Mehmet Sait BAYRAM / DİYARBAKIR HABER - (RÖPORTAJ)- Diyarbakır Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Fahrettin Çağdaş, kentin doğal taş ve mermercilik potansiyeli hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Diyarbakır’ın sahip olduğu 47 farklı renk ve desene sahip doğal taş çeşitliliğiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Çağdaş, sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirdi.
Çağdaş, madenciliğin sadece ekonomik bir faaliyet değil aynı zamanda kalkınmanın, sanayileşmenin ve refahın en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. “Madencilik kalkınmanın, sanayileşmenin ve refahın olmazsa olmazıdır. Sosyal ve sorumlu madencilik anlayışıyla hem çevreyi koruyacağız hem de bölge ekonomisine katkı sunacağız” ifadelerini kullandı.
Mermercilik sektörünün, Diyarbakır’da istihdam yaratma açısından da kritik bir noktada olduğunun altını çizen Çağdaş, devlet desteklerinin ve yatırımların artması halinde Diyarbakır’ın doğal taş ihracatında çok daha güçlü bir konuma geleceğini kaydetti.
Çağdaş ayrıca, sektördeki bazı yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini belirterek, altyapı yetersizlikleri, ihracat sürecindeki bürokratik engeller ve enerji maliyetleri gibi sorunların giderilmesi halinde sektörün hem bölgesel hem de ulusal ölçekte daha büyük bir katkı sağlayacağını ifade etti. “Diyarbakır’ın taşı dünyaya açılacak, hem istihdam artacak hem de kent ekonomisi güçlenecek” diyen Çağdaş, özel sektör ile kamu kurumları arasında iş birliği çağrısında bulundu.
Diyarbakır Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Fahrettin Çağdaş ile sektörün dünü, bugünü ve geleceğini konuştuk. Çağdaş, hem mevcut potansiyeli hem de sektörün yaşadığı sorunları anlattı.
İşte Çağdaş ile yaptığımız röportajın detayı;
DİMAD 2002 YILINDA KURULDU
Sayın Çağdaş, öncelikle derneğinizin kuruluşunu ve hedeflerini anlatır mısınız?
Öncelikle sektörümüze gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederim. Diyarbakır Mermerciler ve Madenciler Derneği 2002 yılında kuruldu. Mermer ve maden sektöründe faaliyet gösteren iş insanlarından oluşuyoruz. Üyelerimizin çoğu ocak işletmeciliği ve mermer fabrikacılığı yapıyor, aynı zamanda ihracat potansiyeline sahip. Amacımız, kentin doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırmak, dayanışma kültürünü geliştirmek ve kentin sanayi, ticaret, üniversite ve sivil kurumlarıyla ortak hareket ederek bir aktör olmaktır.
“20 FABRİKA, 30’A YAKIN OCAK VAR”
Diyarbakır denilince mermercilik sektörü öne çıkıyor. Bugün sektör ne durumda?
Bugün Diyarbakır’da 20 fabrika, 30’a yakın ocak var. Yıllık üretim kapasitemiz 4 milyon metrekare. Kentin ihracatına yıllara göre 50 milyon ile 100 milyon dolar arasında katkı sunuyoruz. Özellikle Karacadağ bazaltı ve farklı taş çeşitlerimiz uluslararası pazarlarda tanınıyor.
“DİYARBAKIR’DA 47 FARKLI RENK VE DESEN TAŞ VAR”
Diyarbakır’da hangi bölgelerde ocaklar bulunuyor?
Diyarbakır’da 47 farklı renk ve desende taş var. En önemli havzalar Hani, Lice, Kulp, Çermik, Çüngüş ve Hazro. Ayrıca bazalt en önemli kaynaklarımızdan biri. Sur içindeki tarihi yapılardan Karacadağ’a kadar binlerce yıldır bazalt bu coğrafyanın yapı taşıdır.
“DİYARBAKIR’DA 50-100 MİLYON DOLAR ARASINDA İHRACAT YAPILIYOR”
Türkiye ve dünya ölçeğinde Diyarbakır’ın mermer sektörü nerede duruyor?
Dünyada mermer ticareti yıllık 20 milyar dolara ulaşıyor. Türkiye bunun 2 milyar dolarlık kısmını gerçekleştiriyor. Ancak 650 çeşit taş zenginliğine rağmen değer bazında gerideyiz. Bu tamamen teknoloji, yatırım ve pazarlama meselesidir. Diyarbakır özelinde ise yılda 50–100 milyon dolar arasında ihracat yapıyoruz. Avrupa’dan Amerika’ya, Körfez ülkelerine kadar taşlarımız gidiyor.
“TÜRKİYE’DE İLK KEZ UYGULANAN BİR MODEL GELİŞTİRDİK”
Peki sektörün karşılaştığı sorunlar neler?
En önemli sorun nitelikli iş gücü eksikliği. Dicle Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü 2018’den sonra öğrenci almadığı için yeni mezun yetişmiyordu. Biz dernek olarak girişimde bulunduk, burs modeliyle destekledik ve 2025–2026 yılında yeniden öğrenci alımı başladı. Bu model Türkiye’de ilk kez uygulanıyor. Öğrenciler hem burs alacak hem fabrikalarımızda uygulamalı eğitim görecek. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği, çevre hassasiyetleri ve maliyetler de diğer sorunlarımız.
“SORUMLU MADENCİLİK ANLAYIŞIYLA HARETKET ETMEK İSTİYORUZ”
“Sosyal ve sorumlu madencilik” anlayışınızdan bahseder misiniz?
Biz sadece mevzuata bağlı kalarak değil, sorumlu madencilik anlayışıyla hareket etmek istiyoruz. Köylere gittiğimizde altyapıyı biz kuruyoruz, eğitime, ibadethanelere, kadın istihdamına katkı sunuyoruz. Doğayı ve çevreyi koruyarak, suları kirletmeden, kırsal kalkınmayı destekleyen bir madencilik modeli geliştiriyoruz. Buna “sosyal madencilik” diyoruz.
“MADENCİLİK KALKINMANIN OLMAZSA OLMAZIDIR”
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Madencilik kalkınmanın olmazsa olmazıdır. Tarım ve madencilik birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır. Kent dinamikleri, üniversiteler, odalar, STK’lar ve yerel yönetimler hep birlikte hareket edersek Diyarbakır’ı dünya mermer pazarında daha güçlü bir noktaya taşırız. Biz vahşi madencilik değil, sorumlu madencilik yapmak istiyoruz.