DİYARBAKIR HABER - CHP Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Cihan Okçu, Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizliğe ilişkin kaleme aldığı değerlendirmede, ekonomik sorunların yalnızca geçim sıkıntısıyla açıklanamayacağını belirterek refahın ve ekonomik yüklerin toplum içerisinde nasıl paylaşıldığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Aynı ülkede farklı hayatlar yaşanıyor”
Türkiye’de milyonlarca insanın maaşını aldığı gün borçlarını, kirasını, mutfak masraflarını ve çocuklarının eğitim giderlerini hesaplamak zorunda kaldığını belirten Okçu, diğer tarafta ekonomik büyümeden ve servet artışından daha fazla pay alan kesimlerin bulunduğuna dikkat çekti.
Gelir adaletsizliğinin temelinde ekonomik refahın toplum içerisinde eşit ve adil paylaşılmamasının bulunduğunu ifade eden Okçu, ücretlerin yalnızca rakamsal artışlarla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Daha fazla çalışıyor, daha az satın alıyorlar”
Çalışanların gelirleri artarken kira, gıda, ulaşım ve temel ihtiyaç maliyetlerinin daha fazla yükselmesinin gerçek anlamda refah artışı sağlamadığını belirten Okçu, milyonlarca insanın daha fazla çalışmasına rağmen daha az satın alabildiğini kaydetti.
Gençlerin çalışmasına rağmen ev kurmakta zorlandığını, emeklilerin yıllarca süren çalışma hayatlarının ardından geçim mücadelesi verdiğini ifade eden Okçu, gelir adaletsizliğinin yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, gelecek fırsatlarını da etkilediğini dile getirdi.
Vergide Adalet Ve Sosyal Devlet Vurgusu
Ekonomik yüklerin toplumun farklı kesimleri arasında adil dağıtılıp dağıtılmadığının sorgulanması gerektiğini belirten Okçu, çalışanlardan kesilen vergiler ve tüketim üzerinden alınan vergilerin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Okçu, büyüyen ekonominin toplumun geniş kesimlerinin yaşamına ne ölçüde katkı sunduğunun önemli olduğunu belirtti.
“Ekonominin nihai amacı insandır”
Devletin ekonomik hayatın dışında bir seyirci olmaması gerektiğini savunan Okçu, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi, emeğin korunması, sosyal hakların güvence altına alınması ve ekonomik gücün belirli kesimlerde yoğunlaşmasının önlenmesi gerektiğini ifade etti.
Sosyal devlet ve sosyal demokrasi anlayışına vurgu yapan Okçu, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Ekonominin nihai amacı insandır. Ve hiçbir ekonomik başarı, toplumun geniş kesimleri o başarıdan adil bir pay alamıyorsa tamamlanmış sayılmaz. Çünkü güçlü bir ülke yalnızca zengin olanların değil, herkesin güven içinde yaşayabildiği ülkedir.”




