DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır Selahaddin Camii ve Külliyesi, Filistinli Aktivist Yazar Abdulnasir İsa’nın konuk olduğu ‘Tutsaklıktan Özgürlüğe’ başlıklı konferansla sadece bir tarih anlatısına değil, aynı zamanda İslam coğrafyasının kalbine bir yolculuğa ev sahipliği yaptı.
Konferans salonunun duvarlarını süsleyen ve İslam coğrafyasının dört bir yanından yükselen şehitlerin vasiyet niteliğindeki sözleri, katılımcıları adeta bir ‘şehadet iklimine’ taşıdı. Diyarbakır’ın kadim ruhuyla buluşan bu mesajlar, birer meşale gibi ümmet bilincini yeniden tazeledi.
Duvarlarda Yankılanan Bir Ümmet Hafızası
Abdulnasir İsa’nın 33 yıllık zindan ve direniş mücadelesini anlattığı salonda, katılımcıların bakışları sık sık duvarlara asılı olan o değerli sözlere takıldı. Şehit Şeyh Said El Kurdi’nin ‘Beni bu değersiz dallarda asmanıza pervam yoktur’ nidasından, Şehit Şeyh Ahmed Yasin’in ‘Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum’ feryadına kadar pek çok mesaj, salonun atmosferine derin bir ağırlık ve tefekkür kattı.
Salonda yer alan ve katılımcıları derin düşüncelere sevk eden o sözlerden bazıları şunlardır:
Şehit Ömer El Muhtar ‘Hüküm ve karar yalnız Allah'ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur.’
Şehit Metin Yüksel ‘Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara.’
Şehit Dr. Abdullah Azzam ‘Müslüman kadınlar, rahat ve lüks düşkünü olmayın. Çünkü rahat ve lüks cihadın düşmanıdır.’
Şehit Üstad Ali Haydar Bengi ‘Zalimler birbirleriyle yardımlaşırken, mazlumlar neden birbirleriyle yardımlaşmasın?’
Yahya Abdullatif Ayyaş ‘Ben halkın arasına, onların kolay kolay çıkarıp alamayacakları kişiler yerleştirdim.’
Şehid Cevher Dudayev ‘Şehitliği rütbe ve şeref kabul eder; kanımın son damlasına kadar ülkemin bağımsızlığı ve milletimin hürriyeti için savaşmaya hazırım.’
Bir Konferans Değil, Şuur Mektebi
Salondaki atmosferi tarif eden bir katılımcı, duvarlardaki bu sözlerin önemine dikkat çekerek; ‘Abdulnasir İsa’nın 33 yıllık esaret hikayesini dinlerken, duvarlarda asılı olan şehitlerin sözlerine bakmak, mücadelenin ne kadar köklü bir geleneğe dayandığını gösterdi. Burası bugün bir konferans salonu değil, adeta bir şuur mektebiydi’ ifadelerini kullandı.
Diyarbakırlı vatandaşlar, geçmişin mirasını bugünle buluşturan bu ‘şuur tazeleme’ programlarının, şehrin manevi havasına kattığı derinliğin önemine vurgu yaparak, bu tür etkinliklerin devam etmesi temennisinde bulundular.
Bu anlamlı programın organizasyonunda üstün gayret gösteren Davet ve Kardeşlik Vakfı ile Ayder’e, emeği geçen diğer kuruluşlara Filistin davasının sesini Diyarbakır’dan yükselttikleri ve ümmet bilincini tazeleyen böyle bir buluşmaya vesile oldukları için teşekkür ederiz. Organizasyonda emeği geçen her bir kişi, İslam kardeşliğinin pratik bir yansımasını sergilemiş oldu.




