DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethedilişinin 1387’nci yıl dönümü dolayısıyla Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oktay Bozan ile Diyarbakır’ın tarihsel hafızasına ışık tutan kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Prof. Dr. Bozan, 27 Mayıs 639 tarihinin yalnızca bir askeri zafer olarak değil, bölge açısından siyasi, sosyal ve kültürel bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Diyarbakır’ın Bizans ile Sasani arasında yüzyıllarca süren mücadelelerin merkezinde kaldığını belirten Bozan, fetihle birlikte kentin yeni bir döneme girdiğini ifade etti.

Oktay Bozan-2

“Diyarbakır’da fetih kutlamalarının güçlü bir hafızası var”

Diyarbakır’ın fethinin 1387’nci yıl dönümündeyiz. Bu tarih neden önemli?

“Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Oktay Bozan, 27 Mayıs 639 tarihinin İslam tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek, Diyarbakır’da bu tarihin güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olduğunu söyledi.

Bozan, şöyle konuştu: “27 Mayıs 639 tarihi, İslam tarihi kaynaklarında İslam ordularının Diyarbakır’a ulaştığı tarih olarak geçmektedir. Bu nedenle her yıl bu dönemde Diyarbakır’da fetih etkinlikleri düzenlenmektedir. Türkiye’de İstanbul’un fethinden sonra en fazla sahiplenilen, en yoğun kutlamaların yapıldığı şehirlerden biri Diyarbakır’dır. Son yıllarda sivil toplum kuruluşları, Diyarbakır Valiliği ve üniversitemizin katkılarıyla bu etkinliklerin daha da görünür hale geldiğini görüyoruz.”

“Diyarbakır, iki büyük imparatorluğun arasında stratejik bir kapıydı”

639 yılına giden süreçte bölgenin siyasi atmosferi nasıldı?

Bozan, Hz. Ömer döneminin yalnızca dini değil, aynı zamanda siyasi ve askeri açıdan da büyük kırılmalara sahne olduğunu belirtti. Bozan; “Hz. Ömer döneminde dönemin iki süper gücü vardı; doğuda Sasani İmparatorluğu, batıda Bizans İmparatorluğu. İslam orduları bu iki büyük güçle mücadele etti. Suriye ve Irak’ın ardından Kuzey Mezopotamya’ya, yani o dönem kaynaklarında El-Cezire olarak geçen bölgeye yöneldi. Diyarbakır da bu coğrafyanın en kritik merkezlerinden biriydi” dedi.

Surrr

“Diyarbakır Fatihi İyaz bin Ganem’dir”

Diyarbakır’ın fethini gerçekleştiren komutan kimdi?

Prof. Dr. Bozan; “Bölgeye gelen İslam ordularının komutanı İyaz bin Ganem’dir. Diyarbakır’ın fatihi olarak kabul edilir. Kaynaklarda ordunun yaklaşık 8 bin kişiden oluştuğu, bunların bin kadarının sahabe olduğu belirtilmektedir. Bu yönüyle Diyarbakır, sahabe hatırasını taşıyan şehirlerden biridir” diye konuştu.

Bozan, Hazreti Süleyman Camii çevresinin bu tarihsel hafızanın önemli simgelerinden biri olduğunu ifade ederek, “Bu şehirde yürüdüğümüz topraklar, sahabelerin mücadelesine tanıklık etmiş topraklardır.”

“Bizans için de İslam orduları için de anahtar şehir”

Diyarbakır neden bu kadar stratejik bir merkezdi?

“Diyarbakır sıradan bir şehir değildi. Bizans’ın en güçlü kalelerinden biriydi. Hem askeri hem coğrafi açıdan son derece korunaklıydı. Bizans ile Sasani arasındaki uzun savaşlar boyunca önemli bir garnizon olarak kullanıldı.” Bozan’a göre, dönemin Bizans valisi Meryem ile İyaz bin Ganem arasında geçen mektuplaşmalar da bunun en açık göstergesi. “Bizans valisi Diyarbakır’ı bölgenin anahtarı olarak görüyor. İyaz bin Ganem de aynı şekilde burayı Anadolu’ya açılan kapı olarak değerlendiriyor. Bu benzetme tesadüf değil.”

“Beş aylık kuşatma sonunda fetih gerçekleşti”

Fetih nasıl gerçekleşti?

“Yaklaşık beş ay süren bir kuşatma söz konusu. Ancak bundan önce Silvan, Palu gibi çevredeki yerleşim merkezleri ele geçiriliyor ve Bizans’ın destek yolları kesiliyor. Sonunda Diyarbakır fethediliyor.” Bozan’a göre bu fetih, önceki kuşatmalara kıyasla dikkat çekici biçimde daha az yıkımla sonuçlandı.

“Bu şehir savaş yorgunuydu”

Neden?

Diyarbakır’da bayram telaşı çarşıları doldurdu
Diyarbakır’da bayram telaşı çarşıları doldurdu
İçeriği Görüntüle

“Çünkü Diyarbakır asırlar boyunca büyük savaşların merkezinde kaldı. İran merkezli devletlerle Anadolu merkezli güçlerin mücadele sahası oldu. Bazı kuşatmalarda on binlerce insanın öldüğünü, büyük yıkımlar yaşandığını biliyoruz. Halk sürekli savaşın yükünü taşıyordu.”

“639 yılı yeni bir başlangıçtı”

Bu nedenle mi ‘özgürlük’ vurgusu yapıyorsunuz?

“Evet. Çünkü halk iki büyük güç arasında ezilmişti. 639 yılı bu şehir için yeni bir başlangıç anlamına gelir. Ekonomik canlanma, sosyal istikrar ve yeni bir düzen demektir.”

“Fetih işgal değildir”

Bazı çevreler Diyarbakır’ın fethini katliam olarak yorumluyor. Buna ne diyorsunuz?

Bozan bu iddiaların tarihsel karşılığı olmadığını belirtti. “Bu iddialar özellikle son yıllarda ideolojik biçimde gündeme getiriliyor. Ancak elimizde bunu doğrulayacak akademik bir veri yok.”

Oktay Bozan1

“Halk hedef alınmadı”

Kaynaklar ne söylüyor?

“Kaynaklara göre sadece bir noktada çatışma yaşanıyor. Halk doğrudan savaşın tarafı haline getirilmiyor. Fetih sonrası bir ahitname hazırlanıyor. Bu metinle insanların canı, malı, inancı ve namusu güvence altına alınıyor.”

“Eğer soykırım olsaydı bu eserler kalmazdı”

Bugünkü Diyarbakır’ın çok kültürlü yapısı bunu destekliyor mu?

“Kesinlikle. Eğer sistematik bir yok etme siyaseti olsaydı bugün bu kadar çok kilise, ibadethane ve gayrimüslim kültürel miras unsuru ayakta kalmazdı.”

“639 yılı bir felaket değil, uyanıştır”

Son olarak Diyarbakır halkına ne söylemek istersiniz?

Bozan, Diyarbakır’ın fethinin doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı: “639 yılı bu şehir için bir felaket değil; hürriyetin, huzurun ve yeni bir medeniyet tasavvurunun başlangıcıdır. İnsanlarımızın bu tarihsel hafızayı doğru şekilde anlaması önemlidir.”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM