Diyarbakır’ın eski günlerini anlatmakla bitmez. Özellikle kadınların muhabbetleri bir başka olurdu.
Ali paşa’daki kadınlar, genellikle öğleden sonraki saatlerde, sokaklarda, kapı eşliklerinde, ya da boş arsalara serdikleri kilimlerin üzerine bağdaş kurar, pişirdikleri çaylarını içer, hazırladıkları, yeşil soğanlı, haşlanmış yumurtalı nergizlemeleri, yoğurdukları Belluh (mercimekli köfte) ya da yumurtalı yalancı çiğköfteyi, birbirine ikram eder, yerlerdi.
Kadınlar bir yanda sohbet ederken bir yandan da, birbirleriyle dalaşan çocuklarına seslenirdi
-Rahat dur oğlum, hele şu köyneğin halına bak. Bak ne hale koymişsan?
Bu arada yanındaki komşu kadına döner.
-Vallah bacım, ikisini de bu sabah giydirmişem…
Komşu kadına derdini anlatırken bu kez gözü kızına ilişir. Başlar bağırmaya.
-Hele bak bacım, hele bak bu kızın yaptığına, Kız! Yere batasıca, iki kolun yanan uzana, kusülümür olan inşallah. Burnun kolunla silme kız…
Sonra dönüp sohbetlerine devam ederlerdi.
-Bacım bu uşaklarnan belaya düşmüşem valla. Çocuğun var, derdin var. Bizim herif bunlara çok yüz veri bacın. Bahan kalsa bacaklarını kıraram. Sona bu kaynanam var ya kaynanam. Cazu kari benim kıccığıma bu çocukları şımarti.
Yazıdaki bazı kelimeler eski Diyarbakır şivesiyle geçtiği için düzeltmek istemedim.
Trend Haberler
Diyarbakır'da akşam pazarı bereketi: Saat 18.00'den sonra fiyatlar yarıya düştü
Diyarbakır’da yıllardır süren cuma geleneği bu hafta da yaşatıldı
AK Parti Diyarbakır’da yeni yönetim için yoğun ilgi: Yaklaşık 600 başvuru
Diyarbakır’da 50 dereceyi bulan sıcakta örnek mesai!
Diyarbakır’da kırsal mahallelerde yol ve çevre düzenleme çalışmaları
Diyarbakır Kayapınar Belediyesi'nde 22 işçi işten çıkarıldı