DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır’da son haftalarda etkili olan yoğun yağışlar, bir yandan kuraklık endişesi yaşayan üreticiler için umut olurken, diğer yandan bazı tarım arazilerinde büyük yıkıma neden oldu. Özellikle Sur ilçesine bağlı kırsal bölgelerde etkili olan aşırı yağış sonrası oluşan sel suları, mercimek ve buğday ekili alanlarda ciddi hasara yol açtı. Taban arazilerde biriken yağmur sularının ürünleri adeta silip süpürdüğünü belirten üreticiler, bir yıllık emeklerinin göz göre göre yok olduğunu söyledi.

Sur Muhtarlar Derneği Başkanı ve aynı zamanda çiftçilik yapan Aydın Alakuş, zarar gören arazilerde yaptığı incelemelerde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda “yağmur berekettir” anlayışının hakim olduğunu ancak sahadaki gerçek tablonun çok farklı olduğunu vurgulayan Alakuş, bazı bölgelerde mercimek tarlalarının neredeyse tamamen kullanılamaz hale geldiğini, buğday ekili alanlarda ise büyük verim kaybı beklendiğini söyledi. Selin yalnızca dere yataklarında değil, yüksek kesimlerden gelen suyun taban arazilerde birikmesiyle de oluştuğunu belirten Alakuş, mevcut hasarın gözle görülmesine rağmen çiftçilerin sigorta sistemi içinde mağdur edildiğini savundu.

Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) hasar tespit yaklaşımına sert tepki gösteren Alakuş, “Dere yatağı değil” gerekçesiyle birçok zararın karşılanmadığını ifade ederek, çiftçilerin hakkının teknik gerekçelerle görmezden gelindiğini söyledi.

Tarım2

Köy bazlı hasar değerlendirmesi nedeniyle gerçek mağduriyetlerin ortaya çıkmadığını belirten Alakuş, parsel bazlı sisteme geçilmesi çağrısında bulundu. Artan girdi maliyetleri, belirsiz taban fiyat politikası ve doğal afet riskleriyle mücadele eden çiftçinin artık dayanacak gücünün kalmadığını dile getiren Alakuş, yetkililere acil destek çağrısında bulundu.

İrade Hareketi’nden güçlü Türkiye mesajı;  Milli İrade en büyük gücümüzdür
İrade Hareketi’nden güçlü Türkiye mesajı; Milli İrade en büyük gücümüzdür
İçeriği Görüntüle

Son yağışlar çiftçiyi nasıl etkiledi?

“Evet, son yılların en güzel yağmurlarından biri yağdı. Buna kimsenin itirazı yok. Yağmur elbette berekettir. Ama her yağmur bereket getirmiyor. Bazı bölgelerde ciddi sel oluştu ve bu seller ekinleri vurdu. Şu anda bulunduğumuz mercimek tarlasına bakın; neredeyse tamamen gitmiş durumda. Bu alan 10 dönüm, bunun 8 dönümü sele gitmiş.”

“Taban araziler tamamen vuruldu”

En büyük zarar hangi alanlarda yaşandı?

“En büyük zararı taban araziler gördü. Çünkü yüksek bölgelerden gelen su aşağıda birikiyor. Dere olmayabilir ama binlerce dönüm araziden akan su bir noktada birleşince doğal olarak sel oluşuyor. Burada da olan bu. Mercimek tarlaları suyun altında kaldı, ürün taşındı gitti. “Bazı bölgelerde 200-300 dönümlük alanlarda ürün tamamen sıfırlandı. Bu yalnızca küçük çaplı bir zarar değil, çiftçinin bir yıllık emeğinin yok olması demek.”

TARSİM’e sert eleştiri: “Dere yok diye hasarı yok sayıyorlar”

TARSİM bu zararları karşılıyor mu?

“İşte en büyük sorun burada. TARSİM geliyor ve diyor ki; ‘Burada dere yatağı yok, o halde bu sel zararı sayılmaz.’ Böyle bir mantık olabilir mi? Gözle görülen zarar var. Arazi ortada, selin izleri ortada. Ama teknik gerekçelerle çiftçinin hakkı verilmiyor. Bu açıkça haksızlık. Sel illa resmi dere yatağında mı olur? İki bin dönümden gelen yağmur suyu birleşince ne olur? Elbette sel olur.”

“Köy bazlı değil, parsel bazlı sistem şart”

Çiftçinin TARSİM’den temel talebi ne?

“En büyük talebimiz köy bazlı hasar tespitinin kaldırılması. Çünkü köyün bir tarafı zarar görmüş, diğer tarafı görmemiş olabilir. Ortalama alıp ‘zarar yok’ demek çiftçiyi mağdur ediyor. Geçen yıl kuraklıkta da aynı şeyi yaşadık. Benim arazim zarar gördü ama köyün başka bölgesi iyi çıktı diye destek alamadık. Bu sistem değişmeli. Parsel bazlı değerlendirmeye geçilmeli.”

“Pilot bölge burası olmalı”

Bakanlığa özel bir çağrınız var mı?

“Evet var. Duyduğumuz kadarıyla bazı bölgelerde parsel bazlı uygulama pilot olarak düşünülüyor. Eğer gerçekten böyle bir çalışma varsa, bu pilot bölge Trakya değil Diyarbakır olmalı. Çünkü kuraklığı da, seli de, aşırı hava olaylarını da en sert yaşayan bölgelerden biri burası.”

“Devlet çiftçiyi sigorta şirketlerine terk etmemeli”

Devlet desteği konusunda ne düşünüyorsunuz?

“Eskiden çiftçi zarar gördüğünde devlet doğrudan devreye girerdi. Şimdi deniliyor ki; ‘Sigortanı yaptır, gerisine karışmam.’ Ama çiftçi sigorta yaptırınca da ekspertiz insafına bırakılıyor. Devletin kendi ziraat mühendisleri var. Tarafsız ekiplerle gerçek hasar tespiti yapılmalı. Çiftçinin kaderi primle çalışan ekspertizlere bırakılmamalı.”

Buğdayda da durum kritik

Sadece mercimek mi zarar gördü?

“Hayır. Buğday da ciddi zarar gördü. Bazı alanlarda yüzde 30, bazı alanlarda yüzde 80’e kadar kayıp var. Bakın şu alan tamamen buğdaydı. Şimdi ota dönmüş. Bu ürün artık biçilecek durumda değil. Benim sadece tek parça 70 dönümlük arazimde 30 dönüm ciddi zarar gördü.”

Tarım1

“Asil risk sıcak hava”

Tehlike geçti mi?

“Hayır. Şu an daha büyük bir risk var. Eğer önümüzdeki günlerde ani sıcaklık gelirse başak dolmaz. Şu anda iyi görünen tarlalar bile boş kalabilir. Çiftçilikte her şey birkaç haftada değişebilir. Bu yüzden erken iyimserlik doğru değil.”

Taban fiyat çağrısı: “Bu rakamlarla çiftçi ayakta kalamaz”

Buğday ve arpada açıklanan fiyat beklentileri yeterli mi?

“Kesinlikle değil. Girdi maliyetleri yüzde 100 artmış durumda. Mazot, gübre, ilaç, işçilik… Her şey katlandı. Bu şartlarda yumuşak ekmeklik buğdayın fiyatı en az 23 ila 25 TL arasında olmalı. Sadece fiyat da yetmez. Mazot ve gübre için kilo başına ayrıca destek verilmesi gerekiyor.”

“Çiftçi üretimden çekilirse ekmeği bile daha pahalı yeriz”

Son mesajınız nedir?

“Çiftçi üretimden çekilirse Türkiye dışa bağımlı hale gelir. Dışa bağımlı hale gelirsek bugün aldığımız ekmeği yarın çok daha pahalıya almak zorunda kalırız. Bu yalnızca çiftçinin sorunu değil. Bu herkesin mutfağını ilgilendiriyor. Devletin çiftçiye sahip çıkması gerekiyor. Yoksa çok daha zor günler kapıda.”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM