DİYARBAKIR HABER - Dijital teknolojilerin eğitim hayatındaki etkisi her geçen gün daha fazla tartışılırken, özellikle çocukların yapay zekâ programlarını ödev, soru çözümü ve çalışma planı hazırlama amacıyla kullanması yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. Ancak uzmanlar, yapay zekânın doğru kullanılmadığında öğrencinin öğrenme sürecini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Diyarbakır’da bulunan Eğitim Koçu Viyan Baytar, özellikle ortaokul çağındaki öğrencilerde ekran bağımlılığı, kolaycılık, ödevlerin yapay zekâya yaptırılması ve öğrencinin kendi potansiyelini yanlış değerlendirmesi gibi risklere dikkat çekti. Baytar, yapay zekânın doğru yöntemle kullanıldığında ise eksik bilgilerin tamamlanması ve öğrencinin ulaşamadığı noktada destek alması açısından önemli bir araç olabileceğini belirtti.

İşte, Baytar ile yaptığımız röportajın detayı şöyle;

Yapay zekânın eğitimdeki avantajları ve dezavantajları neler?

Sayın Baytar, teknoloji giderek hayatımızın daha büyük bir bölümünü kapsıyor. Özellikle küçük yaşlardan itibaren çocukların ekranlarla yoğun bir ilişkisi var. Yapay zekânın eğitim açısından avantajları ve dezavantajları neler?

“Yapay zekânın hem avantajları hem de dezavantajları bulunuyor. Ancak özellikle çocuklarda ekran bağımlılığı küçük yaşlarda başlıyor ve bu durum akademik başarıyı olumlu ya da olumsuz etkileyebiliyor. Olumsuz etkisinin daha fazla olduğunu düşünüyorum. Çünkü toplum olarak günlük hayatta da zora gelemiyoruz. Birçok şeyi erteliyoruz. “Bir hafta sonra, iki hafta sonra hallederim” diyerek ertelediğimizde öğrenme sürecimizi de geciktiriyoruz. Özellikle 6 ve 7. sınıfa giden öğrencilerde ekran kullanımı daha aktif hale geliyor. Bu yaş grubunda dijital ortamlar eğitim sürecinin içerisine çok fazla giriyor”

LGS öğrencilerinde ekran bağımlılığı neden daha belirgin?

YKS grubundaki öğrencilerle karşılaştırıldığında LGS grubunda ekran bağımlılığının daha yüksek olduğunu söylüyorsunuz. Bunun temel nedeni nedir?

“Bunun önemli nedenlerinden biri, toplum olarak çocuklara ders çalıştırmakta zorlanmamız. Aileler, ebeveynler ve öğretmenler öğrencinin eğitim sürecini yönetmeye çalışıyor. Çocuğun oyun oynaması gereken dönemde oyun süreci bırakılıp eğitim adeta bir ödül gibi sunuluyor. Çocuk ise bunu zamanla ceza olarak algılayabiliyor. Çocuk aslında bize şunu söylüyor: “Ben bir çocuğum. Bu yaşta topla, parkta, bahçede, kırlarda olmalıyım; gezmeli, koşmalı ve oyun oynamalıyım.” Buna karşın bazı aileler çocuğun iki-üç saat ders çalışmasını bile yeterli görmeyebiliyor. Bazı öğrenciler çok çalışmasına rağmen anne babası, öğretmeni veya eğitim koçu tarafından takdir edilmeyebiliyor. Bu durum da çocuğun derse olan ilgisini kırıyor”

Çocuk, ailesini dijital ortam üzerinden kandırmaya başlayabiliyor

Peki bu baskı ve yaklaşım çocuğu dijital ortamlara nasıl yönlendiriyor?

“Çocuğa sürekli “Ders çalış” dediğinizde, öğrenci dijital mecraları kullanarak ödevini yapacağını ve çalışacağını söylüyor. Bunun üzerine aileden telefon, tablet veya bilgisayar temin ediyor. Fakat bu araçları aldıktan sonra çocuk, ailesini bir noktada kandırma sürecine gidebiliyor. Ders çalışıyor görüntüsü verip aslında farklı dijital içeriklerle zaman geçirebiliyor. Burada teknoloji tek başına sorun değil. Sorun, çocuğun onu hangi amaçla ve nasıl kullandığı”

Yapay Zeka-1

“Yapay zekâya soruyu atıp cevabı almak öğrenmek değil”

Öğrencilerin ödevlerini yapay zekâya yaptırması ne gibi sorunlara yol açıyor?

Artık özellikle ortaokul ve lise öğrencileri derslerini, ödevlerini ve sorularını yapay zekâ programlarına yaptırabiliyor. Bunun eğitim açısından ne gibi dezavantajları var?

“Öğrenci ödevini yapay zekâya atıyor veya kendisine uygun bir çalışma programı oluşturmasını istiyor. Burada önemli bir problem ortaya çıkıyor. Örneğin bir öğrenci bir soruyu yapay zekâya gönderdiğinde sistem her zaman öğrencinin gerçek problemini doğru tespit edemeyebilir. Öğrencinin soru tipinde mi eksikliği var, bilgi eksiği mi bulunuyor, zaman yönetiminde mi sorun yaşıyor? Bunların tamamı doğru şekilde analiz edilmediğinde yapay zekâ genel geçer bilgiler sunuyor. Öğrenci de aldığı bilgiyi doğru kabul ediyor ve yaptığı çalışmanın yeterli olduğunu düşünüyor. Sonuçta çocuk akademik olarak istediği noktaya ulaşamayabiliyor. Bunun ardından derse karşı ilgisizlik ortaya çıkabiliyor.”

Öğrenci kendi potansiyelini yanlış değerlendirebilir mi?

Bu durum öğrencinin kendisiyle ilgili yanlış bir kanaate ulaşmasına da neden olabilir mi?

“Kesinlikle. Özellikle YKS grubunda bunu görebiliyoruz. Öğrenci bize “Hocam, ben tıp için zorlamayacağım. Benim potansiyelim bu. Bir yıl çalıştım ve istediğim sıralamaya giremedim” diyebiliyor. Fakat burada yanlış bir veri üzerinden değerlendirme yapıyor. Bir yıl boyunca eğitim yolculuğunu doğru şekilde yönetememiş olması, onun potansiyelinin düşük olduğu anlamına gelmez. Öğrencinin çalışma yöntemi yanlış olabilir, eksikleri doğru tespit edilmemiş olabilir veya zamanını doğru kullanmamış olabilir. Başarısızlık doğrudan kapasitenin göstergesi değildir.”

Ortaokul öğrencilerinde kolaycılık öne çıkıyor

İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri yapay zekâyı aynı şekilde mi kullanıyor?

“İlkokul grubu henüz bu konuda yeterince bilinçli olmadığı için yapay zekâyı doğru kullanma noktasında farklı bir yerde duruyor. Ortaokul grubunda ise kolaycılık daha fazla öne çıkıyor. Öğrenci hangisi kolayına geliyorsa onu tercih ediyor. Örneğin danışan öğrencilerimizden bazıları gelip “Hocam, yapay zekâdan destek aldım. Soruyu gönderdim, çözümünü istedim ve güzel bir çözüm sundu” diyebiliyor. Ben de “Peki o çözüm üzerinden pratik yaptın mı?” diye soruyorum. Cevap çoğu zaman “Hayır” oluyor. Çünkü öğrenci çözümü gördüğü anda anladığını düşünüyor. Oysa soruyu kendisi çözmediği için bilgiyi uygulamaya dönüştürmemiş oluyor. Yapay zekânın verdiği cevabı doğrudan kopyalayıp kullanmak, öğrenme sürecini ilerletmek yerine geciktiriyor.”

Yanlış çalışma alışkanlığı lise döneminde ortaya çıkıyor

Bu alışkanlığın ilerleyen eğitim dönemlerine yansıması nasıl oluyor?

“Öğrenci liseye geçtiğinde “Hocam, matematikte iyi bir temele sahip değilim” diyebiliyor. Burada geriye dönüp bakmak gerekiyor. Ortaokul döneminde süreç nasıl yönetildi? Eksiklik gerçekten öğrencinin potansiyelinden mi kaynaklandı, yoksa yanlış ders çalışma stilinden mi? Öğrenci ortaokulda soruların cevaplarını hazır alıp geçiyorsa, lise döneminde bunun sonuçlarını yaşıyor. Bu nedenle yapay zekâdan alınan her cevabı öğrenilmiş bilgi olarak kabul etmemek gerekiyor.”

Yapay zekâ doğru kullanılırsa avantaja dönüşebilir

Yapay zekânın eğitimde hiç mi avantajı yok?

Şimdiye kadar daha çok dezavantajlardan bahsettik. Yapay zekâ doğru kullanıldığında öğrencinin eğitimine nasıl katkı sağlayabilir?

“Elbette önemli avantajları var. Öğrencinin konu eksiğini gidermek için kullanılabilir. O anda ulaşabileceği bir öğretmen yoksa, anlamadığı bir soruyu yapay zekâya göndererek açıklama isteyebilir. Yapay zekâ sorunun cevabını güzel bir şekilde açıklayabilir. Öğrenci de bunun ardından benzer birkaç soru üzerinde pratik yaparsa öğrenme yolculuğu tamamlanmış olur. Fakat öğrenci sadece “Cevap ne?” diye sorup, örneğin “32 çıktı” cevabını işaretleyerek geçerse burada öğrenme gerçekleşmez. Soruyu kendisi çözmeli, yöntemi anlamalı ve benzer sorularla pratiğini geliştirmeli.”

Bakan Çiftçi’den Diyarbakır Ulu Camii’de mest eden Kur’an tilaveti!
Bakan Çiftçi’den Diyarbakır Ulu Camii’de mest eden Kur’an tilaveti!
İçeriği Görüntüle

“Çocuk kitapla ve kalemle haşır neşir olmalı”

Peki özellikle çocukların eğitiminde aileler nasıl bir yol izlemeli?

“Ben özellikle ortaokul gruplarıyla çok çalıştım ve birçok öğrencinin LGS serüvenine eşlik ettim. Velilerime ve öğrencilerime sürekli şunu söyledim: Çocuk kitapla, kalemle haşır neşir olmalı. Aileler bazen YouTube üzerinden ders videoları açıyor, bir öğretmeni dinleterek öğrencinin eksiğini kapatmaya çalışıyor. Eğitim sistemlerinin farklı modellerinden yararlanıyorlar. Elbette çocuk videoyu izleyebilir. Fakat özellikle bir süre sonra anlatılanları kavramak yerine videoyu film gibi görmeye başlayabiliyor. Bu da ders videosunu bir öğrenme aracından ziyade kaçış alanına dönüştürebiliyor. Çocuğun kitabı açıp kalemi eline alması, düşünmesi, soru üzerinde kafa yorması gerekiyor.”

LGS ve YKS öğrencilerinde yaklaşım farklı olmalı

Bu yöntem bütün yaş grupları için geçerli mi?

“Ortaokul öğrencileri açısından baktığımızda bu konu çok daha önemli. YKS grubunda ise öğrencinin süreci yönetme becerisi daha gelişmiş olabiliyor. Bilinçli olan öğrenci yapay zekâyı daha verimli kullanabiliyor. Dolayısıyla her öğrenciyi aynı şekilde değerlendiremeyiz. Öğrencinin yaşına, eğitim seviyesine, öğrenme biçimine ve eksiklerine göre yöntem belirlenmeli”

Ebeveynler çocuklarını nasıl kontrol etmeli?

Buradan ailelere özellikle vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

“Ailelere üçlü bir mesaj vermek isterim:

Kontrol olsun ama müdahale olmasın. Aile çocuğunun çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli. Yapay zekâyı nasıl kullandığını da takip etmeli. Ancak doğrudan eğitim sürecine müdahale etmek yerine bu durumu eğitim koçuna, branş öğretmenine veya çocukla ilgilenen eğitimciye aktarmalı. Öğrencinin yapısına uygun bir model üzerinde eğitim koçları ve öğretmenler fikir alışverişi yapmalı. Eksikler tespit edilmeli ve buna göre bir yol haritası hazırlanmalı.”

“Benim çocuğum yapay zekâyı doğru kullanıyordur” düşüncesi yanlış

Ailelerin en sık yaptığı hata nedir?

“Ailenin “Benim çocuğum yapay zekâ kullanıyor, eminim ki doğru şekilde kullanıyordur” düşüncesiyle hareket etmesi büyük bir hata. Çocuğun yapay zekâyı hangi amaçla kullandığını bilmeden ona tamamen güvenmek, yanlış bir eğitim modelinin oluşmasına neden olabilir. Anne babalar geçmişte çocuklarını ders çalıştırıyordu. Bugün ise bazı durumlarda bunu yapay zekâların yaptığı bir noktaya geldik. Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmamız mümkün değil. Asıl mesele onu doğru konumlandırmak. Yapay zekâ öğretmenin, eğitim koçunun veya öğrencinin yerine geçmemeli. Öğrenme sürecini destekleyen bir araç olarak kullanılmalı. Aksi halde çocuk hazır bilgiye alışıyor, sorunun üzerinde düşünmüyor, çözüm üretmiyor ve kendi akademik sürecini doğru değerlendiremiyor.”

Son mesajınız ne olur?

Son olarak öğrencilere ve velilere ne söylemek istersiniz?

“Yapay zekâdan korkmayalım ancak onu kontrolsüz de bırakmayalım. Öğrenci soruyu kendisi çözmeye çalışmalı, yapamadığı noktada destek almalı, verilen çözümü incelemeli ve ardından mutlaka pratik yapmalı. Aileler de çocuklarını kontrol etmeli fakat eğitim sürecinin tamamını kendi ellerine almamalı. Öğretmen, eğitim koçu ve branş uzmanlarıyla iletişim halinde olmalılar. Çünkü doğru tespit yapılmadığında aile, iyi niyetle hareket ederken aslında çocuğun akademik serüvenine yanlış bir eğitim modeliyle eşlik etmiş oluyor. Bu da bir anlamda öğrencinin yaşadığı probleme göz yummak anlamına geliyor.”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM