Toksik akrabalık ilişkileri sürecinde yer alan merhaleler,
Amcalar, Dayılar, Teyzeler, Kuzenler, Enişteler ve Yengeler! Yani geniş aile ve olmazımız; nifak ağları!
Kan bağıyla bağlı bu insanlar, İslam’ın rahmet ve adaletle ördüğü ideal yapıdan çıkıp, çoğu zaman maalesef zehirli bir ağa dönüşüyor.!
Dışarıdan “aileceyiz, bir aradayız” naraları atılırken;
İçeride ise; nankör ihanetler, münafık maskeler, miras gaspları, yetim haklarını yiyip bitirme ve psikolojik şiddet hâkimdir.!
Bu toksiklik, “kan bağı”nı rahmet bağı olmaktan çıkarıp zulme çevirir.!
Hırs, kibir ve cehalet birleşince; ortaya çıkan bu manzara, toplumumuz da çok sık rastlanan bir yaradır.!
Yetim’in, öksüz’ün ve zayıfın malını yiyerek cehennem ateşiyle doldurulan karınlar!
Allah Teâlâ Nisâ Suresi’nde apaçık buyurur:
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.”
Sıla-i rahim farzdır.! Allah Kudsi hadiste buyurur: “Rahim bağını sürdürenle O da sürdürür, kesenle keser.” Peygamber efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de “sıla-i rahmi terk edenin cennete giremeyeceğini” belirtmiştir.! Ancak bu bağ zulüm için kullanıldığında, farz olmaktan çıkar.
Adalet her şeyin üstündedir.! Nefis, ana-baba ve yakın akraba aleyhine bile olsa, adaleti ayakta tutmak emredilmiştir.!
Geniş ailede dedikodu (gıybet) sıradan bir sohbet değil, zehir saçan bir eylemdir. Bir akraba hakkında “şöyle yaptı, böyle etti” diyerek dedikodu yapmak, Hucurat Suresi’nde açıkça yasaklanmıştır:
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizin gıybetini yapmasın. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.”
Bu ayet, çoğu zaman ihlal edilir. Amca hakkında, teyze hakkında, kuzen hakkında, enişte veya yenge hakkında dönen dedikodular, fitne tohumları ekerek aile bireylerini birbirine düşürür.!
Fitne, İslam’da “öldürmekten daha şiddetli bir tehlike” olarak tanımlanır.! Bir akraba diğerine karşı iftira atarak (gerçek dışı suçlamalarla), haset ateşiyle yanan biri ise “şu daha çok aldı, bu daha çok hak ediyor” kıskançlığıyla hareket ederek zulmü meşrulaştırır.!
Haset, kalbin en tehlikeli hastalıklarından biridir. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem “hasedin iyilikleri yiyip bitirdiğini, haset edenin haset ettiği kimse gibi sevap kazanamayacağını” belirtmiştir.!
Geniş ailede haset, miras paylaşımında, statüde, ilgi görmede veya “benim çocuğum daha iyi” kıyaslamalarında patlar.! Bu haset, dedikodu ve iftirayı besler; iftira ise fitneyi büyütür. Sonuçta ortaya çıkan şey, “aile” adı altında sürdürülen sistematik bir zehirlenmedir.!
Bu davranışlar sadece “aile içi” bir mesele değildir. Akrabalar arasında ki bu zehir, nesilleri de etkiler: Çocuklar dedikodu kültürüyle büyür, haset ve iftira normalleştirilir. Toplum ise “kan bağı” bahanesiyle susar. Oysa adalet, suskunluğu değil; zulmü, fitneyi, dedikoduyu ve hasedi açıkça reddetmeyi emreder.!
Dil terbiyesi açısından, Dedikodu ve iftiradan sakınmak farzdır. Gıybet işiten susmalı, fitne çıkaranı uyarmalıdır.!
Kalp temizliği için, Hasedi tedavi etmek için şükür, kanaat ve “başkasına verilen nimete sevinmek” gerekir!
Fitneye karşı durmak açısından, Aile içinde dedikodu ve iftira yayanları açıkça uyarmak, tarafsız kalmamak.!
Adalet ve delil için, Her türlü iddia delille karşılanmalı; “duydum, öyle diyorlar” ile hareket edilmemelidir.!
Sıla-i rahim’i doğru anlamak: Sıla-i rahim, zulüm, fitne ve hasetle bir arada olmaz.! Zehirli bağları sınırlamak, bazen en büyük merhamettir.!
Kan bağı, rahmet bağı olmalıydı. Dedikodu, fitne, iftira ve haset ile zehirli hale geldiğinde zaman hem dünya hem ahiret açısından büyük bir vebaldir.! Gerçek aile, adalet, vefa, merhamet ve dilin korunmasıyla ayakta kalır.!
Zehri üretenler tövbe etsin; zehirlenenler ise sabırla hakkını aramaktan ve fitneye ortak olmamaktan vazgeçmesin..
Allah kalplerimizi hasetten, dillerimizi dedikodu ve iftiradan, ilişkilerimizi fitneden korusun…