DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde çalışan 75 işçinin ücret, fazla mesai, resmi tatil ve çalışma koşullarına ilişkin yaşanan sorunlar nedeniyle iş bırakma eylemine gitmesinin ardından işçilerin işten çıkarıldığı iddiası gündeme geldi.
Yapı Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Adnan Akyol, işçilerin sendikalı olmaları nedeniyle mobbinge maruz kaldıklarını, bazı ücret ve mesai ödemelerinin yapılmadığını ve işten çıkarma tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını savundu. Akyol, şantiyedeki iş sağlığı ve güvenliği koşullarına ilişkin de ciddi iddialarda bulundu.
Sendikanın Örgütlenme Sekreteri Barış Kaya ise yaşananların yalnızca Diyarbakır Şehir Hastanesi ile sınırlı olmadığını, Türkiye'nin farklı kentlerindeki şantiyelerde de benzer sorunlarla mücadele ettiklerini belirtti. Kaya, sendikal örgütlenmenin işçilerin hak arama mücadelesinde önemli bir araç olduğunu ifade etti.
“İşçiler Haklarını İstedikleri İçin Mi İşten Çıkarıldı?”
Sayın Başkan, Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde 75 işçinin iş bırakma eylemi ve ardından işten çıkarılmasıyla başlayan süreçte neler yaşandı?
“Arkadaşlarımızın sendikalı oldukları için ciddi anlamda mobbing gördüklerini söylüyoruz. Birçok haklarının ödenmediğini belirtiyorlar. Özellikle fazla mesailerinin, pazar çalışmalarının ve resmi tatillerdeki çalışmalarının ücretlerinin ödenmediğini ifade ediyorlar. Bazı işçilerin uzun süre çalışmasına rağmen bu ödemeleri alamadığını ve haklarını talep ettiklerinde işten çıkarılmakla tehdit edildiklerini belirtiyorlar. İşçiler, geciken ücretler, ödenmeyen mesailer ve ulusal bayram ile resmi tatil ücretleri nedeniyle çalışmaktan sakınma haklarını kullandı. Ancak eylemin ilerleyen günlerinde işçilerden savunma istendiğini, savunmalarını vermeye gitmelerinden hemen önce işten çıkarıldıklarını savunuyoruz”
“Yasaları Çiğnemekte Hiçbir Şey Görmüyorlar”
İşten çıkarma sürecinde hukuka aykırı uygulamalar olduğunu mu düşünüyorsunuz?
“Evet. Biz burada birden fazla hukuksuzluk olduğunu düşünüyoruz. Savunma sürecinin uygulanış biçiminin de hukuka aykırı olduğunu savunuyoruz. İşçilerin haklarını aramasının önüne geçilmeye çalışıldığını düşünüyoruz. Bunun yanında sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığı ve bazı ödemelerin elden yapıldığı yönünde ciddi iddialar var. Eğer bunlar doğruysa bunun yalnızca işçinin geleceği açısından değil, kamu açısından da önemli sonuçları olur.”
“Şantiyede İş Güvenliği Sorunu Var”
Şantiyedeki iş sağlığı ve güvenliği koşulları konusunda da bazı iddialar dile getiriyorsunuz. Nedir bunlar?
“İş güvenliğiyle ilgili de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na başvuracağız. Şantiyede çalışan arkadaşlarımızın bulunduğu bazı alanlarda su olduğunu, elektrik kablolarının açıkta ve suyun içerisinde bulunduğunu söylüyoruz. Ağır boruların ve kazanların taşındığı çalışmalarda baret, yelek gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanılmadığını gösteren fotoğrafların elimizde olduğunu belirtiyoruz. Bunların hepsinin denetlenmesi gerekiyor”

“42 Yıldır İşçiyim, Bir Tane İş Müfettişi Görmedim”
Siz uzun yıllardır inşaat sektörünün içerisindesiniz. İş güvenliği konusunda yıllar içerisinde nasıl bir değişim gördünüz?
“Ben 42 yıllık mermer ustasıyım. Çok zor koşullarda çalıştım. Koğuşlarda kaldım, kötü koşullarda yemek yedim, dış güvenliğin olmadığı yerlerde çalıştım. Ama bugüne kadar şantiye denetleyen, gördüğü hukuksuzluklarla ilgili yaptırım uygulayan bir iş müfettişi gördüğümü söyleyemem. İşte sorun burada. Denetim olmayınca işverenler de yasaları çok rahat şekilde ihlal edebiliyor.”
“İşçiler Davaların Uzamasına Güvenilerek Mağdur Ediliyor”
İşçiler haklarını almak için mahkemeye başvurduğunda süreç yıllarca sürebiliyor. Bunun işveren açısından bir avantaj oluşturduğunu düşünüyor musunuz?
“Kesinlikle. İşçiye “Git dava aç” deniliyor. Çünkü iş davalarının uzun sürdüğünü biliyorlar. Bir dava bir buçuk yıl sürebiliyor, ardından itiraz geliyor ve süreç daha da uzuyor. İşverenler bu uzun süreçlere güvenerek işçilerin hak arama mücadelesini zorlaştırıyor.”
“Sorun Sadece Diyarbakır Değil, Türkiye'nin Tamamında Var”
Peki yaşananları sadece Diyarbakır Şehir Hastanesi'ne özgü bir sorun olarak mı görüyorsunuz?
“Hayır. Burada yaşananları bütün Türkiye'deki şantiyelerde yaşanan sorunların bir örneği olarak görüyoruz. TOKİ şantiyelerinde, özel inşaatlarda ve farklı çalışma alanlarında benzer sorunlarla karşılaşıldığını söylüyoruz. Bizim burada anlattığımız sadece bir şehir hastanesi şantiyesindeki sorun değil. İşçi sınıfının genel sorunlarından bahsediyoruz.”
“Her Yıl İnşaat Sektöründe Bir Soma Yaşanıyor”
İş güvenliği açısından tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
“İnşaat sektöründe her yıl çok sayıda işçi hayatını kaybediyor. Biz bunun temel nedenlerinden birinin denetimsizlik ve gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması olduğunu düşünüyoruz. İşçilerin yaşam hakkının korunması gerekiyor. Sadece iş kazası olduktan sonra konuşmak değil, kazaların yaşanmaması için şantiyelerin düzenli şekilde denetlenmesi gerekiyor.”
Barış Kaya: “işçiler sahipsiz değil”
“Yapı Yol-İş Nasıl Bir Sendika?”
Barış Bey, Yapı Yol-İş Sendikası'nın kuruluş sürecinden ve mücadele anlayışından söz eder misiniz?
“Yapı Yol-İş, inşaat işkolunda örgütlenen bir sendika. 2022 yılında inşaat sendikası olarak kuruldu. 2024 yılında ise Yapı Yol-İş ismini aldı. Sendikanın içerisinde karayollarından, il özel idarelerinden ve şantiye alanlarından çalışan işçiler bulunuyor. 2024'ten bu yana Türkiye'nin farklı bölgelerinde, özellikle deprem bölgelerinde, işçilerin karşılaştığı baskılara ve hukuksuzluklara karşı mücadele ediyoruz”
“Sendika Yöneticilerimiz de İşçi”
Sendikanızı diğer sendikalardan ayıran temel özellik nedir?
“Bizim yönetimimizin tamamı çalışan işçilerden oluşuyor. Sendikadan maaş almıyoruz. Mücadele eden bir sendika anlayışını temsil etmeye çalışıyoruz. İşçilerin alternatifsiz olmadığını, gerçekten onların hakları için mücadele eden sendikaların bulunduğunu göstermek istiyoruz. Tüzüğümüze de bu anlayışı yerleştirdik. Bizim temel sözümüz, “Biz işçinin işçisiyiz.”
“2025'te 2 Bin 500 İnşaat İşçisi Hayatını Kaybetti”
İnşaat sektöründe iş güvenliği konusunda tablo sizce ne kadar ağır?
“İnşaat sektörü zaten zor bir sektör. Bizim mücadele ettiğimiz alan çok ağır sorunlar içeriyor. 2025 yılında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmaması nedeniyle 2 bin 500 inşaat işçisinin hayatını kaybettiğini belirten verilerden söz ediyoruz. Şantiyelerin denetimsizliği, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve patronların kâr hırsı nedeniyle işçiler hayatını kaybediyor.”
“Diyarbakır'da Eylemdeyiz, 5 İlde Daha Mücadele Sürüyor”
Yapı Yol-İş'in mücadelesi sadece Diyarbakır'la mı sınırlı?
“Hayır. Diyarbakır'ın yanı sıra Antalya, Hatay bölgesi ve İstanbul Arnavutköy başta olmak üzere farklı illerde de eylemlerimiz devam ediyor. İşçilerin kendi pankartlarını hazırlayıp, sendika temsilcisini beklemeden şantiye önünde haklarını savunduğu bir mücadele kültürü oluşuyor. Diyarbakır'da da şehir hastanesindeki arkadaşlarımız sendikal eğitimlerden geçti ve sonuna kadar mücadele edecek iradeye sahipler”
Şehir hastanesinde mayıs ayından bu yana ne değişti?
Şehir Hastanesi şantiyesinde daha önce de bir eylem yaşandı. Mayıs ayından bugüne süreç nasıl ilerledi?
“Mayıs ayında aynı arkadaşlarımızla bir eylem gerçekleştirdik. O dönem patronla bir şekilde uzlaşıldı ve zam yapıldı. Ancak arkadaşlarımızın Yapı Yol-İş Sendikası'na üye olduklarının ortaya çıkmasıyla birlikte işe iadeler sonrasında sendikal baskının arttığını söylüyoruz. Şantiyede yaklaşık 120 işçinin çalıştığı, bunların yaklaşık 75'inin sendikamızın üyesi olduğu bir durumdan bahsediyoruz. Haksız ücret kesintileri ve tehlikeli işlerde çalıştırma gibi uygulamalara itiraz edildiğinde işçilerin hakaret, küfür ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını ve işten çıkarıldığını belirtiyoruz.”
“75 işçi için sonuna kadar direneceğiz”
Sayın Başkan, 75 işçinin işten çıkarılması sonrasında sendika olarak bundan sonraki süreçte ne yapacaksınız?
“Biz sonuna kadar direneceğiz. İşçiler kararlı, sendika olarak biz de kararlıyız. Bir ay sürerse bir ay, iki ay sürerse iki ay mücadele edeceğiz. Valilik, Maliye Bakanlığı, vergi dairesi ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara başvuracağız. Sorun çözülmezse mücadelemizi sürdüreceğiz.”
“Dağkapı'da basın açıklaması yapacağız”
Bundan sonraki somut adımınız ne olacak?
“Diyarbakır Dağkapı'da buluşacağız. Basın açıklaması yaptıktan sonra ilgili kurumlara dilekçelerimizi vermek için yürüyüş gerçekleştireceğiz. Biz işçilerin haklarını savunurken karşılaştığımız engelleri kabul etmiyoruz. İşçilerin haklarını gasp ettiğini düşündüğümüz firmaların ise rahat şekilde faaliyetlerini sürdürmesini eleştiriyoruz”
Barış Kaya'dan Amed Halkına Çağrı
Son olarak Diyarbakır halkına ne söylemek istersiniz?
“Buradan özellikle Diyarbakır halkına çağrı yapmak istiyorum. Arkadaşlarımız yasal ve ücret hakları için günlerdir eylemdeler. Bu arkadaşların tamamı Diyarbakırlı. Çınar'dan, Hatay'dan, Yenişehir'den gelen, Diyarbakır'ın yerli insanları. Mücadeleci ve kararlılar. Amed halkından hakları için direnen inşaat işçilerine sahip çıkmasını bekliyoruz. Bugün saat 14.00'te Dağkapı Meydanı'nda basın açıklamamız olacak. Ardından SGK İl Müdürlüğü'ne şikâyet dilekçelerimizi vermek için yürüyeceğiz. Bizi yalnız bırakmasınlar. İnşaat işçilerini yalnız bırakmasınlar. Çünkü inşaat işçileri kazanırsa, işçi sınıfı kazanırsa Diyarbakır halkı kazanır; hepimiz kazanırız.”
“Alın terimiz ve kanımız var”
Sayın Başkan, son olarak kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Bizim emeğimiz her yerde var. İnsanların oturduğu evlerde, çalıştığı binalarda, gittiği otellerde, kamu kurumlarında bizim alın terimiz var. Belki kanımız var. Yetkililere çağrım şudur: Biraz vicdanlı olsunlar. İşçilerin emeğini, alın terini ve yaşadığı sorunları görsünler. Sadece Diyarbakır'daki değil, Türkiye'nin bütün şantiyelerini denetlesinler. Görevlerini yapsınlar. Bizim vergilerimizle o makamlarda oturuyorlar. Ya görevlerini yapsınlar ya da o koltuklardan kalksınlar. Biz işçiler olarak daha iyi yönetebileceğimize inanıyoruz”




