DİYARBAKIR HABER-Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, Dicle Nehri üzerinde yer alan ve halk arasında On Gözlü Köprü olarak bilinen tarihi yapı, 10 kemerli açıklığıyla kentin simgeleri arasında yer alıyor. Dicle Köprüsü ve Silvan Köprüsü olarak da anılan yapı, Silvan yolu üzerindeki konumuyla da biliniyor.
Tarihi belgeler ve kitabe çözümlemelerine göre köprünün 1065 yılında Mervaniler döneminde inşa edildiği, mimarının ise “Ubeyd oğlu Yusuf” olduğu aktarılıyor. Ancak bazı araştırmacılar, mevcut kitabenin bir onarım kitabesi olabileceğini ve yapının kökeninin daha eskiye dayanabileceğini savunuyor. Bu nedenle köprünün ilk inşa tarihi kesin olmamakla birlikte 11. yüzyıla kadar uzandığı genel kabul görüyor.
Gizligöl, Taşlardaki harfleri anlattı!
Diyarbakır Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvar Müdürü Müjdat Gizligöl, köprünün taş yüzeylerinde görülen harf, çizgi ve sembollerin sıradan işaretler olmadığını vurguladı. Gizligöl’e göre bu işaretler, mimarlık tarihinde yaygın olarak bilinen “taş ustası işaretleri”. Ustalar, yonttukları taşlara kendilerine özgü semboller bırakıyordu. Bu semboller:
Harfler, Ok, çarpı, üçgen, daire gibi basit figürler, Geometrik işaretler şeklinde olabiliyordu. Bu uygulama yalnızca Diyarbakır’a özgü değil. Antik Roma’dan Orta Çağ İslam dünyasına ve Avrupa’daki büyük katedrallere kadar geniş bir coğrafyada benzer sistemlerin kullanıldığı biliniyor.
Orta Çağ’ın “Hakediş Sistemi”
Tarihsel kaynaklara göre birçok büyük yapıda ustalar, yonttukları taş başına ücret alıyordu. Taş üzerindeki işaret, bir nevi hakediş kaydı işlevi görüyordu.
Bu sistem sayesinde; Hangi taşı hangi ustanın yaptığı belirlenebiliyor, Emek bireysel olarak takip edilebiliyor ve hatalı ya da zayıf işçilik doğrudan sorumlu ustaya bağlanabiliyordu. Bir taşta yapısal bozukluk, yanlış ölçü ya da zayıf yontu tespit edildiğinde sorumlu usta açıkça ortaya çıkıyordu. Bu durum hem disiplin sağlıyor hem de kaliteyi artırıyordu.
Bin yıllık disiplin ve mesleki ciddiyet
Uzmanlara göre Ongözlü Köprü’nün taşlarındaki bu küçük semboller, Orta Çağ’daki mesleki ciddiyetin ve örgütlü iş disiplininin göstergesi. Bugün üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş olsa da, köprünün ayakta kalmasında yalnızca mühendislik değil; taş ustalarının bireysel sorumluluk bilinci ve titizliği de büyük rol oynuyor. Diyarbakır’ın tarihî mirası arasında özel bir yere sahip olan Ongözlü Köprü, sadece mimari bir yapı değil; aynı zamanda Orta Çağ’ın çalışma ahlakını ve kayıt sistemini günümüze taşıyan taş bir arşiv niteliği taşıyor.




