Bir zamanlar hafta sonlarının ayrı bir keyfi vardı. Sabah erkenden kalkılır, gazete alınır, çayın yanına oturulur ve sayfalar tek tek çevrilirdi. Haberleri okumak kadar köşe yazılarına göz atmak, spor sayfalarını karıştırmak, magazin haberlerine bakmak ve özellikle bulmaca çözmek de ayrı bir zevkti.

Gazete sadece haber veren bir araç değildi. Aynı zamanda bir alışkanlıktı, bir kültürdü. Evde gazete okunurken sessizlik olur, herkes kendi sayfasına dalardı. Pazar gazetelerinin kalınlığı, ekleri ve bulmacaları hafta sonunun vazgeçilmezlerinden biriydi.

Bugün ise hayatımızın merkezinde cep telefonları var. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte haber artık birkaç saniye içinde elimizde. Telefonlarımız adeta birer gazete, televizyon ve radyo haline geldi. Dünyada ne olduğunu öğrenmek için ertesi günü beklemiyoruz; haberi anında görüyoruz.

Bu değişim elbette hayatımızı kolaylaştırdı. Ancak beraberinde bir alışkanlığı da sessizce hayatımızdan çıkardı gazete okuma kültürünü.

Yine de gazete meraklıları tamamen kaybolmuş değil. Hâlâ sabah kahvesinin yanında gazetesini arayan, köşe yazılarını takip eden, bulmaca çözmekten vazgeçmeyen insanlar var. Belki sayıları eskisi kadar fazla değil ama gazetenin kokusunu, kâğıdın sesini ve sayfa çevirmenin verdiği huzuru bilenler hâlâ aramızda.

Gazete kültürü belki eski gücünü kaybetti. Ama okuma kültürünü kaybetmemeliyiz.