DİYARBAKIR HABER - Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde tarihi mirasa ışık tutan Amida Höyük kazıları devam ederken, kazı başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, Diyarbakır Surlarındaki kapılardan birine ilişkin yaygın bilinen yanlışlara dikkat çekti.

Kentte “Fethi Kapısı” olarak adlandırılan kapının aslında Babil Fereç Kapısı olduğunu belirten Yıldız, kapının üzerindeki kitabede ismin açıkça yer aldığını ifade etti.

“Kitabede babil fereç olduğu açıkça belirtiliyor”

Kapının tarihsel kimliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. İrfan Yıldız, söz konusu yapının Artukluların Eyyubilere bağlı olduğu dönemde, 595/1198 yılına ilişkin tarihsel kayıtlarla anıldığını belirtti.

Yıldız, “Diyarbakır’la ilgili kaynaklarda bu kapı genellikle Fethi Kapısı olarak geçiyor. Bu aslında yanlış bilgidir. Kitabede net bir şekilde kapının Babil Fereç, yani Kurtuluş-Sevinç Kapısı olduğu belirtiliyor” dedi.

F E T İ H2

“Asıl fethi kapısı 100 metre batıda”

Gerçek Fethi Kapısı’nın mevcut kapıdan yaklaşık 100 metre batıda bulunduğunu dile getiren Yıldız, İslam ordularının Diyarbakır’ı fethettiği dönemde açılan kapının burası olduğunu ifade etti.

Yıldız, “Bu kapı Fethi Kapısı değil, Sevinç veya Kurtuluş Kapısı olarak adlandırılan Babil Fereç Kapısı’dır. Eğer Fethi Kapısı olsaydı kitabede net bir şekilde Babil Feth yazılırdı” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'da 75 işçinin işten çıkarılması sonrası Yapı Yol-İş’ten tepki
Diyarbakır'da 75 işçinin işten çıkarılması sonrası Yapı Yol-İş’ten tepki
İçeriği Görüntüle

F E T İ H

“Yanlış bilgileri düzeltmeye devam edeceğiz”

Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel mirasının doğru bilgilerle gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İrfan Yıldız, kent hakkında yayılan hatalı bilgileri düzeltmeye devam edeceklerini söyledi.

Yıldız, “Şehrini seven bir sanat tarihçisi olarak, tıpçıların, tırşıkçıların yaydığı şehrimiz hakkındaki hatalı bilgileri düzeltmeye devam edeceğiz” diyerek açıklamasını tamamladı.

Yıldız’ın açıklaması, Diyarbakır Surları’nın tarihine ve kentteki tarihî yapıların doğru adlandırılmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Kaynak: MEHMET SAİT BAYRAM