DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishane İzlem Komisyonu, Türkiye'deki ceza infaz kurumlarında yaşandığını belirttiği hak ihlallerine ilişkin bir yıllık gözlem ve tespitlerini içeren raporunu kamuoyuyla paylaştı. Haziran 2025-Eylül 2026 tarihleri arasında yürütülen proje kapsamında dört ildeki cezaevleri ziyaret edilirken yaklaşık 120 mahpusla görüşüldü.
Diyarbakır Barosu Hapishane Komisyonu Üyesi ve Proje Koordinatörü Avukat Rihan Gök tarafından okunan açıklamada, mahpusların sağlık, haberleşme, adil yargılanma ve insan onuruna uygun koşullarda yaşam haklarına ilişkin çeşitli ihlaller tespit edildiği ifade edildi.
Diyarbakır dahil 4 ilde cezaevleri ziyaret edildi
Diyarbakır Barosu tarafından yürütülen “Türkiye'nin Ceza İnfaz Sisteminde Hesap Verilebilirliğin Artırılması ve İnsan Haklarının İyileştirilmesi Projesi” kapsamında, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin yerinde tespit edilmesi, raporlanması ve hukuki süreçlerin yürütülmesi hedeflendi.
Proje çerçevesinde Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Erzurum'daki ceza infaz kurumları ziyaret edildi. Yaklaşık 120 mahpusla yapılan görüşmeler ve elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda raporlar hazırlandı.
Ayrıca hak ihlalleriyle mücadele kapsamında 20 hukukçunun katılımıyla eğitim oturumları düzenlendi. Çalışmalar kapsamında kronikleştiği belirtilen üç temel soruna yönelik stratejik davalama süreçleri de başlatıldı.
Erzurum ve Diyarbakır cezaevleri için hukuki süreç
Baronun açıklamasında, Erzurum Dumlu 1 ve 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında uygulanan infaz rejimi ile cezaevlerinin fiziksel ve mimari yapısına ilişkin hukuki başvuruda bulunulduğu belirtildi.
Söz konusu koşulların mahpusların açık havaya erişimini, sosyal temas kurmasını ve ortak faaliyetlere katılmasını önemli ölçüde sınırlandırdığı ifade edildi. Baro, bu durumun insan onuruna uygun infaz ilkesiyle bağdaşmadığını savundu.
Diyarbakır T1 Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise bazı mahpusların görüntülü görüşme ve elektronik haberleşme imkânlarının, bireyselleştirilmiş güvenlik değerlendirmesi yapılmadan yalnızca isnat edilen suç türüne göre sınırlandırıldığı öne sürüldü.
Açıklamada, söz konusu uygulamaların eşitlik ilkesi, haberleşme özgürlüğü ve aile hayatına saygı hakkı bakımından ihlal oluşturduğu gerekçesiyle hukuki süreç başlatıldığı bildirildi.
Diyarbakır'da hayatını kaybeden mahpus için başvuru
Diyarbakır 3 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan bir mahpusun sağlık durumunun ağırlaşmasına rağmen gerekli tıbbi müdahalenin ve hastaneye sevkin zamanında gerçekleştirilmediği iddia edildi.
7 Mayıs 2026 tarihinde yaşamını yitiren mahpusla ilgili sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği ve idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarının araştırılması amacıyla hukuki süreç başlatıldığı kaydedildi.
Diyarbakır Barosu, başlatılan hukuki süreçlerin takip edildiğini açıkladı.
Çıplak arama ve kötü muamele iddiaları
Raporda öne çıkan başlıklardan biri de cezaevlerinde işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin tespitler oldu.
Baronun açıklamasına göre, mahpusların ceza infaz kurumlarına ilk kabul sırasında çıplak aramaya maruz bırakıldıkları, bu uygulamayı kabul etmeyenlerin ise insan onuruyla bağdaşmayan tutumlarla karşılaştıkları yönünde bildirimler alındı.
Hastane sevkleri sırasında çift kelepçe ve ağız içi araması gibi uygulamaların devam ettiği, bazı mahpusların hasta mahremiyetine uygun olmayan koşullarda muayene edilmeye zorlandığı da belirtildi.
Baro, insan onurunu zedelediğini belirttiği uygulamalara son verilmesini, güvenlik tedbirlerinin zorunluluk ve ölçülülük ilkelerine uygun yürütülmesini ve işkence ile kötü muamele iddiaları hakkında etkin, tarafsız soruşturmalar yapılmasını talep etti.
Hasta mahpusların tedaviye erişimine dikkat çekildi
Raporda, hasta mahpusların revir ve hastaneye sevk taleplerine geç yanıt verildiği, sevk ve muayene süreçlerinde çeşitli engellerle karşılaşıldığı ve sağlık hizmetlerine zamanında erişimde sorunlar yaşandığı ifade edildi.
Özellikle ağır hasta mahpusların infaz erteleme süreçlerinin uzamasının ve sağlık durumlarına ilişkin değerlendirmelerin gecikmesinin mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırabileceğine dikkat çekildi.
Diyarbakır Barosu, hasta mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminin hızlandırılmasını, tedavi taleplerinin gecikmeksizin karşılanmasını ve cezaevinde yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumdaki ağır hasta mahpusların infaz erteleme taleplerinin ivedilikle değerlendirilmesini istedi.
Açıklamada ayrıca, değerlendirmelerde yalnızca Adli Tıp Kurumunun raporlarının belirleyici olduğu uygulamanın sona erdirilmesi, üniversite hastaneleri ile bağımsız, bilimsel ve tarafsız sağlık kurullarının raporlarının da dikkate alınması çağrısı yapıldı.
Tahliyelerin ertelenmesine tepki
Baronun raporunda, İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusların iyi hâlli olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmelerine de yer verildi.
Açıklamada, bazı değerlendirmelerin objektif ve denetlenebilir ölçütlerden uzak, soyut ve keyfî gerekçelere dayandırıldığı ve bu kararlar nedeniyle mahpusların tahliyelerinin ertelendiği öne sürüldü.
İnfaz süresini tamamlayan mahpusların tahliyelerinin idari değerlendirmelere bağlı tutulmaması gerektiğini belirten Baro, kurulların yapısının bağımsızlık ve tarafsızlığı güvence altına alacak şekilde yeniden düzenlenmesini istedi.
Kararların somut, nesnel ve denetlenebilir ölçütlere dayanması gerektiği vurgulanan açıklamada, tahliye kararlarına karşı etkili hukuki denetim mekanizmalarının güvence altına alınması çağrısında bulunuldu.
Haberleşme ve ailelerle görüşme hakkı
Raporda, mahpusların aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurarken ve yazılı başvuru haklarını kullanırken çeşitli engellerle karşılaştıkları da belirtildi.
Özellikle sevk ve nakil süreçlerinde mahpusların yanı sıra ailelerinin ve avukatlarının da zamanında bilgilendirilmediği ifade edildi
Diyarbakır Barosu, haberleşme ve iletişim haklarının önündeki engellerin kaldırılmasını, sevk ve nakil işlemlerinde gerekli bilgilendirmelerin zamanında yapılmasını talep etti.
Diyarbakır Barosu'ndan etkin denetim çağrısı
Açıklamanın sonunda, ceza infaz kurumlarında bulunmanın kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden bütünüyle mahrum bırakılması anlamına gelmediği vurgulandı. Devletin gözetimi ve denetimi altındaki mahpusların yaşamlarının, sağlıklarının ve insan onurlarının korunmasının kamusal bir yükümlülük olduğu belirtildi.
Diyarbakır Barosu, tespit edildiğini bildirdiği hak ihlallerine yol açan uygulamaların sona erdirilmesini, sağlık hizmetlerine erişimin güvence altına alınmasını, işkence ve kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmasını ve mahpusların hak arama yollarına erişiminin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Baro, hak ihlallerinin giderilmesi ve benzer olayların tekrarının önlenmesi amacıyla hukuki süreçleri takip etmeye, ulusal ve uluslararası mekanizmalara başvuruda bulunmaya ve cezaevlerinde yaşandığını belirttiği ihlalleri kamuoyunun gündemine taşımaya devam edeceğini bildirdi.







