DİYARBAKIR HABER - Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı’nın yargıya ilişkin açıklamalarına Diyarbakır’dan yanıt verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili olan Tanrıkulu, Bakan’ın “Yargı uygulamasından geliyorum, sorunları biliyorum ve çözeceğim” sözlerini eleştirerek, “Kendi uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunları kim çözecek?” diye sordu.
Tanrıkulu, Adalet Bakanı’nın geçmişteki yargı pratiğine işaret ederek, ağır ceza mahkemelerindeki görevleri sırasında verilen bazı kararların adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve kişi özgürlüğü açısından ciddi hak ihlallerine yol açtığını savundu.
“AYM kararlarına uyulmadı” iddiası
Tanrıkulu, söz konusu kararların bir kısmının Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını ve hak ihlali kararları verildiğini hatırlattı. Ancak bu kararların görevdeyken uygulanmadığını ileri sürerek, “Bugün Anayasa Mahkemesi kararlarını örnek gösterenler, geçmişte verilen ihlal kararlarına neden uymadı?” ifadelerini kullandı.
Aynı yargı çevresinde eşit dereceli mahkemeler arasında bir hâkimin sık sık yer değiştirmesini de eleştiren Tanrıkulu, bunun özellikle kritik dosyalarda belirli bir pratiğin sürdürülmesi amacı taşıyıp taşımadığı sorusunu gündeme getirdi.
“Avukatlık mesleği hedef alınmamalı”
Tanrıkulu, Adalet Bakanı’nın avukatlara yönelik açıklamalarını da değerlendirdi. Münferit ve istisnai örnekler üzerinden tüm meslek grubunun hedef alınamayacağını belirten Tanrıkulu, “Avukatlık Kanunu ve disiplin hükümleri açıktır. Gerektiğinde barolar gerekeni yapar. Ancak bağlamından koparılan örneklerle mesleğin tamamını zan altında bırakmak kabul edilemez” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili sıfatıyla konuştuğunu vurgulayan Tanrıkulu, işkence iddiaları bulunan bazı dosyalarda avukatların savcılara erişimde ciddi zorluklar yaşadığını öne sürdü.
“Hak ve özgürlük alanı genişletilmeli”
Tanrıkulu, Adalet Bakanı’nın artık bir yargıç değil, siyasetçi olduğunu belirterek eleştirilere açık olması gerektiğini ifade etti. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesinin meslek örgütlerini zayıflatmakla değil, hak ve özgürlük alanlarını genişletmekle mümkün olacağını savundu.




