DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın tarihi yapılarından biri olan Hüsrev Paşa Camii’nin avlusunda yer alan gizemli mezar, uzmanların dikkatini çekmeye devam ediyor. Bazalt taşından inşa edilen ve 1611 yılına tarihlenen mezarın kime ait olduğu bugüne kadar kesin olarak belirlenemedi.
Oldukça süslü ve görkemli yapısıyla öne çıkan mezarın üzerindeki kitabelerin büyük bölümünün tahrip olması, kimlik tespitini güçleştiriyor. Uzmanlar, mezarın ihtişamının burada yatan kişinin dönemin önemli şahsiyetlerinden biri olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.
İki bölümden oluşan mezarın alt kısmı büyük bazalt taşlardan inşa edilirken, yüzeyinin neredeyse tamamı yazıtlar ve süslemelerle kaplı. Üst bölümde yer alan sanduka ile baş ve ayak taşlarının ise kireçtaşından yapıldığı tespit edildi. Ancak bu bölümdeki yazıtların büyük kısmı okunamaz durumda.

Osmanlı’nın Diyarbakır’daki ikinci valisi olan Hüsrev Paşa’nın 1521–1531 yılları arasında kentte görev yaptığı ve bu dönemde hamam ile medrese inşa ettirdiği biliniyor. Söz konusu medrese zamanla camiye dönüştürülmüş olsa da, Hüsrev Paşa’nın kabrinin İstanbul’da bulunması nedeniyle avludaki mezarın ona ait olmadığı değerlendiriliyor.
Bu nedenle araştırmacılar, mezarın bir beylerbeyi, vali, müderris, kadı ya da önemli bir din âlimine ait olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvar Müdürü Müjdat Gizligöl, bölgede yaptıkları yerinde incelemelerde mezarın kimliğinin henüz netleşmediğini belirterek, “Çalışmalarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Uzman ekiplerin yapacağı yeni epigrafik ve arşiv araştırmalarının, Diyarbakır tarihine ışık tutabilecek bu gizemin çözülmesine katkı sağlaması bekleniyor.



