göre ekonomik kayıplardan daha önemlisi insan kaybıdır. Kaybedilen canlar hiçbir ekonomik değerle ölçülemez. Şiddetin sona ermesiyle birlikte hem ekonomik kalkınmanın hızlanacağına hem de kamu kaynaklarının eğitim, sağlık, üretim ve yatırımlara daha fazla yönlendirileceğine inanıyorum”

"Türkiye'nin önümüzdeki dönemde nasıl bir konuma ulaşacağını öngörüyorsunuz?”

“Kaynaklarını doğru kullanan, ekonomisini güçlendiren ve demokratik standartlarını yükselten bir Türkiye'nin önümüzdeki on yıl içerisinde bölgesinde çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini düşünüyorum. Sadece ekonomik olarak değil; demokrasi, hukuk ve istikrar açısından da örnek gösterilen ülkelerden biri olabilir. Bu nedenle ben bu süreci Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyorum.

"Konuşmanızda tarihten örnekler verdiniz. Bunları neden önemli görüyorsunuz?"

“Tarihte bazı dönüm noktaları vardır ve bunlar yalnızca yaşandıkları dönemi değil, sonraki yüzyılları da etkiler. 1071 Malazgirt Zaferi'ni bu açıdan önemli görüyorum. Ardından 1514 Çaldıran süreci ve Kurtuluş Savaşı yıllarında kurulan birliktelikler de Türkiye'nin tarihindeki kritik dönemeçlerdir. Bugün yaşanan gelişmelerin de benzer şekilde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini düşünüyorum. Elbette bunu tarih değerlendirecektir ancak içinde bulunduğumuz sürecin sıradan bir süreç olmadığı kanaatindeyim”

"Türkiye'nin bölgesel rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?"

“Türkiye'nin yalnızca kendi vatandaşları için değil, bulunduğu coğrafya açısından da önemli bir ülke olduğunu düşünüyorum. Bölgesel istikrarın güçlenmesiyle birlikte Türkiye'nin diplomatik etkisi, ekonomik gücü ve demokratik tecrübesi daha fazla öne çıkabilir. Suriye başta olmak üzere yakın coğrafyada yaşanacak gelişmelerde Türkiye'nin etkin rol üstlenmeye devam edeceğini düşünüyorum. Önemli olan, iç barışı güçlendiren, hukuk devletini geliştiren ve toplumsal uzlaşıyı koruyan bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir”

"Son olarak kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj nedir?"

“Bu süreç, sabırla ve sağduyuyla takip edilmelidir. Toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetleri dikkate alınarak yürütülecek her adım, Türkiye'nin ortak geleceğine katkı sağlayacaktır. Ben, ülkemizin huzuruna, demokrasisine ve kalkınmasına katkı sunacak her türlü hukuki ve demokratik adımın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Temennim; bu sürecin toplumsal barışı güçlendirmesi, Türkiye'nin geleceğine olumlu katkılar sunması ve gelecek nesillere daha güçlü bir ülke bırakılmasına vesile olmasıdır”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM