DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’ın tarihi kalbi Sur’da yıllardır tartışılan sorunlar, bugün de gündemin önemli başlıkları arasında. Tarihi dokunun korunmasından yetki karmaşasına, metruk yapılardan nüfus kaybına, belediyenin kaynak sorunundan sokakların aydınlatılmasına kadar birçok başlık, Sur’un geleceği açısından önem taşıyor.

Sur İlçe Belediyesi Eş Başkanı Adnan Örhan, ÖZ Diyarbakır için gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, ilçenin sorunlarını ve belediyenin karşı karşıya kaldığı güçlükleri tüm yönleriyle anlattı.

Örhan, özellikle “yetki” ve “sorumluluk” tartışmasına dikkat çekerek, bazı alanlarda belediyenin müdahale yetkisinin bulunmadığını ancak vatandaşın yaşadığı sorunların doğrudan belediyenin sorumluluğunda görülmesinin önemli bir problem olduğunu ifade etti.

Sur’un tarihi dokusunun neden hâlâ istenilen noktaya getirilemediğini, 2015-2016 sonrası yaşanan tahribatın ilçeye etkilerini, 97 bin 961’e gerileyen nüfusun belediye kaynaklarına yansımasını, yaklaşık 296 metruk ve ağır hasarlı yapıyla ilgili planlarını, madde bağımlılığıyla mücadeleyi ve özellikle ara sokaklardaki aydınlatma sorununu konuştuk.

Öte yandan Sur için hazırlanan hafif raylı sistem projesinden Hevsel Bahçeleri’ne, işportacılardan tarihi yapıların korunmasına kadar merak edilen pek çok başlığı da Adnan Örhan’a sorduk.

Sur’un bugününü, sorunlarını ve geleceğini konuştuğumuz bu özel röportajda Adnan Örhan, merak edilen sorulara açık ve dikkat çeken yanıtlar verdi.

İşte Öz Diyarbakır Gazetesi farkıyla, Sur İlçe Belediyesi Eş Başkanı Adnan Örhan ile gerçekleştirdiğimiz özel röportaj…

Adnan Örhan 3

Tarihin Merkezinde Yetki Krizi: “Çivi Dahi Çakamıyoruz”

Sayın Başkan, Sur denildiğinde aslında sadece Diyarbakır’ın değil, bölgenin ve Türkiye’nin en önemli tarihi merkezlerinden birinden söz ediyoruz. Camileri, kiliseleri, hamamları, çeşmeleri, Diyarbakır evleri, surları ve Hevsel Bahçeleriyle çok önemli bir kültürel miras söz konusu. Ancak vatandaşın baktığı yerde ciddi eksiklikler de var. Siz göreve geldiğinizden bu yana Sur’un tarihi dokusuyla ilgili nasıl bir tabloyla karşılaştınız?

“Sur gerçekten çok zengin bir ilçe. Eski Diyarbakır dediğimiz bu bölge, 33 medeniyete ev sahipliği yapmış bir yer. Surlarıyla, Hevsel Bahçeleriyle ve UNESCO Dünya Mirası kapsamındaki değerleriyle ciddi bir tarihi ve kültürel zenginliğe sahip. Camileriyle, kiliseleriyle, hamamlarıyla, çeşmeleriyle ve Diyarbakır evleriyle gerçekten çok özel bir yerden bahsediyoruz. Dolayısıyla Sur’un hem Türkiye’den hem de dünyanın farklı yerlerinden gelen insanlar açısından önemli bir cazibe merkezi olması gerekiyor. Ancak gönül isterdi ki Sur, hak ettiği değere çok daha önce kavuşmuş olsun. Ne yazık ki geçmişten gelen ciddi sorunlarımız var. Özellikle 2015-2016 yıllarında yaşanan çatışmalı süreçte 6 mahallenin tamamen yok olması, tarihi dokunun da büyük ölçüde zarar görmesi hepimiz açısından acı veren bir durum. Ama bugün elimizde hâlâ çok önemli bir tarihi doku var. Biz belediye olarak bu dokunun korunması, ilçeye gelen insanların tarihi alanları rahatlıkla ziyaret edebilmesi ve burada daha nitelikli bir yaşam alanı oluşturulması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Eksikliklerimiz var mı? Elbette var. Fakat bu eksikliklerin tamamının belediyenin kendi imkanlarıyla ve kısa sürede giderilmesi mümkün değil.”

Burada çok kritik bir noktaya geliyoruz. Sur’da vatandaşın karşısına çıkan sorunların önemli bir bölümü doğrudan belediyeyle ilişkilendiriliyor. Ancak sizin söylediğiniz, belediyenin bazı alanlarda yetkisinin bulunmadığı yönünde. Bu yetki meselesini biraz daha açar mısınız?

“Sur’da ciddi bir yetki karmaşası var. Burası daha önce sit alanı ve riskli alan olarak ilan edilmiş bir bölge. Bu durum, belediyenin hizmet üretmesini ciddi anlamda zorlaştırıyor. Öyle bir noktadayız ki, tabiri caizse bir yere çivi dahi çakamıyoruz. Çünkü sit alanıyla ilgili kurumlar var, koruma kurulları var, Vakıflar var, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimleri var. Birçok resmi kurumun farklı alanlarda yetkisi bulunuyor. Ama vatandaş açısından baktığınızda bütün bunların karşılığı şu oluyor:

Adnan Örhan

“Belediye neden yapmıyor?”

İşte burada ciddi bir yanlış algı ortaya çıkıyor. Belediyenin yetkisi olmayan konularda da sorumluluk belediyenin üzerine bırakılıyor. Biz bunu defalarca ilgili toplantılarda dile getirdik. Aslında diğer kurumlar da bu durumun farkında. Çünkü geçmişte belediyenin bazı görevleri başka kurumlara devredilmiş durumda. Dolayısıyla bugün herkes birbirinin alanında kalıyor ve sonuçta hizmet üretmek zorlaşıyor”

“Projelerimiz Raflarda Kalıyor”: Sur İçin Tramvay Projesi

Peki bu yetki karmaşası yalnızca bakım ve onarım çalışmalarını mı etkiliyor? Sur için hazırlanan projeler de bundan etkileniyor mu?

“Kesinlikle etkiliyor. Örneğin Anzele Suyu'yla ilgili çok güzel bir peyzaj projesi üzerinde çalışıldı. Anzele Suyu'nun Hevsel Bahçeleri'ne aktarılması konusunda bir proje vardı. Ancak yetki meselesi nedeniyle bu proje hayata geçirilemedi. Bunun gibi birçok örnek var. Bizim Sur için hazırladığımız başka projelerimiz de var. Örneğin hafif raylı sistem, yani turistik amaçlı tramvay projemiz bulunuyor. Keçi Burcu'ndan Dağkapı'ya kadar uzanacak, İstanbul'daki İstiklal Caddesi'ndeki sisteme benzer şekilde turistik amaçla kullanılabilecek bir model düşündük. Bu sadece ulaşım projesi değil. Aynı zamanda Sur'un tarihi dokusunu, turizmini ve ekonomik hareketliliğini güçlendirecek bir proje. Fakat yine yetki sorunları nedeniyle bu tür projelerde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Alan yönetimiyle ilgili yetkilerin Büyükşehir Belediyesi'ne alınmış olması da bu süreci etkiliyor. Öte yandan koruma amaçlı imar planının da güncellenmesi gerekiyor. Biz bunun hazırlıklarını yapıyoruz. Önümüzdeki süreçte Büyükşehir Belediyesi ile birlikte koruma amaçlı imar planının değiştirilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Yani aslında Sur Belediyesi olarak “proje üretmiyoruz” denilemez. Siz “proje üretiyoruz ama uygulama noktasında yetki problemiyle karşılaşıyoruz” diyorsunuz.

“Aynen öyle. Sur'un tarihi dokusunun bugün bazı yerlerde bakımsız kalmasının temel nedenlerinden biri de budur. 2015-2016'daki çatışmalı süreçten sonra hâlâ harabe durumda olan, kaderine terk edilmiş çok sayıda yapı ve alan var. Bunların bir bölümüne müdahale etmek istiyoruz. Ama yetki konusunda ciddi sınırlamalarla karşılaşıyoruz. Sonra vatandaş doğal olarak belediyeye soruyor: “Bu bina neden hâlâ burada? Neden burası yapılmıyor?” Biz de diyoruz ki: “Bu alanın yetkisi bizde değil.” Bunun vatandaş tarafından da bilinmesi gerekiyor.”

Sur’un Nüfusu 100 Binden 97 Bin 961’e Düştü: “Bu, Belediyenin Kaynağını Da Etkiliyor”

Sur’un bir başka önemli sorunu da nüfus kaybı. Özellikle 2015 sonrası yaşanan göçle birlikte ilçenin nüfusunda ciddi bir düşüş yaşandı. Bu durum belediyenin hizmet imkanlarını nasıl etkiliyor?

“Bu konuda gerçekten trajikomik bir durum var. Biz göreve gelmeden önce Sur'un nüfusu 100 binin üzerindeydi. Daha sonra nüfus 98 bin 251'e, son açıklanan verilere göre ise 97 bin 961'e düştü. Nüfusun 100 binin altına düşmesi belediyenin kaynakları açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Çünkü belediyelere ayrılan kaynaklarda nüfus önemli bir kriter. Dolayısıyla nüfus düştükçe belediyenin hizmet üretmek için kullanabileceği kaynak da azalıyor.”

Bu nüfus kaybının temelinde 2015 sonrası yaşanan süreç mi var?

“2015 yılından sonraki çatışmalı süreçte yaklaşık 20 bin insanın buradan göç ettiği biliniyor. Özellikle bazı mahallelerin boşaltılması ve daha sonra yaşanan gelişmeler Sur'un demografik yapısını ciddi şekilde etkiledi. Bugün yeni yerleşim alanları da var. Teknokent tarafında ve farklı bölgelerde yeni yapılar oluşturuldu. Ancak bu yeni yerleşim alanlarında sosyal alanların tamamlanmamış olması da insanların oraya taşınması açısından sorun oluşturuyor. İnsanların sadece bir binaya değil, yaşam alanına ihtiyacı var. Park olacak, spor alanı olacak, sağlık hizmeti olacak. Bunların tamamı oluşmadan insanları oraya yönlendirmek de kolay değil.”

Burada vatandaşlara da bir çağrınız var sanırım!

“Kesinlikle. Hizmet kaynaklarla yapılır. İnsanlarımızın yaşadığı yerin sınırları içerisinde nüfus kaydını bulundurması önemli. Bir yerde yaşıyorsanız ve o yerden hizmet talep ediyorsanız, nüfus kaydınızın da orada olması gerekiyor. Vatandaşlarımızın bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiğini düşünüyorum”

Adnan Örhan2

“Dicle Üniversitesi sınırları içerisindeki 14 Belediye arazisi satıldı”

Kaynak meselesinde geçmiş dönemlerden kalan taşınmazların durumu da gündeme geliyor. Belediyenin ekonomik imkanları konusunda nasıl bir tablo var?

“Biz göreve geldiğimizde kaynak yaratma konusunda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldık. Sur Belediyesi'ne ait bazı arazilerin geçmiş dönemde satıldığını gördük. Örneğin Dicle Üniversitesi sınırları içerisinde bulunan 14 belediye arazisinin çeşitli nedenlerle satıldığını gördük. Bugün Sur Belediyesi'nin taşınmaz anlamında ciddi bir varlığı bulunmuyor. Dolayısıyla düzenli bir taşınmaz gelirimiz de yok. Bu şartlarda kaynak yaratmak zorundayız. Biz de bunun için projeler geliştiriyoruz. Kilitli parke taşı fabrikası kurduk, bitirme aşamasına geldi. Seralar oluşturduk. Buralardan hem kaynak yaratmaya hem de insanlara katkı sağlamaya çalışıyoruz. Elbette bütün bunları bir anda gerçekleştirmek kolay değil. Ama biz bunun çabasını veriyoruz”

Metruk Yapılar Ve Madde Bağımlılığı: “296 Yapıyı Yıkacağız”

Sur'un en çok tartışılan konularından biri de metruk yapılar. Bu yapılar hem görüntü kirliliği yaratıyor hem de güvenlik açısından ciddi risk oluşturuyor. Son durum nedir?

“Sur'da metruk yapılar önemli bir sorun. Özellikle çatışmalı süreçten ve depremden sonra boşalan, hasar gören ve yıkılması gereken çok sayıda yapı oluştu. Şu anda yaklaşık 296 ağır hasarlı ve metruk yapı bulunuyor. Bu yapıların önemli bir bölümü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile AFAD'ın yetki alanında. Çünkü bu binaların hasar durumları tespit edilmiş. Az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı olarak değerlendirmeler yapılmış. Söz konusu yapıların ağır hasarlı olanlarının yıkılması gerekiyor. Biz belediye olarak bazı yapıların yıkımını gerçekleştirdik. Büyükşehir Belediyesi ile birlikte de bu konuyu önümüze koyduk. 296 yapının tamamının yıkılması konusunda kararlıyız.”

Metruk yapıların madde bağımlılığıyla da doğrudan bağlantısı olduğu söyleniyor!

“Evet. Ne yazık ki gençlerimizin ve çocuklarımızın bu yapılara kolaylıkla erişebilmesi ciddi bir risk. Biz yıkım süreci tamamlanana kadar bazı yapıların kapı ve pencerelerini defalarca kapattık. Amacımız çocukların ve gençlerin bu yapılara girerek madde kullanmasının önüne geçmek. Ama burada sadece belediyenin yapacağı bir şeyden söz etmiyoruz. Bu çok daha büyük bir toplumsal mesele. Yerel yönetimler olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Ama toplumun tamamının bu konuda duyarlı olması gerekiyor”

Sur’un Ara Sokakları Karanlık: “Kadınlar Akşam Dışarı Çıkamıyor”

Dicle Üniversitesi’nden Kürtçe eğitim için dikkat çeken öneri
Dicle Üniversitesi’nden Kürtçe eğitim için dikkat çeken öneri
İçeriği Görüntüle

Madde bağımlılığıyla mücadelede dikkat çeken bir başka konu da sokakların aydınlatılması. Özellikle ara sokakların karanlık olması vatandaşların güvenlik endişesini artırıyor. Bu konuda ciddi bir tepkiniz var mı?

“Var. Bunu defalarca dile getirdik. Sur'un ana caddeleri dışında kalan birçok ara sokakta ciddi aydınlatma problemi yaşanıyor. Biz ilgili kuruma defalarca başvurduk. Çünkü bu yalnızca bir aydınlatma meselesi değil. Aynı zamanda güvenlik meselesi. Madde bağımlılığıyla mücadele açısından da önemli. Sokak karanlıksa, metruk yapılar varsa, çocukların ve gençlerin bu alanlara erişimi kolaylaşıyorsa burada ciddi bir risk oluşuyor. Vatandaşlardan da bu konuda çok sayıda şikayet alıyoruz. Özellikle kadınlar akşam saatlerinde karanlık sokaklarda dışarı çıkmakta zorlandıklarını söylüyor.”

Peki ilgili kurumla görüşmelerinizden sonuç çıkmadı mı?

“Ana caddelerde bazı çalışmalar yapıldı. Bunu da hakkını teslim ederek söylemek gerekiyor. Ama ara sokaklarda aynı ilerlemeyi göremedik. Biz hatta ilgili kurumun teknik ekipleriyle belediyenin teknik ekiplerinin birlikte çalışmasını önerdik. “Gelin, ara sokaklarda ne gerekiyorsa birlikte tespit edelim ve yapalım” dedik. Fakat bugüne kadar istediğimiz düzeyde bir adım atılmış değil. Biz bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Ben açık söylüyorum: Sur'un bütün sokakları aydınlanana kadar bu konuyu gündemde tutacağız”

Gazi Caddesi, İşportacılar Ve Hevsel Bahçeleri

Bir dönem Gazi Caddesi'ndeki trafik, işportacılar ve seyyar satıcılar konusunda da ciddi tartışmalar vardı. Bu konuda bugün nasıl bir tablo var?

“İşportacılar konusunda Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ciddi çalışmalar yaptık. Özellikle temizlik ve düzen konusunda önemli bir çaba ortaya koyduk. Bugün belirli bir düzene oturduğunu söyleyebiliriz. Artık kaldırımlarda ve caddelerde eskisi kadar kontrolsüz bir görüntü oluşmaması için çalışmalarımız devam ediyor.”

Hevsel Bahçeleri de Sur açısından çok önemli. UNESCO açısından da çeşitli uyarılar gündeme gelmişti. Burada nasıl bir çalışma yürütülüyor?

“Hevsel Bahçeleri bizim için çok önemli. UNESCO'nun çeşitli tavsiyeleri ve uyarıları bulunuyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa ilerleyen süreçte sorun yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmeler var. Buna yönelik olarak Kent Konseyi, Büyükşehir Belediyesi ve diğer ilgili kurumlarla çalışmalar yürütülüyor. Biz de bunları kendi programımızın içerisinde tutuyoruz. Sur'un tarihi dokusunun korunması yalnızca belediyenin görevi değil. Vatandaşın da sorumluluğu var. Kamu kurumlarının da sorumluluğu var. Valiliğin, Bakanlığın ve ilgili bütün kurumların sorumluluğu var. Ama burada destek derken sadece maddi destekten söz etmiyorum. Bir vatandaşın yere sigara izmariti atmaması bile bu şehre verilmiş bir destektir”

“Sur’u korumak hepimizin görevi”

Son olarak Sur halkına ve Diyarbakırlılara ne söylemek istersiniz?

“Sur sadece Sur Belediyesi'nin değil. Diyarbakır'ın tamamının ortak değeri. Burada yaşayan insanların da, burayı ziyaret eden insanların da, kamu kurumlarının da sorumluluğu var. Biz belediye olarak elimizden geleni yapıyoruz. Yetkimiz olmayan alanlarda yetki sorununu çözmeye çalışıyoruz. Kaynak yaratmaya çalışıyoruz. Metruk yapılarla mücadele ediyoruz. Sokakların aydınlatılması için girişimlerde bulunuyoruz. Tarihi dokunun korunması için çalışmalar yürütüyoruz. Ama bütün bunların birlikte yapılması gerekiyor. Sur'un güzel kalması, tarihi dokusunun korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hepimizin görevi. Bu şehir hepimizin ve bu şehri korumak hepimizin zorunluluğudur”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM