DİYARBAKIR HABER- Öz Diyarbakır Gazetesi olarak, eğitim sisteminin geleceğini, Diyarbakır’ın eğitim alanındaki sorunlarını, eğitimde fırsat eşitliğini ve ana dilde eğitim tartışmalarını Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ramazan Tekdemir ile konuştuk.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin eğitim sistemine getireceği yenilikler, okullardaki personel ihtiyacı, öğretmenlerin çalışma koşulları ve Kürtçe seçmeli derslerin yaygınlaştırılması röportajımızın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Tekdemir, ana dilde eğitim konusunda dikkat çeken mesajlar vererek, “İsteyen çocuklar ana dilde eğitim görebilmeli” dedi. Bunun için yasal altyapı ve mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Türkiye’nin gündemindeki Terörsüz Türkiye sürecini de değerlendiren Tekdemir, sürecin kalıcı hale gelmesi için hukuki düzenlemelerin tamamlanması, yeni anayasa ve toplumsal sahiplenmenin önemine dikkat çekti.

Eğitimden toplumsal barışa, ana dil hakkından bölgenin ekonomik geleceğine kadar merak edilen soruları Ramazan Tekdemir’e yönelttik.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli: Yeni Eğitim Anlayışı Ne Getiriyor?

Sayın Başkan, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çokça tartışılıyor. Bu modelin temel felsefesi nedir? Eğitim sistemine nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan, okul öncesinden lise düzeyine kadar kademeli olarak hayata geçirilen bütüncül bir eğitim reformu ve yeni müfredat yaklaşımıdır. Model, “Köklerden Geleceğe” mottosuyla şekillendirilmiştir. Burada asıl hedef, yalnızca akademik başarısına odaklanan bireyler yetiştirmek değil; çağın gereksinimlerine uyum sağlayabilen, erdemli ve sorumluluk sahibi insanlar yetiştirmektir. Bu model, eğitimi sadece bilgi aktarımı olarak görmüyor. Zihinsel ve ruhsal bütünlüğü sağlamayı, öğrencilerde akıl ve vicdan dengesini oluşturmayı hedefliyor. Ezberden uzak, sorgulayan, üreten, çalışkan ve ahlaki değerlere sahip bireyler yetiştirilmesi amaçlanıyor. Dürüstlük, sorumluluk ve adalet gibi değerlerin çocuklarımıza kazandırılması da modelin önemli unsurları arasında. Elbette yeni bir model. Başarıya ulaşması zaman, fedakârlık ve güçlü bir sahiplenme gerektiriyor. İnşallah muvaffak olur.”

Diyarbakır Eğitiminde Sorunlar: Kentin Öncelikli İhtiyaçları Neler?

Eğitim-öğretim yılı başladı. Diyarbakır'daki okullarda gözlemlediğiniz temel sorunlar neler? Kentin eğitim alanında öncelikli ihtiyaçları bulunuyor mu?

“Diyarbakır'a özgü, yalnızca bu kente ait diyebileceğimiz farklı bir sorun tablosu yok. Türkiye'nin genel eğitim gündeminde yer alan sorunlar Diyarbakır'ı da etkiliyor. Okullardaki güvenlik meselesi, personel ihtiyacı ve temizlik elemanı eksikliği ülke genelinde karşılaşılan sorunlar. Bizim öncelikli beklentilerimiz arasında eğitim çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi, okullara daha fazla ödenek ayrılması ve temizlik personeli ihtiyacının giderilmesi bulunuyor. Norm fazlası eğitim çalışanlarının durumunun kalıcı çözüme kavuşturulması da önemli. Ayrıca sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamalarının tamamen ortadan kaldırılmasını, öğretmenlerimizin tek bir kadro ve istihdam modeli içerisinde çalışmasını hedefleyen bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.”

Kürtçe

Eğitimde fırsat eşitliği: Çocuklar aynı imkânlara sahip mi?

Günümüzde eğitimde fırsat eşitsizliği önemli tartışma konularından biri. Çocukların ailelerinin ekonomik koşulları, yaşadıkları çevre ve sosyal imkânları eğitim hayatlarını doğrudan etkiliyor. Sizce fırsat eşitsizliğini gidermek için neler yapılmalı?

“Takdir edersiniz ki ülkemizde bütün çocuklarımız aynı ortamda yetişmiyor. Çocuklarımızın deneyimleri, ailelerinin ekonomik durumları ve içinde bulundukları koşullar aynı değil. Bu durum elbette belirli ölçüde fırsat eşitsizliği oluşturabiliyor. Ancak geçmiş yıllarla kıyasladığımızda önemli mesafeler alındığını görüyoruz. Yaklaşık 30 yıl öncesine baktığımızda okullaşma oranları daha düşüktü. Okulların imkânları daha kısıtlıydı. Çocukların eğitim olanaklarına ulaşması çok daha zordu. Özellikle son 20 yılı aşkın süreçte bu eşitsizlikler önemli ölçüde azaldı. Çocuklarımızın kitaba ve öğretmene erişimi konusunda çok daha iyi bir noktadayız. Elbette sosyoekonomik farklılıkların etkisi devam ediyor. Ailelerin alım gücündeki düşüş de eğitim harcamalarında tasarrufa gitmelerine neden olabiliyor. Bu nedenle okul odaklı çalışmaların ve eğitim imkânlarının güçlendirilmesinin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını düşünüyoruz.”

Kürtçe Seçmeli Dersler: Kazanımlar Ve Eksikler Neler?

Diyarbakırlı Tıp Öğrencisi Melek Duçem Akgül’den Uluslararası Başarı!
Diyarbakırlı Tıp Öğrencisi Melek Duçem Akgül’den Uluslararası Başarı!
İçeriği Görüntüle

Eğitim-Bir-Sen bünyesinde Kürtçe eğitiminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürüten bir komisyon bulunuyor. Özellikle okullarda Kürtçe seçmeli derslerin yaygınlaştırılması konusunda nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz?

“Öncelikle 2012 yılı öncesine kadar okullarda Kürtçe eğitim adına herhangi bir uygulama ve kazanım bulunmuyordu. 2012 yılı itibarıyla Kürtçe seçmeli derslerin tercih edilmesine imkân sağlayan yönetmelik değişikliğiyle birlikte okullarda ana dilin öğretilmesi süreci başladı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği bu süreç, geçmişteki inkârcı ve asimilasyon odaklı yaklaşımdan farklı olarak toplumsal farklılıkları gözeten, farklılıkların varlığına ve hukukuna hayat hakkı tanıyan yeni bir dönemin kapısını açtı. Elbette süreç içerisinde eksiklikler de yaşandı. Ders kitaplarına ulaşım, bu dersleri verecek öğretmenlerin temini ve okullarda seçmeli derslerin tercih edilmesini sağlayacak eğitim ortamının oluşturulması gibi sorunlarla karşılaşıldı. Bugün bu alanda önemli kazanımlar elde edildi. Ancak öğretmen atamalarına imkân sağlayacak koşulların daha ciddi şekilde ele alınması ve Kürtçe derslerini tercih eden çocuklara gerekli imkânların sunulması gerekiyor.”

Ramazan Tekdemir-17

Ana dilde eğitim: Yasal düzenleme gerekli mi?

Kürtçe seçmeli derslerin yaygınlaştırılması önemli bir adım. Ancak tartışmalar yalnızca seçmeli derslerle sınırlı değil. Ana dilde eğitim talebi de uzun süredir gündemde. Bu konuda sizin yaklaşımınız nedir?

“İsteyen çocuklar ana dilde eğitim görebilmeli. Bunun önünü açacak bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var. Bu noktada yasal altyapının oluşturulması ve mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ana dilde eğitim imkânının sağlanabilmesi için yeni bir çerçeveye ve yeni bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu sürecin üzerinde durulması ve gerekli adımların atılması gerekiyor.”

Terörsüz Türkiye Süreci: Eğitim Ve Toplum Nasıl Etkilenecek?

Türkiye'nin son dönemde gündeminde önemli bir yer tutan Terörsüz Türkiye sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sürecin eğitim hayatına, toplumsal barışa ve bölgenin geleceğine nasıl yansımaları olabilir?

“Vicdan sahibi olan, ülkenin yakın tarihini bilen ve Türkiye'nin yaşadığı acıları kendi içinde hisseden herkesin bu sürece sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye terör nedeniyle çok büyük bedeller ödedi. Bu bedellerin içerisinde eğitim camiasının da çok ağır bir yeri var. 150'den fazla öğretmenimiz terör olaylarının neden olduğu saldırılarda hayatını kaybederek şehit oldu. Yüzlerce öğrenci de terörden doğrudan etkilendi. Özellikle bölge halkının bu süreçte çok ağır bedeller ödediğini biliyoruz. Ülkemizin ekonomik olarak da 2 trilyon dolardan fazla maliyetle karşı karşıya kaldığını ifade ediyoruz. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye süreci, kardeşlik ikliminin güçlenmesi ve millî birlik ve beraberliğin sağlanması açısından herkesin değer vermesi gereken bir süreçtir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu sürece katkı sunan bütün taraflara teşekkür ediyoruz.”

Kürtçe-2

Barışın Kalıcı Hale Gelmesi İçin Hukuki Adımlar Atılmalı Mı?

Sürecin başarıya ulaşması kadar kalıcı hale gelmesi de önemli. Sizce bunun için hangi adımlar atılmalı? Hukuki düzenlemeler ve yeni anayasa bu sürecin neresinde olmalı?

“Fiilî olarak elde edilen kazanımların hukuki zemine taşınması çok değerli. Bir an önce çerçeve yasanın bütün aşamalarının tamamlanması ve bu sürecin yeni bir anayasa ile taçlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Barış ikliminin kurumsallaşması için hukuki altyapı önemlidir. Aynı zamanda bu sürecin toplumsallaşması gerekiyor. Sadece siyasi aktörlerin değil, toplumun bütün kesimlerinin bu sürece sahip çıkması gerekiyor. Bütün siyasi bileşenlerin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, kucaklama, kabullenme ve sahiplenme anlayışının güçlenmesi önemlidir.”

Terörsüz Türkiye Sonrası Diyarbakır Ve Bölgeyi Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?

Sürecin başarıya ulaşması durumunda özellikle Diyarbakır ve bölge ekonomisinde, yatırımlarda ve sosyal yaşamda nasıl bir değişim bekliyorsunuz?

“Güvenlik meselesinin ortadan kalkmasıyla birlikte ülkemizin, özellikle de bölgemizin önünde çok önemli gelişmelerin kapısı açılacaktır. Ekonomik ve sosyal anlamda büyük kalkınma hamleleri gerçekleştirilebilir. Süreç ilerledikçe ve kazanımlar daha fazla hissedildikçe Türkiye'nin her açıdan kalkınacağına inanıyoruz. Bölge halkı yatırımcılarla daha fazla bir araya gelecek, bölgede önemli yatırımların önü açılacaktır. Bunun ekonomik ve sosyal açıdan çok olumlu sonuçları olacaktır. Yıllarca inkâr ve ret anlayışıyla, yalnızca güvenlik politikaları üzerinden ele alınan sorunların yerine farklılıklarıyla anlaşan, uzlaşan ve kendi değerlerini kabul eden bir ülke anlayışının yerleşmesi büyük bir kazanım olacaktır. İnşallah Türkiye terör belasından kurtulacak, halkımız daha huzurlu ve müreffeh bir hayata kavuşacaktır”

Kaynak: MEHMET SAİT BAYRAM