DİYARBAKIR HABER- Gençler neden geleceğe kaygıyla bakıyor? Eğitimini tamamlayan gençler neden işsizlik korkusuyla karşı karşıya kalıyor? Sosyal medya, sanal kumar ve farklı bağımlılık türleri gençlerin hayatını nasıl etkiliyor? Ailelerin ve toplumun bu mücadeledeki sorumluluğu ne?

Yeşil Yıldız Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Yahya Öger, Öz Diyarbakır Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmelerde gençliğin beklentilerini, bağımlılığın değişen yüzünü ve sanal kumarla mücadelede alınması gereken önlemleri anlattı. Öger, özellikle çocukların ailelerini örnek aldığını vurgulayarak bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların değil, aileden okula, mahalleden devlete kadar herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Sanal kumara erişimin sınırlandırılması, bağımlılık türlerine özel tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin kurulması gerektiğini savunan Öger, çarpıcı bir çağrıda bulundu: “Senden iyi bir gelecek bekliyorsak önce onlara iyi bir gelecek sunmamız lazım.”

Gençler neden geleceğe kaygıyla bakıyor?

Diyarbakırlılar en çok hangi şehirde yaşıyor? İlk sıradaki il şaşırtmadı
Diyarbakırlılar en çok hangi şehirde yaşıyor? İlk sıradaki il şaşırtmadı
İçeriği Görüntüle

Bugünün gençliği geleceğe neden kaygıyla bakıyor? Gençlerin beklentileri neler ve bu beklentilerin karşılanmaması nasıl bir umutsuzluk yaratıyor?

“Hayata baktığımızda yalnızca gençlerin değil, bütün insanların geleceğe yönelik beklentileri olduğunu görüyoruz. Beklenti olmazsa hayatın anlamı da azalır. Ancak günümüz gençliğinin taleplerine baktığımızda çok büyük ve karşılıksız istekler görmüyoruz. Gençler nitelikli eğitim, eğitimlerinin karşılığını alabilecekleri bir iş, kendilerini ifade edebilecekleri ve fikirlerine saygı duyulacakları bir ortam istiyor. Bir genç yıllarca eğitim görüyor, üniversiteye hazırlanıyor ve geleceğini kurmak için emek harcıyor. Doğal olarak bunun karşılığında mesleğini yapabileceği, emeğinin karşılığını alabileceği bir yaşam bekliyor. İşsizlik, ekonomik belirsizlik ve kendini özgürce ifade edememe kaygıları artırıyor. Bunun yanında sosyal medyanın algoritmaları gençlerin karşısına sürekli lüks tüketimi, gösterişli hayatları ve maddi başarıyı çıkarıyor. Gençler kendi yaşamlarını bu görüntülerle kıyasladığında kendilerini yetersiz hissedebiliyor. Dolayısıyla gençlerin gelecek kaygısını yalnızca onların kişisel sorunları olarak değerlendiremeyiz. İçinde yaşadıkları koşulları da sorgulamalıyız.”

Bahis Telefon

Bağımlılık artık yalnızca uyuşturucudan ibaret değil!

Bağımlılık denildiğinde genellikle akla sigara, alkol ve uyuşturucu geliyor. Ancak siz bağımlılık türlerinin çok daha geniş olduğunu söylüyorsunuz. Bugün hangi bağımlılıklarla karşı karşıyayız?

“Bağımlılığı yalnızca madde kullanımıyla sınırlamak büyük bir eksikliktir. Katkı sunduğumuz kapsamlı çalışmalarda da bağımlılığın farklı boyutlarını ele aldık. Tütün, alkol, madde, kumar, sosyal medya ve teknoloji bağımlılıklarının yanı sıra davranışsal bağımlılıklar da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin statü ve koltuk bağımlılığı, kişinin sahip olduğu konumu bırakmak istememesiyle kendisini gösterebiliyor. Marka bağımlılığı ise kişinin ekonomik gücünü aşan harcamalar yapmasına, borçlanmasına ve sırf belirli markalara sahip olmak için kendisini zorlamasına neden olabiliyor. Bunların yanında yeme davranışları, karbonhidrat tüketimi, kafein ve estetik işlemlerle ilişkili kontrol kaybı gibi konular da değerlendirilmelidir. Ancak her yoğun alışkanlığı doğrudan bağımlılık olarak tanımlamamak gerekir. Önemli olan kişinin davranışını kontrol edip edemediği, zarar görmesine rağmen sürdürüp sürdürmediği ve günlük yaşamının bundan nasıl etkilendiğidir. Bağımlılık türleri birbirini de tetikleyebilir. Bu nedenle meseleye yalnızca tek bir madde veya davranış üzerinden değil, kişinin yaşamının bütünü üzerinden bakmalıyız.”

Çocukların eline telefonu kim veriyor?

Teknoloji ve sosyal medya kullanımı çok küçük yaşlara kadar indi. Bir çocuğun yemek yemesi veya sakinleşmesi için sürekli telefon ya da tablet verilmesi ne tür sonuçlar doğuruyor?

“Teknoloji kullanımının çok küçük yaşlara inmesi ciddi bir endişe kaynağıdır. Bir çocuğu susturmak, yemek yedirmek veya oyalamak için sürekli telefon ya da tablet kullanılıyorsa, çocuk daha küçük yaşta bu araçlara bağımlı bir ilişki geliştirebilir. Burada çocuğu tek başına suçlayamayız. Çünkü çocuk çoğu zaman davranışının sonuçlarını değerlendirecek yaşta değildir. Ona bu alışkanlığı kazandıran ortamı da sorgulamak zorundayız. Çocuğun oyun oynayabileceği alanlar, arkadaşlarıyla vakit geçirebileceği ortamlar ve ailesiyle kurabileceği sağlıklı ilişkiler olmalıdır. Çocuk yalnızca ekrana mahkûm edilmemelidir. Üstelik teknoloji bağımlılığı sadece çocukların sorunu da değildir. İleri yaştaki insanların bile saatler boyunca ekran kaydırdığına, sosyal medya içeriklerinden kopamadığına tanık oluyoruz. Dolayısıyla her yaş grubunda bilinçli teknoloji kullanımı üzerinde durmalıyız.”

Telefon

Çocuklar büyüklerin ayak izlerini takip ediyor!

Gençler nereye gidiyor diye soruyoruz. Peki yetişkinler olarak onları hangi yöne yönlendiriyoruz? Ailenin bağımlılıkla mücadeledeki sorumluluğu nedir?

“Gençler büyüklerin ayak izlerini takip ediyor. Çocuğun kişiliğinin ve davranışlarının şekillenmesinde ailenin çok önemli bir rolü var. Çocuk, büyüklerinin söylediklerinden önce yaptıklarına bakıyor. Evde sigara içiliyorsa çocuk bunu normalleştirebilir. Ailede kumar oynanıyorsa çocuk bu davranışı örnek alabilir. Buna karşılık aile bireyleri kitap okuyorsa, spor yapıyorsa, sağlıklı alışkanlıklar geliştiriyorsa çocuk da bunlardan etkilenir. Bir çocuğa sürekli nasihat verip kendi davranışlarımızla bunun tersini gösteremeyiz. Çocuklarımızı yalnızca konuşarak değil, yaşayarak eğitmeliyiz. Bu nedenle gençlerin nereye gittiğini sorgulamadan önce kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz onlara nasıl bir örnek oluyoruz, hangi imkânları sunuyoruz ve onlarla aynı yolda yürümek için ne yapıyoruz? Çocukların ve gençlerin önüne yalnızca yasaklar koymak yeterli değildir. Onlara doğruyu gösterecek, yanlış karşısında hayır diyebilmelerini sağlayacak ve kendilerini değerli hissedecekleri bir ortam hazırlamalıyız.”

Sanal kumar alarm veriyor: Bankalar ve GSM operatörleri için çağrı

Son dönemde sanal kumar bağımlılığı ciddi biçimde gündeme geliyor. Özellikle kamu çalışanları ve gençler açısından bu tehlikenin önüne geçmek için hangi adımlar atılmalı? Dernek olarak önerileriniz nelerdir?

“Kumar bağımlılığı konusunda ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Bu konuda Meclis’e üç ayrı rapor sunduk. Mücadelede hem erişimi zorlaştıracak hem de kumarı teşvik eden kanalları sınırlandıracak adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Öncelikle bankacılık uygulamalarında şans oyunlarına para yatırmayı kolaylaştıran butonların kaldırılmasını savunuyoruz. İnsanlar bankacılık uygulamaları üzerinden çok kısa sürede para aktarabiliyor. Bu kolaylık, kontrolünü kaybetmiş kişiler açısından ciddi bir risk oluşturabiliyor. GSM operatörlerinin telefon faturalarına yansıtılan ödemeler üzerinden kumar sitelerine erişimi kolaylaştıran uygulamaları da sınırlandırılmalı. Ayrıca sosyal medya üzerinden kumarı teşvik eden ve insanları bu platformlara yönlendiren hesaplara karşı etkili yaptırımlar uygulanmalı. Kumarın yalnızca yasa dışı platformlar üzerinden oynandığında sorun oluşturduğu düşüncesi de doğru değildir. Yasal çerçevede faaliyet gösteren şans oyunları da bağımlılık ve ekonomik yıkım riski taşıyabilir. Bu nedenle mücadele, yalnızca yasa dışı faaliyetlerle sınırlı kalmamalıdır. Burada asıl amaç insanları borç, aile sorunları ve psikolojik yıkımla karşı karşıya bırakmadan önce koruyucu önlemleri hayata geçirmektir.”

Kumar bağımlılığı ekonomik yıkımın ötesinde bir sorun

Kumar bağımlılığının intihar vakalarıyla da ilişkilendirildiğini belirtiyorsunuz. Bu sorunun toplum açısından boyutu nedir?

“Kumar bağımlılığı yalnızca para kaybetmek değildir. Kişi zamanla ekonomik kaynaklarını tüketebilir, borçlanabilir, ailesiyle ilişkilerini bozabilir ve ciddi psikolojik sorunlar yaşayabilir. Kaybettiklerini geri kazanmak için yeniden oynaması da bağımlılık döngüsünü derinleştirebilir. Türkiye'de kumar ve kripto para kayıplarıyla bağlantılı olduğu düşünülen ağır vakalarla karşılaşıyoruz. Ancak her intihar vakasının nedenini kesin biçimde kumara bağlamak doğru olmaz. Bu olayların çok yönlü ve bilimsel biçimde incelenmesi gerekir. Şunu da unutmamalıyız: Kumar oynayan kişi her zaman kazandığını düşünerek hareket etmeyebilir. Kaybettikçe kaybını telafi etmeye çalışır ve daha fazla risk alabilir. Bu döngü kişinin hayatını ciddi biçimde etkileyebilir. Bu nedenle kumar bağımlılığı yaşayan kişileri utandırmak, aşağılamak veya yalnız bırakmak yerine erken destek mekanizmalarına yönlendirmeliyiz. Kişinin yaşadığı sorunu kabul etmesi ve profesyonel destek alması çözüm yolunda önemli adımlardır”

sosyalmedya-instagram-cep-telefonu

Bağımlılıkla mücadelede tedavi ve rehabilitasyon açığı

Kumar, sosyal medya ve diğer davranışsal bağımlılıkların tedavisinde mevcut imkânlar yeterli mi? Nasıl bir sistem kurulmalı?

“Bağımlılık türlerinin çeşitlenmesi, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin de buna göre gelişmesini gerektiriyor. Madde bağımlılığıyla davranışsal bağımlılıkların ihtiyaçları her zaman aynı değildir. Bu nedenle kişilerin bağımlılık türüne ve bireysel ihtiyaçlarına uygun hizmetlere erişmesi önemlidir. Bugün Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, sağlık kuruluşları ve ilgili kamu kurumları üzerinden destek alınabiliyor. Ancak kumar, internet ve sosyal medya bağımlılığı yaşayan kişilerin ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her ilde erişilebilir danışmanlık, psikolojik destek ve rehabilitasyon imkânları oluşturulmalı. Bağımlılık yaşayan bireyin yanı sıra ailesi de desteklenmeli. Tedavi süreci yalnızca kişinin bir davranışı bırakması olarak görülmemeli; yeniden sağlıklı bir yaşam kurmasına yardımcı olunmalı. Devletin, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle daha kapsamlı bir sistem kurulabilir. Burada erken müdahale, koruyucu çalışmalar ve tedavi sonrası destek de en az tedavinin kendisi kadar önemlidir.”

Yahya Öğer-2

“Gençleri suçlamak kolay, onları dinlemek zorundayız!”

Son olarak hem gençlere hem ailelere hem de yetkililere ne söylemek istersiniz? Bağımlılıkla mücadelede en önemli sorumluluk kimde?

“Öncelikle şu cümleyi kurmak istiyorum: Senden iyi bir gelecek bekliyorsak önce onlara iyi bir gelecek sunmamız lazım. Gençleri suçlamak kolaydır. Ancak gençlere hangi imkânları sunduğumuzu, nasıl örnek olduğumuzu ve onları ne kadar dinlediğimizi de sorgulamalıyız. Gençlerimizin önüne yalnızca eleştiri koyarak sorunları çözemeyiz. Bağımlılıkla mücadele sadece bir kurumun, bir sivil toplum kuruluşunun veya devletin tek başına yürütebileceği bir çalışma değildir. Aileler, okullar, mahalleler, yerel yöneticiler, sağlık çalışanları ve kamu kurumları birlikte hareket etmelidir. Bir genci kazanmak istiyorsanız önce onu dinleyin. Telefonunuzu bir kenara bırakın, göz teması kurun ve konuşurken onu hemen suçlamayın. Bazen bir gencin en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendisini anlayan birinin yanında olduğunu bilmektir. Herkes hata yapabilir. Önemli olan, yapılan hatayı sürekli kişinin yüzüne vurmak değil, aynı hatanın tekrarlanmaması için ona destek olmaktır. Gençlerimizin yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağlamalıyız. Gençlerin geleceğini korumak istiyorsak onları yalnızca tehlikelerden uzak tutmaya çalışmamalı, aynı zamanda umut edebilecekleri bir hayat kurmalarına da yardımcı olmalıyız. Bağımlılıkla mücadele, insanı, aileyi ve toplumu güçlendirme mücadelesidir.”

Kaynak: MEHMET SAİT BAYRAM