DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde uzun süredir kamuoyunda tartışılan ve zaman zaman sert polemiklere konu olan "Hayalet OSB" iddiaları, yerel mahkeme dosyasına giren bilirkişi raporlarıyla birlikte yeni bir boyut kazandı. Artık tartışma yalnızca tamamlanmamış yapıların varlığıyla sınırlı değil; verilen ruhsatların hukuki dayanağı, itfaiye uygunluk raporlarının doğruluğu ve bu süreçlerin OSB seçimlerine etkisi de mercek altına alınmış durumda.

9 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi seçimleriyle ilgili ortaya atılan şaibe iddiaları üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvurular sonrasında başlayan hukuki süreçte hazırlanan bilirkişi raporları, kamuoyunda yeni tartışmaların fitilini ateşledi.

Dosyaya yansıyan teknik tespitler, bazı yapıların yürürlükteki mevzuatın öngördüğü fiziki tamamlanma şartlarını taşımadığı yönünde değerlendirmeler içeriyor. Bilirkişilerin saha incelemelerinde, bazı tesislerin fen ve sağlık kuralları açısından eksiklikler barındırdığı ve bu haliyle yapı kullanma izin belgesi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesinin mevzuat açısından tartışmalı olduğu yönünde görüş bildirdiği öne sürülüyor.

Osb2

Kritik nokta ise burada başlıyor.

Çünkü Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre bir yapının yasal olarak kullanıma hazır kabul edilebilmesi için dış cepheden iç mekanlara, yangın güvenlik sistemlerinden çevre düzenlemesine kadar tüm unsurların eksiksiz şekilde tamamlanmış olması gerekiyor.

Buna rağmen bilirkişi raporlarında yer aldığı belirtilen eksikliklerin varlığı halinde yapı kullanma izinleri ve işyeri ruhsatlarının hangi gerekçelerle düzenlendiği sorusu gündeme geliyor.

İddiaların en dikkat çekici kısmı ise seçim süreciyle ilgili.

Çünkü OSB seçimlerinde oy kullanma yeterliliğinin oluşmasında yapı kullanma izin belgeleri, işyeri açma ruhsatları ve ilgili resmi evraklar önemli rol oynuyor. Eğer söz konusu belgelerin mevzuata aykırı şekilde düzenlendiği yönündeki iddialar yargısal süreçte doğrulanırsa, bu durum yalnızca ruhsat işlemlerini değil, seçim sonuçlarının meşruiyetini de doğrudan etkileyebilecek bir boyut kazanabilir.

Diyarbakır Surlarında intihar girişimi
Diyarbakır Surlarında intihar girişimi
İçeriği Görüntüle

Kamuoyuna yansıyan iddialara göre, seçim öncesinde bazı firmalara hızlı şekilde itfaiye uygunluk raporları, yapı kullanma izin belgeleri ve işyeri açma ruhsatları verildiği ileri sürülüyor. Aynı şekilde bazı firmaların gerekli şartları tam olarak karşılamamalarına rağmen seçimlerde oy kullandıkları yönündeki iddialar da tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Öte yandan tartışmalar yalnızca ruhsat süreçleriyle sınırlı değil.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın seçim sürecindeki rolü de çeşitli iddialarla gündeme taşınmış durumda. Bazı sanayiciler tarafından, seçimlerde oy kullanabilmek için gerekli olan Ticaret Sicil Tasdiknamelerinin verilmesinde eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ve bazı firmalara farklı uygulamalar yapıldığı yönünde iddialar dile getiriliyor.

Bu kapsamda bazı sanayicilerin Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğu da belirtiliyor.

Tüm bu gelişmeler, Diyarbakır iş dünyasının en önemli ekonomik merkezlerinden biri olan Organize Sanayi Bölgesi'nde yaşanan tartışmaların sıradan bir idari anlaşmazlığın ötesine geçtiğini gösteriyor.

Osb3-1

Şimdi kamuoyunun önünde cevap bekleyen çok sayıda soru bulunuyor:

Eksik olduğu öne sürülen yapılara hangi tarihlerde yapı kullanma izin belgeleri verildi?

Bu izinler düzenlenirken hangi teknik denetimler gerçekleştirildi?

İtfaiye uygunluk raporları hangi incelemeler sonucunda hazırlandı?

Mevzuata aykırı düzenlendiği iddia edilen belgeler seçimlerde oy kullanma hakkının oluşmasına zemin hazırladı mı?

Şaibe iddialarına konu olan firmalar seçimlerde oy kullandı mı?

Ticaret Sicil Tasdiknameleri düzenlenirken tüm üyeler için eşit ve objektif kriterler uygulandı mı?

Seçim sürecinde tarafsız olması gereken kurumlar herhangi bir aday veya liste lehine pozisyon aldı mı?

Bugün gelinen noktada, bir dönem bazı çevreler tarafından önemsiz gösterilmeye çalışılan "Hayalet OSB" iddialarının artık yalnızca siyasi polemiklerle açıklanamayacak kadar ciddi bir hukuki zemine taşındığı görülüyor.

Bilirkişi raporlarında yer aldığı belirtilen teknik tespitler, ruhsat işlemlerinin hukuka uygunluğu kadar seçim sürecinin şeffaflığını da tartışmaya açmış durumda.

Eğer yürütülen adli ve idari incelemeler sonucunda iddiaların doğrulandığı ortaya çıkarsa, yalnızca ruhsat süreçleri değil, bu ruhsatlara bağlı olarak şekillenen seçim sonuçlarının da yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Şimdilik gözler Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüteceği soruşturmalarda, mahkeme dosyalarına sunulacak yeni raporlarda ve iddiaların muhatabı olan kurumların yapacağı açıklamalarda.

Kamuoyu ise tek bir sorunun cevabını bekliyor:

“Diyarbakır OSB’de yaşananlar basit bir bürokratik hata mı, yoksa bölgenin ekonomik geleceğini ve seçimlerin meşruiyetini etkileyecek daha büyük bir tablonun parçaları mı?”

Kaynak: HABER MERKEZİ