DİYARBAKIR HABER - Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Türkiye’de yeniden gündeme gelen yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arslan, anayasa değişikliğinin yalnızca maddelerin ve kurumların yeniden düzenlenmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin asıl ihtiyacının hukuk, devlet ve siyaset anlayışında ortak bir zeminin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti.
“ANAYASAYI DEĞİŞTİRMEK YETMEZ, SİYASETİN DİLİNİ DE DEĞİŞTİRMELİYİZ”
Arslan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye uzun yıllardır yeni anayasa meselesini tartışıyor. Elbette çağın ihtiyaçlarına cevap veren, temel hakları ve hukuk devletini güçlendiren bir anayasa son derece önemlidir.
Ancak en güzel anayasayı yazsanız bile onu adaletle uygulayacak bir siyasi kültürü oluşturamazsanız yalnızca metni değiştirmiş olursunuz.
Türkiye’nin meselesi sadece yeni bir anayasa değil, yeni bir siyaset anlayışıdır.”
“ANAYASA İKTİDARIN DEĞİL, MİLLETİN SÖZLEŞMESİ OLMALIDIR”
Arslan, anayasa çalışmalarının günlük siyasi hesapların üzerinde ele alınması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Anayasa herhangi bir partinin seçim programı değildir. Bir iktidarın veya bir siyasi dönemin ihtiyaçlarına göre de şekillenmemelidir.
İktidardaki de muhalefetteki de kendisini aynı anayasanın güvencesi altında görebilmelidir.
Çünkü anayasa sadece bugün yaşayanların değil, henüz doğmamış çocuklarımızın da yaşayacağı devlet düzeninin temelidir.
Bu nedenle anayasa yaparken ‘Bize ne kazandırır?’ sorusundan önce ‘Türkiye’ye ne kazandırır?’ sorusunu sormalıyız.”
“KİMİN YÖNETECEĞİNİ DEĞİL, NASIL YÖNETİLECEĞİMİZİ KONUŞALIM”
Arslan, Türkiye’de sistem tartışmalarının zaman zaman kişiler üzerinden yürütülmesini de eleştirerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kim Cumhurbaşkanı olacak? Kim genel başkan olacak? Kim hangi koltuğa oturacak?
Bunlar siyasetin doğal tartışmalarıdır. Ancak bir devletin geleceği yalnızca isimler üzerinden konuşulamaz.
Biz daha temel bir soru sormalıyız:
Nasıl bir Türkiye bırakacağız?
İsimler değişir, hükûmetler değişir, partiler değişir. Sağlam kurumlar, bağımsız işleyen hukuk ve milletin güven duyduğu bir devlet düzeni ise nesiller boyunca yaşar.”
“KENDİMİZ İÇİN İSTEDİĞİMİZ HUKUKU RAKİBİMİZ İÇİN DE İSTEMELİYİZ”
Arslan, demokratik siyasetin temel ölçülerinden birinin hukukun herkese eşit uygulanması olduğunu söyledi:
“İktidardaysanız yarın muhalefette olabileceğinizi; muhalefetteyseniz yarın ülkeyi yönetebileceğinizi unutmamalısınız.
Kendimiz için istediğimiz adaleti siyasi rakibimiz için de isteyebildiğimiz gün Türkiye’de çok önemli bir eşiği aşmış oluruz.
Hukuk, iktidara yakın olana başka, muhalefette olana başka işlememelidir.
Anayasanın gerçek gücü de burada ortaya çıkar.”
“GÜÇLÜ DEVLET, GÜÇSÜZ VATANDAŞ DEMEK DEĞİLDİR”
Arslan, devlet otoritesi ile vatandaşın temel haklarının birbirinin karşıtı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti:
“Devlet elbette güçlü olacaktır. Ancak devletin güçlü olması vatandaşın güçsüz olması anlamına gelmez.
Devlet güçlü olacak ama vatandaş devlet karşısında hukukla korunacak.
Hükûmet ülkeyi yönetecek ama hukuk günlük siyasetin üzerinde işleyecek.
Muhalefet özgürce eleştirecek ama ülkenin ortak meselelerinde sorumluluk üstlenecek.
Devlet vatandaşına güvenecek, vatandaş da devletinin adaletinden emin olacak.”
“YENİ ANAYASADAN ÖNCE ORTAK BİR DEVLET AKLINDA BULUŞABİLMELİYİZ”
Arslan açıklamasının sonunda siyasi partilere ve toplumun farklı kesimlerine ortak zemini genişletme çağrısında bulundu:
“Türkiye’nin enerjisini bitmeyen siyasi kavgalarla tüketmek yerine ortak geleceğimizi konuşmalıyız.
Anayasa tartışmasını yeni bir kutuplaşmanın değil, birbirimizi yeniden dinleyebilmenin vesilesi hâline getirebilirsek Türkiye kazanır.
Biz yeni bir kavga değil, yeni bir devlet aklı konuşmak istiyoruz.
Öyle bir devlet anlayışı kuralım ki yarın kimin iktidara geleceğinin hukuk açısından önemi olmasın. Çünkü kim gelirse gelsin aynı anayasa, aynı hukuk ve aynı adalet herkes için geçerli olsun.
Bizim yeni yüzyıldan anladığımız budur.
Türkiye’nin meselesi yalnızca yeni bir anayasa yazmak değildir. Asıl mesele; adaleti kişilere göre değişmeyen, kurumları güçlü, vatandaşını ötekileştirmeyen ve milletiyle barışık bir devlet düzenini gelecek nesillere bırakabilmektir.”





