DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da faaliyet gösteren hemşeri derneklerince oluşturulan Dernekler Platformu, TBMM’den büyük oy oranıyla geçen Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Silvan (Farqîn) Eğitim-Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve Dernekler Platformu Üyesi Cemal Doğrul, yasanın Meclis’ten geçmesinin sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini söyledi.
Doğrul, son iki yıllık süreçte yaşanan gecikmelerin ve belirsizliklerin toplumdaki umutları zaman zaman zayıflattığını belirterek, yasanın kabul edilmesiyle birlikte barış yönündeki beklentilerin yeniden güçlendiğini ifade etti.
“Nihayetinde bu çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi bir sonuç değil, daha bir başlangıçtır. Herkesin beklentisi gitgide büyüyor” diyen Doğrul, bundan sonraki sürecin daha büyük bir toplumsal sahiplenmeyle ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
“Bu coğrafya artık gücü aşan acılar yaşadı”
Türkiye’nin ve özellikle bölgenin uzun yıllardır ağır bedeller ödediğini dile getiren Doğrul, yaşanan acıların ardından barış talebinin giderek daha yüksek sesle dile getirildiğini söyledi. Doğrul, “Yıllardır çok kayıplar verildi. Bu coğrafya artık gücü aşan doğrusu acılar yaşadı. Ama bütün bu acıların sonucunda herkesin haykırdığı, herkesin dillendirdiği ve beklediği bir barış söylemi vardı. Ne olursa olsun nihayetinde bu topraklara barışın gelmesi gerektiği yönündeki söylemler gitgide yükseldi” ifadelerini kullandı.
Doğrul’a göre sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri de en fazla acıyı yaşayan kesimlerin barış talebini en güçlü şekilde dile getirmesi. “Bu coğrafyada en çok kim acıyı yaşamışsa onların en çok barışı haykırmasıdır” diyen Doğrul, barış söyleminin sürecin başlamasında önemli bir rol oynadığını söyledi.

“İlk defa herkesin lehine ortaklaşılan bir yasa geçti”
Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten büyük bir oy oranıyla geçmesine de dikkat çeken Doğrul, bunun Türkiye siyasi tarihi açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Doğrul, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ve diğer siyasi parti liderlerinin süreçteki desteklerinin önemli olduğunu ifade ederek, sorunun yalnızca bugünün değil, yüzyılların sorunu olduğunu söyledi. Doğrul, “İlk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Türklerin de ortaklaştığı, bu ülkede yaşayan herkesin lehine olan bir yasanın geçmiş olmasıdır. Hem de büyük bir oy oranıyla geçmiş olmasıdır” dedi.
“Temel atıldı, şimdi sağlam duvar örülmeli”
Çerçeve Yasa’nın bir temel oluşturduğunu belirten Doğrul, bundan sonraki aşamada bu temelin üzerine kalıcı bir yapı inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Doğrul, sivil toplumun ve halkın sürece sahip çıkmasının önemine dikkat çekerek, “Bu temelin üzerine eğer sağlam bir duvar inşa edilirse ve bundan sonraki sahiplenme gitgide büyürse, halkın buradaki katkısı, sivil toplumun katkısı çok önemlidir. Onlar bu işi sahiplendikçe bu iş başarıya ulaşacaktır” diye konuştu.
“Bu iş oldu, bitti anlayışına girilmemeli”
Sürecin tamamlandığı düşüncesinin yeni riskler oluşturabileceği uyarısında bulunan Doğrul, bundan sonraki adımların geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Doğrul, “Hiç kimse bu iş oldu, bitti, bir daha olmayacak anlamında bir tavır içerisine girmemelidir” ifadelerini kullandı.
Kürt sorununa ilişkin ciddi adımların atılmaması halinde bugün oluşan olumlu havanın zarar görebileceğini belirten Doğrul, şöyle devam etti: “Eğer gereği yapılmazsa, eğer Kürtlerle ilgili, Kürt sorunuyla ilgili çok ciddi adımlar atılmazsa, o var olan, şu anda yeşillenen, filizlenen kardeşlik duygularını pekiştirip bunu daha da ileri safhalara taşımazlarsa, yarın öbür gün aynı sorunlarla tekrar hep birlikte o acıları yaşıyor olabileceğiz.”
Zahit Çiftkuran: “Çatışmak kolaydır, barış zordur”
Şeyh Said Derneği Yöneticisi ve Dernekler Platformu Üyesi Zahit Çiftkuran ise Kürtçe ve Zazaca yaptığı değerlendirmede, barışa dönük yasal bir adım atılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftkuran, “Barışa dönük bir adım atıldığı için mutluyuz. Çatışmak kolaydır ama barış zordur” dedi. Dünya örneklerinde uzun süren savaşların yaşandığını ve barışın kolay sağlanamadığını belirten Çiftkuran, Türkiye’de iki yıldan kısa bir süre içerisinde barışa yönelik yasal bir adım atılmasını önemli bulduğunu söyledi.
Çiftkuran, bundan sonra yeni adımların atılması gerektiğini vurgulayarak, bu adımların süreci istemeyen kesimlerin önünü de keseceğini ifade etti.
“Sürecin uzaması zarar verebilir”
Sürecin fazla uzamasının risk taşıdığını dile getiren Çiftkuran, “Umarız ki bu ilk adımdan sonra yeni adımlar da atılır. Yeni adımların atılması süreci istemeyenlerin de önünü kesecektir. Çünkü süreci istemeyenler, savaşı isteyenler var. Sürecin uzaması korkarım ki sürece zarar verecektir” diye konuştu. Çiftkuran, barışın adalet temelinde kurulması gerektiğini belirterek, “Dileğimiz adaletli ve herkese faydası dokunan bir barışın gerçekleşmesidir” dedi.
Nusret İla: “Kürt halkı için kendi içindeki sorunları çözme fırsatı”
Mazıdağı Derneği Yöneticisi ve Dernekler Platformu Genel Sekreteri Nusret İla ise sürecin yalnızca siyasi aktörler açısından değil, toplumun kendi içerisindeki sorunların çözümü bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İla, Çerçeve Yasa’yı “çok iyi bir başlangıç” olarak gördüklerini belirterek, özellikle Kürt halkının kendi içindeki sorunları çözmesi ve birlik sağlaması açısından bunun önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.
Yerel dernekler olarak çok sayıda bölgesel ve ailesel anlaşmazlığa tanıklık ettiklerini belirten İla, bu sürecin toplum içindeki sorunların çözümü için bir vesile olması gerektiğini söyledi.

“Parti üstü bir anlayışla sahiplenilmeli”
İla, barış ve huzur ortamının yalnızca siyasi partilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak çabasıyla oluşturulabileceğini ifade etti. “Sadece parti üstü bir anlayışla bu işe el atılması lazım. Bütün buradaki siyasi partilerin artık el birliğiyle bu bölgedeki insanların yarasına merhem olması lazım”** diyen İla, siyasi aktörlerden ve toplumdan ortak hareket çağrısında bulundu.
“Herkes bu süreci sahiplenmeli”
Dernekler Platformu üyelerinin ortak mesajı ise sürecin yalnızca Meclis’te kabul edilen bir yasayla sınırlı kalmaması gerektiği yönünde oldu. Platform üyeleri; halkın, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin ve toplumun farklı kesimlerinin sürece aktif biçimde dahil olması gerektiğini vurguladı.
Dernekler Platformu temsilcileri, bugün oluşan barış ortamının güçlendirilmesi halinde Türkiye’de yaşayan bütün halkların ve kesimlerin bu süreçten kazançlı çıkacağı görüşünü dile getirdi.




