DİYARBAKIR HABER- Dicle Üniversitesi akademisyenleri, yetkileri alınan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytaç Coşkun hakkında kamuoyuna yansıyan iddialara ilişkin dikkat çekici bir açıklama yaptı. Açıklamada, üniversite yönetimine yönelik ciddi eleştiriler yöneltilirken, Prof. Dr. Coşkun’un istifa etmeye zorlandığına dair güçlü bir algı oluştuğu ifade edildi.

Akademisyenlerin açıklamasında, Dicle Üniversitesi’nde uzun süredir gündemde olan yolsuzluk iddiaları, hastane hizmetlerinde elden para alındığına yönelik ciddi şüpheler ve kurumsal zaaflara karşı açık bir tutum sergileyen Prof. Dr. Aytaç Coşkun üzerinde istifa baskısı oluşturulduğuna dair bilgilerin kamuoyuna yansıdığı vurgulandı.

Açıklamada, Prof. Dr. Coşkun’un istifa etmeyeceğini açıkça beyan etmesine rağmen, görevden alınmasına yönelik girişimlerin konuşulmasının üniversitenin yönetim anlayışı açısından ciddi kaygı yarattığı ifade edildi. Bu durumun, etik ilkelere dayalı yönetsel tutumların desteklenmesi gerekirken, tam tersine baskı altına alınmak istendiği yönünde güçlü bir izlenim doğurduğu belirtildi.

Dicle Üniversitesi’nin geçmişine de dikkat çekilen açıklamada, kurumun daha önce farklı yapılanmaların etkisi altında kaldığının bilindiği hatırlatılarak, bugün üniversitenin adının yeniden cemaat ilişkileri, kapalı yönetsel yapılar ve denetimsizlik iddialarıyla anılmasının, kurumsal itibar ve akademik bağımsızlık açısından son derece düşündürücü olduğu kaydedildi.

Akademisyenler, kurumsal çürümüşlükle mücadelenin bireysel bir tercih değil, kamu görevi ve yöneticilik sorumluluğunun doğal bir gereği olduğuna vurgu yaparak, bu sorumluluğu yerine getiren bir yöneticinin baskı altına alınmasının ya da görevden uzaklaştırılmasının gündeme gelmesinin, iddiaların aydınlatılmasından ziyade üzerinin örtülmek istendiği algısını güçlendirdiğini ifade etti.

Diyarbakır Kulp’ta çığ alarmı: Afet ekipleri teyakkuzda!
Diyarbakır Kulp’ta çığ alarmı: Afet ekipleri teyakkuzda!
İçeriği Görüntüle

Açıklamada kamuoyuna şu mesajlar açık şekilde hatırlatıldı:

“Şeffaflık talep etmek suç değildir.

Usulsüzlük iddialarını dile getirmek sadakatsizlik değildir.

Kurumsal ahlakı savunmak cezalandırılacak bir davranış olamaz.

Üniversiteler; kişi, grup ya da cemaatlerin değil, kamunun, bilimin ve hukukun kurumlarıdır.”

Akademisyenler, bu açıklamanın kişisel değil kamusal bir sorumluluğun gereği olduğunu vurgulayarak, sürecin tüm yönleriyle kayıt altına alındığını ve ilgili merciler tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunduklarını ifade etti.

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM