DİYARBAKIR HABER- Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kürt Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zülküf Ergün, Kürtçe eğitimi ve akademik kadrolara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kürt dili ve edebiyatı alanında son yıllarda yüksek lisans ve doktora mezunlarının arttığını belirten Ergün, temel sorunun artık akademisyen yetiştirmekten çok bu akademisyenlerin üniversitelerde istihdam edilmesi olduğunu söyledi.
Kürtçe seçmeli derslerine yönelik talebin arttığını ancak öğretmen atamalarının aynı oranda gerçekleşmediğini ifade eden Ergün, kendi çocuğunun da seçmeli Kurmancî dersini tercih etmesine rağmen dersin verilmediğini anlattı. Ergün ayrıca, Kürtçe öğretiminin yaygınlaştırılması için yabancı dil eğitimindeki mevcut modelin Kürtçe açısından da uygulanabileceğini savundu.
“Kürtçe alanında akademisyen var, asıl sorun istihdam”
Hocam, Kürtçe alanında akademisyen bulmak zorlaşıyor deniliyor. Gerçekten böyle bir durum var mı?
“Aslında akademisyen yetişmesi açısından zor bir durum yok. 2010'lu yıllardan bu yana Kürt dili ve edebiyatı alanında yüksek lisans ve doktora yapan çok sayıda öğrencimiz oldu. Dolayısıyla bugün Türkiye'deki Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin ihtiyacını karşılayabilecek sayıda doktora mezunu öğrencimiz var. Ancak burada asıl sorun, bu kişilerin üniversitelerde istihdam edilmesi meselesidir”

Dicle Üniversitesi'nde mevcut akademik kadro yeterli mi?
“Dicle Üniversitesi'nde lisans, tezli yüksek lisans ve doktora olmak üzere üç aktif programımız var. Lisans programımızda her yıl 25 kişilik kontenjanımız bulunuyor. Bu yıl 24 öğrencimiz kayıt yaptırdı. Ancak Kürt Dili ve Edebiyatı alanında doktora veya doçentlik derecesine sahip üç öğretim üyemiz bulunuyor. Kadromuz dört kişi ama arkadaşlarımızdan biri alan dışı”
Yeni kadroların açılmasının önündeki temel mekanizma nedir?
“Üniversiteler ihtiyaçlarını YÖK'e bildiriyor. YÖK tarafından tahsis edilen kadrolar daha sonra üniversitelerin ihtiyaçlarına göre dağıtılıyor. Biz de bölümümüzün akademik personel ihtiyacını üniversite yönetimine bildiriyoruz. İhtiyaç doğrultusunda kadro tahsis edildiğinde yeni akademisyenlerin atanması mümkün oluyor.”

“Öğrenciler Kürtçe dersi istiyor, ama ders her yerde verilmiyor”
Kürtçe öğretimi konusunda üniversitelerin sorumluluğu nedir?
“Bizim Dicle Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı olarak görevimiz, Kürt Dili ve Edebiyatı alanında öğretmenlik yapabilecek nitelikli öğretmenler yetiştirmek ve bu alanda bilimsel çalışmalar yapmaktır. Kürtçe öğretiminin okullarda nasıl uygulanacağı ise Milli Eğitim Bakanlığı'nı ilgilendiren bir konudur.”
Seçmeli Kürtçe derslerine yönelik talep konusunda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
“2010'lu yıllardan sonra ortaokullarda seçmeli ders olarak Kürtçe'nin önü açıldı. Ancak sendikalardaki öğretmen arkadaşlarımızın bizimle paylaştıkları verilere baktığımda, her yıl bu dersi almak isteyen öğrencilerin sayısının arttığını, buna karşılık öğretmen atamalarının ise azaldığını görüyoruz. Benim de ortaokulda bir çocuğum var. Kurmancî dersini tercih etmemize rağmen bu ders verilmedi. Okullarda farklı gerekçeler öne sürülebiliyor. Dolayısıyla mevcut seçmeli ders uygulamasının yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu haktan her öğrenci maalesef faydalanamıyor.”
“Kürtçe için İngilizce modeli uygulanabilir”
Peki Kürtçe öğretiminin yaygınlaştırılması için bir formül mümkün mü?
“Ben daha önce de farklı vesilelerle dile getirdim. Kürtçe eğitimine giden yolda öncelikle Kürtçe öğretimi konusunda çalışmalar yapılabilir. Bu, gerekli kadroların zaman içerisinde yetişmesiyle mümkün olabilir. Türkiye'de ikinci sınıftan lise son sınıfa kadar haftada iki saat zorunlu yabancı dil eğitimi var. Bu, kanun ve yönetmeliklerle düzenlenmiş bir hak. Kürtçe için de Kurmancî ve Zazakî lehçeleriyle birlikte benzer bir model uygulanabilir.”
Bunun için anayasal bir değişiklik gerekiyor mu?
“Benim düşünceme göre Kürtçe öğretimi, anayasal bir değişiklik zorunlu olmaksızın kanunlar ve yönetmeliklerle düzenlenebilir. Mevcut eğitim-öğretim programını külliyen değiştirecek bir düzenleme olması da gerekmiyor. İki saatlik bir ders artırımıyla bu yapılabilir.”

Böyle bir uygulamanın toplumsal karşılığı nasıl olur?
“Hem toplumsal barış hem de bu topraklarda yaşayan dillerin yaşatılması ve kültürel zenginliğimizin devamlılığı açısından anlamlı olur. Nasıl ki geçmişte seçmeli Kürtçe derslerinin önündeki bir tabu yıkıldı ve bu dersler okullarda verilmeye başlandıysa, ikinci bir adım olarak zorunlu yabancı dil modeline benzer şekilde Kürtçe öğretimi de düşünülebilir. İnsanlar Türkçenin yanında kendi seçtikleri lehçelerini de öğrenebilirler. Bu da devletin, insanların kültürel ve manevi ihtiyaçlarını karşılaması açısından olumlu bir adım olur”





