DİYARBAKIR HABER - Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, silahsızlanma ve normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmaması gerektiğini belirten Şimşek, demokratik bütünleşmenin kalıcı hâle gelmesinde “bilgi, sevgi ve güven” ikliminin belirleyici olacağını söyledi.
Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, Türkiye’nin demokratikleşme, toplumsal bütünleşme ve silahsızlanma sürecine ilişkin yazılı bir değerlendirme yayımladı.
Şimşek, 7595 sayılı çerçeve yasanın kabulünün ardından süreci yürütecek kurulun 24 Ağustos’ta toplandığını belirterek, kurul bünyesinde dört alt komisyon oluşturulduğunu ifade etti.
Sürecin ilk aşamasında örgütün silahsızlanması, coğrafi arama ve tarama çalışmalarının tamamlanması, örgüt üyelerinin rehabilitasyonu ve yeniden sivil yaşama katılmalarının planlanmasının öne çıktığını kaydeden Şimşek, bunların devlet güvencesi altında yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
“İlk aşama barıştan önce normalleşmeyi hedefliyor”
Şimşek’e göre sürecin ilk aşaması doğrudan bir barış ve genel af sürecinden ziyade silahsızlanma ve toplumsal normalleşme adımlarını kapsıyor.
Silah bırakan kişilerin toplumsal hayata yeniden kazandırılması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu kişilerin ekonomik ve sosyal açıdan dışlanmaması gerektiğini belirtti. Şimşek, sosyoekonomik rehabilitasyon programlarının ve buna eşlik edecek hukuki düzenlemelerin bütünleşme açısından önem taşıdığını ifade etti.
Bütünleşmenin kısa sürede tamamlanabilecek bir süreç olmadığını belirten Şimşek, gerekli hukuki ve toplumsal adımların atılması hâlinde önümüzdeki dönemin Türkiye’nin demokratikleşmesi bakımından yeni bir başlangıca dönüşebileceğini savundu.
Şimşek, genel seçimler öncesinde yapılabilecek hukuki düzenlemelerin dağdaki, diasporadaki ve cezaevlerindeki kesimler açısından görece bir rahatlama sağlayabileceğini; yerel yönetimler, Siyasi Partiler Kanunu ve yeni anayasa gibi daha kapsamlı başlıkların ise seçim sonrasına kalabileceğini değerlendirdi.
“İktidar ve muhalefet barış dilini korumalı”
Toplumsal barışın sağlanabilmesi için iktidar ve muhalefetin TBMM çatısı altında siyasi mutabakatı özenle sürdürmesi gerektiğini kaydeden Şimşek, sürecin dilinin de en az atılacak hukuki adımlar kadar önemli olduğunu söyledi.
“Sabır da rahmet, acele de şeytan” sözünü hatırlatan Şimşek, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı çatışmalı dönemlerden ders çıkarması gerektiğine işaret etti.
Demirel’le 30 yıl önceki görüşmesini anlattı
Şimşek, değerlendirmesinde 1990’lı yıllarda dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirdikleri bir görüşmeden de söz etti.
O yıllarda faili meçhul cinayetlerin ve bölgede yaşanan sorunların yoğun olduğunu hatırlatan Şimşek, 35 kişilik Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği heyetiyle Cumhurbaşkanı Demirel’i ziyaret ettiklerini anlattı.
Toplantının ardından Demirel’e hitaben, bölge iş dünyasının temel beklentisini “bilgi, sevgi ve güven” olarak ifade ettiğini aktaran Şimşek, o görüşmeyi şöyle anlattı:
“Sayın Cumhurbaşkanım, arkadaşlarımız bölgemizin durumunu sözlü ve yazılı olarak size arz ettiler. Direktifinizle taleplerimizin hızlanacağına inanıyoruz. Biz özünde sizden üç şey istiyoruz. Bunlar bilgi, sevgi ve güvendir. Biz iş dünyasına bilgi, sevgi ve güven sağlarsanız, bizim krediye de pazara da ihtiyacımız kalmaz.”
Şimşek, bu sözlerin ardından Demirel’in omzuna elini koyarak, “Biraz sabır gardaşım, biraz daha sabır” dediğini aktardı.
“Aradan 30 yıl geçti”
Bu görüşmenin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçtiğine dikkat çeken Şimşek, bugün Türkiye’nin hem demokrasisini hem de mevcut anayasal düzenini yeni bir süreç çerçevesinde tartıştığını belirtti.
Silahsızlanma ve sonrasındaki aşamaların dikkatle izlenmesi gerektiğini kaydeden Şimşek, geri dönen kişilere uygulanacak infaz düzenlemeleri, iyileştirme ve rehabilitasyon süreçlerinin toplum psikolojisi gözetilerek yürütülmesini istedi.
Şimşek, topluma yeniden katılacak kişilere yönelik empatik yaklaşımın demokratik bütünleşmenin “tutkalı” olabileceğini ifade etti.
“Asıl ölçü demokratik haklar olacak”
Şimşek, sürecin ilk aşamasının “barış” olarak nitelendirilmesi için henüz erken olduğu görüşünü dile getirerek, mevcut dönemin daha çok “normalleşme ve yakınlaşma adımları” şeklinde tanımlanabileceğini söyledi.
İlk aşamadaki hedeflerin başarıyla tamamlanmasının ülkenin normalleşmesine önemli katkı sunacağını ifade eden Şimşek, ikinci aşamada ise demokratik hakların ve eşit vatandaşlık anlayışının öne çıkması gerektiğini belirtti.
Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Yeni sürecin bütünleşme kalite metresini devletle örgüt lideri arasındaki ilişki değil, devletle Kürt yurttaşlar arasındaki demokratik hakların yeni anayasa aşamasında nasıl yer alacağı belirleyecektir.”
TBMM’de siyasi partiler arasında sağlanacak mutabakatın toplumun bütün kesimlerini eşitlik temelinde bütünleştirmeyi amaçlaması gerektiğini belirten Şimşek, siyasi liderlere “bilgi, sevgi ve güven iklimini büyütme” çağrısı yaptı.
“Türkiye’nin zihniyet değişikliğine ihtiyacı var”
Türkiye’nin yeni dönemde bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyduğunu savunan Şimşek, siyasi parti liderlerinin bu anlayışı hem genel merkez kadrolarına hem de taşra teşkilatlarına aktarması gerektiğini ifade etti.
Toplumun bazı kesimlerinde yerleşmiş çatışmacı anlayışın yerine barış ve demokrasi düşüncesinin güçlendirilmesinin sosyal bir sorumluluk olduğunu belirten Şimşek, bunun sabır gerektiren uzun soluklu bir dönüşüm olduğuna dikkat çekti.
“Meclis ve toplum birlikte yeni demokrasiyi inşa etmeli”
Türk ve Kürt halklarının uzun yıllardır ortak bir yaşamı paylaştığını belirten Şimşek, yeni anayasa tartışmalarının eşitlik ve ortak yaşam anlayışı çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Meclisin ve sokağın bütünleşerek yeni demokrasiyi inşa etme zamanıdır” diyen Şimşek, toplumsal mutabakatın yalnızca siyasi partiler arasında değil, toplumun farklı kesimleri arasında da oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Toplumsal Mutabakat Derneği’nden çağrı
Toplumsal Mutabakat Derneği adına siyasi partilere de çağrıda bulunan Şimşek, demokratikleşme ve toplumsal barışın dini, kültürel ve toplumsal değerlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Şimşek, dernek olarak değişim ve dönüşüm sürecindeki gelişmeleri yakından takip edeceklerini; görüş ve önerilerini yazılı ve sözlü basının yanı sıra panel, konferans ve çeşitli toplantılar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini bildirdi.




