DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da aile ilişkileri, evliliklerde yaşanan sorunlar ve boşanma nedenleri gündemdeki yerini korurken, çiftlerin ilişkilerini sürdürmekte zorlandıkları noktalar da tartışılmaya devam ediyor. Özellikle iletişim problemleri, güven kaybı, kıskançlık, karşılanmayan beklentiler ve duygusal uzaklaşma, çiftlerin ilişkilerinde ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Dijitalleşmeyle birlikte günlük yaşamın önemli bir parçası hâline gelen sosyal medya da ilişkilerde yeni tartışma alanları oluşturuyor. Partnerin sosyal medyada kimi takip ettiği, hangi fotoğrafları beğendiği veya ne zaman çevrim içi olduğu gibi ayrıntılar, zaman zaman güvensizliği ve kıskançlığı tetikleyebiliyor. Öte yandan sosyal medyada paylaşılan romantik anların gerçek ilişkilerle kıyaslanması, çiftlerin birbirlerinden beklentilerini artırabiliyor.
Öz Diyarbakır Gazetesi olarak Uzman Klinik Psikolog ve Çift Terapisti Pelin Aytış ile bir araya gelerek evliliklerde yaşanan sorunları, boşanma sürecine giden nedenleri ve çift terapisinin ilişkileri güçlendirmedeki rolünü konuştuk. Aytış, çiftlerin sorunlar derinleşmeden profesyonel destek almalarının önemini anlatırken, terapinin yalnızca boşanma aşamasına gelen çiftlere yönelik olmadığına dikkat çekti.

Aytış: “Terapinin Amacı Haklıyı Ya Da Haksızı Bulmak Değil”
Son yıllarda boşanma konusu daha fazla gündeme geliyor. Diyarbakır’da da boşanmaların arttığı konuşuluyor. Siz çift terapisti olarak danışanlarınızdan en çok hangi şikâyetleri duyuyorsunuz?
“En sık karşılaştığımız sorunların başında iletişim problemleri geliyor. Bunun yanında güven problemleri, kıskançlık, beklentileri karşılayamama ve duygusal olarak birbirinden uzaklaşma da oldukça sık karşılaştığımız sorunlar arasında yer alıyor. Çiftler bazen birbirlerini anlamakta zorlanıyor, bazen de kendi ihtiyaçlarını karşı tarafa doğru şekilde ifade edemiyor. Bu durum zaman içerisinde birikerek ilişkinin yıpranmasına neden olabiliyor”
“İma etmek yerine ihtiyacımızı açıkça ifade etmeliyiz”
Peki, çiftlerin iletişim kurarken yaptığı en yaygın hata nedir? Birbirleriyle konuşurken en çok nerede yanlış yapıyorlar?
“En yaygın hatalardan biri, karşıdaki kişinin ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu göz ardı etmek. Bir diğer önemli hata ise ihtiyaçlarımızı doğrudan ifade etmek yerine eleştiri veya ima yoluyla anlatmaya çalışmak. Örneğin, “Sen zaten benimle hiç ilgilenmiyorsun.” demek yerine, “Seninle vakit geçirmeye ihtiyacım var, birlikte daha fazla zaman geçirmek istiyorum.” demek çok daha sağlıklı bir iletişim biçimi. Bu iki ifade arasında önemli bir fark var. İlkinde karşı taraf kendisini suçlanmış hissedebilir ve savunmaya geçebilir. İkincisinde ise kişi kendi ihtiyacını açıkça ifade eder. Bu da karşılıklı anlayışı ve iletişimi güçlendirebilir.”
Bu iletişim sorunu hem kadınlar hem de erkekler için geçerli mi?
“Evet, ilişkideki iletişim sorunları yalnızca bir tarafla sınırlı değil. Her iki taraf da kendisini ifade etmekte veya karşısındaki kişiyi anlamakta zorlanabilir. Burada önemli olan, çiftlerin birbirlerini suçlamak yerine karşılıklı olarak anlamaya çalışmalarıdır”
“Sosyal medya ilişkileri hem kolaylaştırıyor hem de karmaşıklaştırıyor”
Günümüzde sosyal medya hayatımızın önemli bir parçası. Sosyal medyanın yaygınlaşmasının boşanmalara ve ilişki sorunlarına etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Sosyal medya, ilişkilerimizi hem kolaylaştırıyor hem de maalesef daha karmaşık hâle getirebiliyor. Örneğin, partnerimizin kimi takip ettiği, kimin fotoğrafını beğendiği veya en son ne zaman çevrim içi olduğu gibi küçük göstergeler, bazen olduğundan daha büyük anlamlar taşıyabiliyor. Bu durum ilişkide kaygıyı ve güven problemlerini beraberinde getirebiliyor. Kişi, karşısındaki insanın davranışlarını sürekli kontrol etmeye başlayabiliyor veya bazı hareketleri farklı anlamlandırabiliyor. Ancak burada sosyal medyanın kendisinden çok, nasıl kullanıldığı ve çiftlerin bu konudaki sınırlarını nasıl belirlediği önem taşıyor.”

Yani sosyal medya, çiftler arasındaki güvensizliği ve kıskançlığı artıran etkenlerden biri olabiliyor. Peki, sosyal medyada görülen ilişkiler de çiftlerin kendi ilişkilerini sorgulamalarına neden oluyor mu?
“Evet, bu da önemli bir konu. Sosyal medyada genellikle ilişkilerin güzel, romantik ve mutlu anlarını görüyoruz. Ancak bir ilişkinin tamamını görmüyoruz. O insanların kendi aralarında hangi sorunları yaşadıklarını, nasıl tartıştıklarını veya hangi zorluklardan geçtiklerini bilmiyoruz. Buna rağmen bazen başka çiftlerin romantik anlarını kendi ilişkimizle kıyaslayabiliyoruz. Bir süre sonra kendi ilişkimiz bize yetersiz gelmeye başlayabiliyor. Dolayısıyla sosyal medyada gördüklerimiz, ilişkimizden beklentilerimizi artırabiliyor”
“Başka çiftlerle kıyaslama, ilişkiden duyulan memnuniyeti azaltabiliyor”
Sosyal medyada romantik paylaşımlar yapan çiftleri gören insanlar, kendi ilişkilerinde de benzer şeyler yaşamak veya bunları göstermek isteyebiliyor. Bu kıyaslama ilişkiye nasıl zarar veriyor?
“Kesinlikle bir kıyaslama süreci başlayabiliyor. Ancak sosyal medyada gördüğümüz şeyin ne kadarını gerçek anlamda biliyoruz? Orada bir ilişkinin yalnızca belirli bir bölümünü görüyoruz, tamamını değil. İster istemez kendimizi başkalarıyla kıyaslayabiliyoruz. Bu da beklentilerimizi yükseltebiliyor ve bu beklentileri partnerimize yansıtmamıza neden olabiliyor. Burada önemli olan, kendi ilişkimizi başkalarının sosyal medyada sergilediği görüntülere göre değerlendirmemek. Her ilişkinin dinamiği, ihtiyaçları ve yaşadığı sorunlar farklıdır. Çiftlerin kendi ilişkilerinde neye ihtiyaç duyduklarını anlamaları ve birbirleriyle açıkça konuşmaları daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır”
Peki, çiftler sosyal medyanın ilişkilerine zarar vermesini önlemek için nasıl bir yol izlemeli?
“Öncelikle sosyal medya üzerinden yapılan yorumları veya paylaşımları hemen olumsuz anlamlandırmamak önemli. Bir davranış bizi rahatsız ediyorsa bunu suçlayıcı bir dille değil, kendi duygumuzu ve ihtiyacımızı anlatarak ifade edebiliriz. Ayrıca çiftlerin sosyal medya kullanımı konusunda birbirlerinin beklentilerini konuşmaları, hangi davranışların kendilerini rahatsız ettiğini açıkça paylaşmaları ve karşılıklı sınırlar üzerinde anlaşmaları faydalı olabilir”

“Çiftler genellikle sorunlar büyüdükten sonra terapiye başvuruyor”
Diyarbakır’da size başvuran çiftler oluyor. Bu çiftler genellikle boşanmanın eşiğine geldiklerinde mi terapiye geliyor, yoksa sorunlar henüz başlangıç aşamasındayken de başvuranlar var mı?
“Genellikle çiftler, iletişimleri koptuğunda, güven problemleri yaşadıklarında veya duygusal olarak birbirlerinden uzaklaştıklarında terapiye başvuruyorlar. Bir noktada artık yaşadıkları problemleri kendi başlarına çözemeyeceklerini düşünüyorlar ve profesyonel destek alma ihtiyacı hissediyorlar. Ancak bizim önerimiz, sorunlar ciddi bir krize dönüşmeden terapiye başvurmalarıdır. Çünkü problemler uzun süre çözümsüz kaldığında kronikleşebiliyor ve çiftlerin birbirlerine karşı tutumları daha da olumsuz hâle gelebiliyor. Daha erken bir aşamada destek almak, çiftlerin sorunlarını anlamalarına ve daha sağlıklı çözüm yolları geliştirmelerine yardımcı olabilir”
Yani çiftlerin mutlaka boşanma aşamasına gelmesini beklememesi gerekiyor. İlişkide sorunlar başladığında profesyonel destek almak önemli, öyle mi?
“Evet, kesinlikle. Çift terapisine başvurmak için ilişkinin ciddi bir kriz aşamasına gelmesi gerekmiyor. Çiftler iletişimlerinde zorlandıklarını fark ettiklerinde, aynı sorunları tekrar tekrar yaşadıklarında veya birbirlerini anlamakta güçlük çektiklerinde destek alabilirler. Terapiyi yalnızca ilişkinin son aşamasında başvurulacak bir yöntem olarak görmemek gerekiyor.
“Çift terapisinin amacı haklıyı ve haksızı belirlemek değil”
Çift terapisiyle ilgili toplumda bazı yanlış algılar var. Örneğin, terapiye giden çiftlerden birinin haklı, diğerinin haksız olduğunun belirlenmesi beklenebiliyor. Siz bu yaklaşımla karşılaşıyor musunuz?
“Evet, zaman zaman böyle beklentilerle karşılaşıyoruz. Çiftler bazen terapiste geldiklerinde kimin haklı, kimin haksız olduğunun belirlenmesini bekleyebiliyorlar. Ancak bizim terapideki amacımız haklıyı veya haksızı bulmak değil. Amacımız, çiftlerin daha sağlıklı iletişim kurmalarını, kendilerini daha iyi ifade etmelerini ve sorunlarını daha işlevsel bir şekilde ele almalarını sağlamak. Hatta çiftlerin daha sağlıklı bir şekilde tartışmayı öğrenmeleri de terapinin önemli bir parçası. Çünkü tartışmanın hiç yaşanmaması her zaman mümkün olmayabilir. Önemli olan, anlaşmazlıkların nasıl ele alındığı ve çiftlerin bu süreçte birbirlerine nasıl davrandığıdır”
“Çift terapisi, sağlıklı tartışmayı da öğretiyor”
Terapi sırasında çiftlerin nasıl tartıştıklarını da gözlemliyor musunuz? Yani sorunlarını terapistin yanında konuşmaları isteniyor mu?
“Evet, kullandığımız terapi yaklaşımına bağlı olarak çiftlerden seans sırasında belirli konuları konuşmalarını isteyebiliyoruz. Böylece çiftlerin iletişim biçimlerini, birbirlerini nasıl dinlediklerini, nasıl tepki verdiklerini ve anlaşmazlıkları nasıl ele aldıklarını gözlemleyebiliyoruz. Buradaki amaç, çiftlerin birbirlerini suçlamadan, aşağılamadan veya birbirlerinin sözünü sürekli kesmeden konuşabilmelerini desteklemek. Bir sorunu dile getirmekle o sorun üzerinden karşı tarafı incitmek arasında önemli bir fark var. Çiftlerin sorunlarını daha sağlıklı biçimde ifade etmeyi ve anlaşmazlıklarını yapıcı bir şekilde ele almayı öğrenmeleri, ilişkilerinde olumlu değişiklikler sağlayabilir”
Danışanlarınız arasında sizi şaşırtan, oldukça farklı sorunlarla karşılaştığınız durumlar da oluyordur. Elbette danışan mahremiyeti nedeniyle özel örnekler vermeniz mümkün değil. Genel olarak baktığınızda, ilişkilerde sorunların ne kadar farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini söyleyebilir miyiz?
“Evet, her ilişkinin kendine özgü bir dinamiği var. Çiftlerin yaşadığı sorunlar, bu sorunları yorumlama biçimleri ve birbirlerinden beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle her çifte aynı şekilde yaklaşmak mümkün değil. Terapi sürecinde çiftlerin kendi ilişkilerini, ihtiyaçlarını ve iletişim biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Önemli olan, her ilişkinin kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi ve çiftlerin ihtiyaçlarına uygun bir çalışma yürütülmesi.”
“Terapiye başvurmayı ertelemeyin”
Son olarak evliliklerinde sorun yaşayan, iletişim kurmakta zorlanan veya boşanmayı düşünen çiftlere ne tavsiye edersiniz?
“Her çift zaman zaman sorunlar yaşayabilir. Bir ilişkide sorun yaşanması, o ilişkinin mutlaka sona ereceği anlamına gelmez. Önemli olan, yaşanan sorunların nasıl ele alındığıdır. Çiftlere tavsiyem, kendi başlarına çözemeyeceklerini düşündükleri sorunlar karşısında profesyonel destek almayı ertelememeleri. Özellikle duygusal olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını hissettiklerinde, iletişimlerinin giderek zayıfladığını fark ettiklerinde veya aynı sorunları sürekli yaşadıklarında çift terapisine başvurmayı değerlendirebilirler. Sorunların büyümesini beklemek yerine daha erken harekete geçmek, ilişkinin ihtiyaçlarını anlamak açısından önemlidir”
“Terapiye ilişkin önyargılar azalıyor”
Son yıllarda insanların psikolojik destek ve çift terapisine yaklaşımında bir değişim yaşandığını düşünüyor musunuz? Toplumdaki önyargılar kırılıyor mu?
“Bence bu konuda bir değişim var. İnsanlar terapi konusunda eskisine göre daha fazla bilgi sahibi olabiliyor ve destek almayı daha fazla değerlendirebiliyorlar. Ancak bu konuda farkındalığın daha da artabileceğini düşünüyorum. Çift terapisi, yalnızca boşanmayı önlemek amacıyla başvurulan bir yöntem olarak görülmemeli. İlişkide yaşanan sorunları anlamak, iletişim biçimini geliştirmek ve daha sağlıklı bir ilişki kurmak isteyen çiftler de terapi desteğinden yararlanabilir.
İlişkilerde sorunları konuşmak, çözümün ilk adımı
Uzman Klinik Psikolog ve Çift Terapisti Pelin Aytış’ın açıklamaları, evliliklerde yaşanan sorunların yalnızca tek bir nedene bağlanamayacağını ortaya koyuyor. İletişim eksikliği, güven problemleri, kıskançlık, karşılanmayan beklentiler ve sosyal medyada yapılan kıyaslamalar ilişkileri yıpratabilen etkenler arasında bulunuyor. Aytış’ın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise çiftlerin profesyonel destek almak için boşanmanın eşiğine gelmeyi beklememesi. İlişkideki sorunları erken fark etmek, ihtiyaçları açıkça ifade etmek ve karşılıklı anlayışı güçlendirmek, çiftlerin sorunlarla daha sağlıklı biçimde başa çıkmalarına yardımcı olabiliyor.




