DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın kalbinde yer alan Ulu Cami, yalnızca İslam mimarisinin değil, insanlık tarihinin en kadim sembollerinden bazılarını da duvarlarında taşıyor. Cami yapısında yer alan aslan ve boğa figürleri, ilk bakışta iki vahşi hayvanın mücadelesini çağrıştırsa da, bu sahne aslında binlerce yıllık kozmik ve siyasal bir anlatının parçası olarak okunuyor.
Uzmanlara göre aslan ve boğa mücadelesi; gece ile gündüzü, yaz ile kışı, kaos ile düzeni, göçebe avcı kültür ile yerleşik tarım toplumunu simgeliyor. İnsanlık tarihinin en büyük kırılma noktalarından biri olan avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçiş süreci, bu iki güçlü figür üzerinden sembolleştiriliyor.
Aslan; evcilleştirilemeyeni, vahşi doğayı, gücü ve avcı-göçebe kültürü temsil ederken, boğa toprağı süren, sabanı çeken ve üretimi simgeleyen yerleşik tarım toplumunun temel taşı olarak karşımıza çıkıyor. Bu yönüyle boğa, medeniyetin devamlılığını ve ekonomik düzeni simgelerken, aslan ise bu düzeni kontrol eden erk ve iktidarı temsil ediyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarih Uzmanları, bu sahnenin yalnızca estetik bir tercih olmadığını vurguladı. Uzmanlar, “Aslan ve boğa mücadelesi Mezopotamya ikonografisinin en güçlü anlatılarından biridir. Persepolis kabartmalarından Lidya’nın ilk sikkelerine kadar bu sahne, hükümdarın gücünü ve düzen kurma yetisini simgeler. Aslanın boğayı pençelemesi bir yok ediş değil, düzen altına alma mesajıdır” dedi.
Uzmarlara göre bu metafor, devletin toplum üzerindeki rolünü açık biçimde ortaya koyuyor: “Aslan, devleti ya da hükümdarı; boğa ise halkı ve üretimi temsil eder. Devlet, toplumun üretim gücünü kontrol eder, ona nizam verir. Bu nedenle bu figürler, iktidarın meşruiyetini taşa kazıyan birer görsel bildiridir.”
Ulu Cami’de kullanılan bazalt taş üzerine işlenmiş bu figürlerin, geçmişten bugüne birer “açık hava manifestosu” niteliği taşıdığı ifade ediliyor. Gücün, siyasetin ve hâkimiyet anlayışının yazıyla değil sembollerle anlatıldığı dönemlerde, bu tür kabartmalar propaganda aracı olarak kullanıldı.
Bugün Diyarbakır Ulu Cami’yi ziyaret edenler için bu figürler sadece bir mimari detay gibi görünse de, dikkatle bakıldığında taşın hafızasında saklı binlerce yıllık bir dünya görüşüyle karşılaşmak mümkün. Aslan ve boğa, sessizce ama güçlü bir biçimde, medeniyetin nasıl kurulduğunu ve gücün nasıl anlamlandırıldığını anlatmaya devam ediyor.




