Diyarbakır yazı, eskiden sadece "sıcak" diye tarif edilirdi. Şimdi ise yakıcı, bunaltıcı, tehlikeli demek daha doğru. Haziranın son günlerinde termometrelerin gösterdiği rakamlar, doğrudan sağlığımızı ilgilendiren ciddi bir uyarıya dönüştü.
Eskiler, "Güneş tepedeyken iş yapılmaz." derdi. Belki o günlerde bunu tecrübeyle söylüyorlardı. Bugün ise aynı uyarıyı bilim insanları yapıyor. Özellikle öğle saatlerinden akşamüstüne kadar, yani güneş ışınlarının en dik geldiği zaman diliminde mümkün olmadıkça dışarı çıkılmaması tavsiye ediliyor.
Aşırı sıcaklar; güneş çarpması, sıvı kaybı, tansiyon düzensizlikleri, kalp ve damar hastalıklarının tetiklenmesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bunun yanında böbrek yetmezliğine kadar uzanan tabloların görülebildiği, yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların çok daha büyük risk altında olduğu uzmanlar tarafından sık sık dile getiriliyor.
Diyarbakır'ın kavurucu sıcağına alışık olduğumuzu söylemek belki doğru olabilir. Ancak iklim değişikliğiyle birlikte artık alıştığımız sıcakların çok ötesinde değerler görüyoruz.
Bol su tüketmek, açık renkli ve ince kıyafetler tercih etmek, gölgede kalmaya özen göstermek ve özellikle saat 11.00 ile 17.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamak, alınabilecek en basit ama en etkili önlemler arasında yer alıyor.
Sağlık ihmale gelmez. Yaz mevsiminin tadını çıkaralım ama güneşi hafife almayalım.