DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın simgelerinden biri olan ve tarihi surların önemli geçiş noktaları arasında yer alan Urfa Kapısı, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasına rağmen araç trafiğine açılmadı. Kamuoyunda “Restorasyon bitti, kapı neden açılmıyor?” soruları sıkça dile getirilirken, konuya ilişkin hazırlanan bilimsel ve teknik raporlar kapının neden kapalı tutulduğunu net biçimde ortaya koydu.

Diyarbakır Turizminde bayram sonrası büyük hareketlilik bekleniyor
Diyarbakır Turizminde bayram sonrası büyük hareketlilik bekleniyor
İçeriği Görüntüle

Urfa Kapı2Uzmanların değerlendirmelerine göre, kapının bugünkü durumu geçmişte yapılan hatalı müdahalelerin bir sonucu. 1940’lı yıllarda iyi niyetle uygulanan ancak yanlış olan çimento harcı kullanımı, tarihi taşların nefes almasını engelleyerek yıllar içinde yapının nemle boğulmasına neden oldu. “Surlarda Diriliş” projesi kapsamında bu beton ve çimento kalıntıları temizlense de, yapısal risklerin tamamen ortadan kalkmadığı belirlendi.

Urfa Kapı3

Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nursen Işık ve ekibi tarafından gerçekleştirilen Jeoradar (GPR) taramaları, kapının tam alt kısmında, yaklaşık 7,5 metre derinlikte ciddi bir zemin deformasyonu bulunduğunu ortaya koydu. Bu durumun, özellikle yük ve titreşimle birlikte çökme riskini artırdığı raporlara yansıdı.

Urfa Kapı4

Uzmanlar ayrıca, Urfa Kapısı’nın üst bölümünün sağlam ve estetik görünmesine karşın, alt yapısının yorgun olduğuna dikkat çekti. Kapıdan geçecek her minibüs ya da ağır aracın oluşturacağı titreşimin, yer altındaki boşlukları tetikleyebileceği ve tarihi yapıyı geri dönülmez şekilde zarar uğratabileceği vurgulandı.

Urfa Kapı5

Hazırlanan teknik raporlarda, kapının keyfi değil, mühendislik ve koruma mevzuatı gereği araç trafiğine kapalı tutulduğu açıkça belirtildi. Yetkililer, can güvenliği ve Diyarbakır Surları’nın geleceği açısından Urfa Kapısı’nın şu an yalnızca yayalara açık, motorlu araç trafiğine ise kapalı kalmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Uzmanların ortak görüşü ise net: “Tarihi yaşatmak bazen kullanmamayı gerektirir.”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM