DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır, son otuz yılda yoğun göçle birlikte büyük bir toplumsal dönüşüm yaşadı. Bu dönüşüm, beraberinde ekonomik sıkıntıları, sosyal uyum sorunlarını ve kent yaşamında yeni gerilim alanlarını da getirdi. İşte bu tablo içinde, hemşehri derneklerinin dayanışma ihtiyacından doğan Diyarbakır Dernekler Platformu, siyasetin dışında kalarak toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi amaçlayan özgün bir model geliştirdi.
2010 yılında kurulan ve bugün 15 derneği bünyesinde barındıran platform, arabuluculuk çalışmalarıyla yasal düzenlemelere ilham veren, taziye ve düğün kültüründe dönüşüm yaratan ve Diyarbakır’da “birlikte yaşama” pratiğini güçlendiren önemli bir sivil toplum aktörü haline geldi. Platformun Genel Sekreteri Nusret İla ile Diyarbakır Dernekler Platformu’nun kuruluş hikâyesini, ilke ve hedeflerini konuştuk.
Diyarbakır Dernekler Platformu hangi ihtiyaçtan doğdu?
“Aslında bu sürecin temeli 1990’lı yıllara dayanıyor. O dönem köy boşaltmaları ve göçlerle birlikte Diyarbakır merkeze çevre il ve ilçelerden yoğun bir yerleşim oldu. İnsanlar buraya sığınmaya, tutunmaya çalıştı. Bu süreçte ciddi sosyal ve ekonomik sorunlar yaşandı. Trafik kazaları, aile içi anlaşmazlıklar, kız kaçırma olayları, ekonomik sıkıntılar… Bunlar ister istemez farklı gruplar arasında da gerilimlere yol açtı. Bu sorunlar karşısında insanlar bir araya gelme ihtiyacı hissetti. 2000’li yıllardan sonra hemşehri derneklerinin sayısında ciddi bir artış oldu. Bu dernekler, yardımlaşma ve dayanışma amacıyla kuruldu”
Platformlaşma süreci nasıl gelişti?
2008’den itibaren bu hemşehri dernekleriyle zaman zaman bir araya gelmeye başladık. Şunu sorduk: “Sadece sorun çıktığında mı bir araya geleceğiz, yoksa kalıcı bir birliktelik mi kuracağız?” Bu arayış bizi 2010 yılında Diyarbakır Dernekler Platformu’na götürdü. O tarihten bu yana platform çatısı altında hareket ediyoruz.
Bugün platform kaç dernekten oluşuyor?
Şu anda 15 derneğimiz var ve tamamı hemşehri dernekleridir. Şırnak, Bingöl, Mardin ve Diyarbakır merkezli dernekler ağırlıktadır. Bizimle birlikte hareket etmeyen birkaç dernek de var; bu tamamen kendi tercihleri ve özel durumlarıyla ilgili.
Siyasetle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?
En baştan çok net bir karar aldık: Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayacağız. Bölgemizde siyaset çok yoğun ve maalesef zaman zaman kirli bir dil de barındırıyor. Biz özellikle sosyal konulara odaklandık. Ekonomik ilişkilere girmemeye, sorun çözerken reklam yapmamaya özen gösterdik. Platform olarak çözdüğümüz hiçbir davada medyayı kullanmadık. İnsanların özel sorunlarını bir rant alanına çevirmedik. Bugüne kadar da hiçbir ücret talep etmedik. Platform masraflarını karşılasa bile bu ilkemizden taviz vermedik.
Arabuluculuk çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Bu çalışmalarımız 2010–2011 yıllarında dikkat çekti. Hatta o dönem bizimle yapılan bir röportaj ve hazırlanan rapor hükümete sunuldu. Bu rapor, 2012 yılında yürürlüğe giren Arabuluculuk Yasası hazırlanırken esas alındı. Bu bizim için çok kıymetli bir gelişmeydi. Ayrıca barış süreci döneminde, tarafsızlığımız nedeniyle halk toplantılarını organize etmek için bizi tercih ettiler. Türkiye’de o dönemin en katılımlı ve en canlı halk toplantılarından birini Diyarbakır’da platform olarak biz gerçekleştirdik.
Bu tarafsızlığı nasıl koruyorsunuz?
Empati ve özveriyle. Bir olayda “Bu bizim başımıza gelse ne yapardık?” diye düşünüyoruz. Platform üyesi derneklerin yöneticileriyle ilgili bir meselede bile aynı mesafeyi koruyoruz. Bugüne kadar bunu başardığımız için herkes bize güveniyor. Siyasi partilere de eşit mesafedeyiz. Onlar da bu duruşu gördükleri için zaman zaman bizimle çalışmak istiyorlar.
Taziye kültürüyle ilgili önemli çalışmalar yaptınız…
Evet. Daha önce Diyarbakır’da taziyelerde iki öğün yemek veriliyordu, hatta Ramazan’da sahura kadar sürüyordu. Bu hem maddi hem manevi büyük bir yük oluşturuyordu. Biz tamamen kaldırmak istedik ama mümkün olmayınca tek öğüne indirilmesini sağladık. Bu konuda kamuoyunda ciddi bir farkındalık oluştu. Valilik düzeyinde bile açıklamalar yapıldı.
Taziye takip sistemi projesi nedir?
Ticaret Odası, Organize Sanayi, DESOB ve Ticaret Borsası’nın finansal desteğiyle bir Taziye Takip Sistemi geliştirdik. Sistem şu an hazır ama belediyelerden yeterli destek alamadık. Amaç şu: Cenazesi olan bir kişi mezarlığa gittiğinde hangi taziye evinin boş olduğunu görebilecek. Taziye evlerinde ve camilerde ekranlar olacak, ayrıca mobil uygulamayla dünyanın neresinde olursa olsun insanlar taziyelerden haberdar olabilecek.
Platform içi karar alma süreciniz nasıl işliyor?
Çok demokratik bir yapımız var. Daha önce aylık sözcülük vardı, şimdi 3 aylık dönem sözcülüğü uyguluyoruz. Her dernek sırayla platform sözcüsü oluyor. Kararlar gönüllülük esasına dayanır; “çoğunluk söyledi, uymak zorundasın” anlayışı yoktur. Bugüne kadar ciddi bir sorun yaşamadık.
Siyasi partilerle ortak çalışmalar neden hayata geçmedi?
Tüm siyasi partilerin belli aralıklarla bir araya geleceği bir kahvaltı organizasyonu planladık. Ziyaretler yaptık ama sağlıklı dönüş alamadık. Partiler maalesef Diyarbakır’dan çok Ankara merkezli düşünüyor. Seçimden seçime geliyorlar, sonra unutuyorlar. Biz hatırlatmaya devam ediyoruz.
Önümüzdeki dönemde hangi alanlara odaklanacaksınız?
Taziye kültüründe önemli bir mesafe aldık. Şimdi düğün kültürü üzerinde çalışmayı hedefliyoruz. Kapalı alanlarda havai fişekler, silahlar, konvoylar şehir hayatını olumsuz etkiliyor. Bununla ilgili kurumlarla görüşmeler yapıyoruz. Uyuşturucu ve kumar gibi büyük toplumsal sorunlar ise platformu aşan meseleler. Bu konularda emniyet, üniversiteler, akademik çevreler ve STK’ların yer aldığı ortak komisyonlar kurulması gerektiğini düşünüyoruz.
Son olarak hemşehrilere mesajınız nedir?
Örgütlenmek sadece siyasetçilerin hakkı değildir. Her alanda örgütlenebiliriz. Hemşehri dernekleri bu anlamda çok büyük bir güçtür. Bu gücü siyasi menfaat için değil, toplumsal menfaat için kullanmalıyız. Aşiret dernekleriyle de görüşmelerimiz var. Ayrı ayrı değil, birliktelik ruhuyla bir çatı altında buluşmalarını istiyoruz. Eksiklerimiz olabilir, yanlışlarımız olabilir; bizi uyarmalarını isteriz. Biz bu şehrin insanları için varız”






