DİYARBAKIR HABER- Kadınların ekonomik hayata katılımı, iş dünyasında daha fazla söz sahibi olması ve girişimcilik alanındaki yükselişi, Diyarbakır’da da önemli bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Geçmişte daha çok çalışan kimliğiyle iş hayatında yer alan kadınlar, bugün kendi işletmelerini kuruyor, fabrikalar yönetiyor ve karar alma mekanizmalarında daha fazla sorumluluk üstleniyor.
Peki Diyarbakır’da kadınların iş gücüne katılımı hangi noktada? Kadın girişimciler hangi sorunlarla karşılaşıyor? Finansmana erişim, istihdam ve destek mekanizmaları kadınlar açısından yeterli mi? Kadınların ekonomide daha fazla söz sahibi olması için hangi adımlar atılmalı?
Bu soruları, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası İş Kadınları Meclisi Yönetim Kurulu Başkanı Filiz Ekingen ile konuştuk. 31 yıllık iş hayatındaki deneyimlerinden hareketle kadınların ekonomik özgürlüğünün önemine dikkat çeken Ekingen, genç kadın girişimcilere ise “Pes etmeyin, ayaklarınızın üzerinde durun” mesajı verdi.
Kadınların iş hayatındaki dönüşümü
Kadınların iş gücüne ve ekonomik hayata katılımını bugün nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmişle kıyasladığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
“Kadınların ekonomik hayata katılımında geçmişe göre çok ciddi bir gelişme var. Geçmişte kadınlar daha çok çalışan statüsündeydi. Bugün ise iş dünyasında söz sahibi konumundalar. Birçok kadın arkadaşımızın kendisine ait işletmesi, hatta fabrikası var. Küçük ya da büyük işletmelerde kadınların kendi sözlerinin sahibi olduğunu görüyoruz.
Ben 31 yıldır Diyarbakır’da iş hayatının içerisindeyim. Bunun 12 yılını özel sektörde geçirdim. Sonrasında kendi işimi kurdum. Dolayısıyla 31 yıllık tecrübemle baktığımda kadınların iş dünyasındaki yerinin çok ciddi anlamda değiştiğini söyleyebilirim.”
Kendi işletmenizi ilk kurduğunuz dönemle bugünü kıyasladığınızda ne değişti?
“İlk işletmemi açtığımda insanların bakış açısı çok farklıydı. Bir gün yanımda çalışan bir arkadaşım bana, “Abla, böyle bir yerin hayalini kurabiliyor muydun?” diye sormuştu. Ben de “Hayalini kurmadığım bir yeri açamam” demiştim. O dönemde insanların zihninde “Kadın bunu yapabilir mi, yapamaz mı?” şeklinde bir kaygı vardı. Ataerkil toplum yapısından dolayı kadın daha çok evine, çocuklarına ve yuvasına bakan kişi olarak görülüyordu. Ama artık bu anlayış büyük ölçüde değişti. Kadın evin ekonomisini yönetebiliyorsa, dışarıdaki ekonomiyi de yönetebilir. Hatta ben ekonomiyi en iyi anlayanların kadınlar olduğuna inanıyorum. Çünkü kadın, küçük bütçelerle evini geçindirmeyi, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamayı ve bütün bir evin ekonomisini yönetmeyi biliyor.”
Bu zihniyet tamamen değişti mi?
“Tamamen değişti diyemeyiz ama çok ciddi bir dönüşüm yaşandı. Kadın artık sadece evin içerisinde değil, iş dünyasında da var. Kadınların mücadelesinin, kadın hareketinin ve örgütlenmenin bunda çok büyük payı var.”
Kadın girişimcilerin önündeki engeller
Bugün kadınların iş hayatında karşılaştığı temel sorunlar neler?
“Sorunlar hâlâ var. Ancak kadınlar artık örgütleniyor, birbirlerine destek oluyor. Bundan 15-17 yıl önce kadınların yaşadığı sorunlar çok daha ağırdı. Kadına “Sen kadınsın, konuşma. Erkek gelsin, abin gelsin, baban gelsin” denildiği dönemler vardı. Ben bunu kendi işletmemde de yaşadım. Haklı olduğum bir konuda sorunumu anlatmaya çalışırken karşımdaki kişi bana “Sen konuşma, erkek gelsin” diyebiliyordu. Oysa işletmenin sahibi bendim ve konuşacak olan da bendim. Bugün bu anlayışın büyük ölçüde yıkıldığını düşünüyorum. Burada ticaret odalarının, yöneticilerin ve kadın örgütlenmelerinin çok büyük etkisi var.”
Finansmana erişim, istihdam ve destek mekanizmaları açısından kadınları yeterli düzeyde desteklenmiş görüyor musunuz?
“Hayır, henüz yeterli bulmuyoruz. Diyarbakır’daki bütün iş insanları finansmana erişim konusunda sıkıntı yaşıyor. Kadınlar da bunun içerisinde ayrıca sorun yaşıyor.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen finans buluşmasında kadınlara yönelik bazı mesajlar verildi. Bunları olumlu buluyorum ancak kadınlara yönelik söylenen sözlerin artık somut adımlara dönüşmesi gerekiyor. Finansmana erişim bizim bölgemiz açısından çok önemli. Dün gerçekleştirilen toplantıda bunu hepimiz gördük. Bankaların genel müdürlerinin, iş dünyasının temsilcilerinin Diyarbakır’a gelmesi önemliydi. Ancak kadınların finansmana erişimde ikinci veya üçüncü planda kalmaması gerekiyor”
Bölgedeki yeni sürecin kadın girişimciler açısından nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?
“Ben çok olumlu bakıyorum. Kadınlar artık daha fazla üretmek, işlerini büyütmek ve istihdam yaratmak istiyor. Bizler aynı zamanda anneyiz, kardeşiz ve duygusal insanlarız. Ama bütün bunların yanında işimizi de büyütmek istiyoruz. Daha fazla kadın istihdam etmek, genç kızlarımıza rol model olmak istiyoruz. Bu nedenle yeni sürecin kadınların ekonomik hayata daha fazla katılımı açısından olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum”

“Kadınlar karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almalı”
Kadınların ekonomide daha fazla söz sahibi olması için sizce hangi adımlar atılmalı?
“Öncelikle karar alma mekanizmalarında kadınların sayısının artırılması gerekiyor. Bu sadece ticaret odaları için geçerli değil. OSB’lerde, odalarda, borsalarda, esnaf ve sanatkâr kuruluşlarında, yönetim kurullarında kadınların daha fazla yer alması gerekiyor.
Kadınların söz hakkının olması, başka kadınlara rol model olması ve kadınların birbirlerine daha fazla kenetlenmesi çok önemli.
DTSO bu anlamda önemli bir adım attı. İş Kadınları Meclisi olarak biz bir organız. Kendi kararlarımızı alabiliyoruz, kendi bütçemiz var. Gerektiğinde yönetimle fikir alışverişinde bulunuyor, yapıcı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunlar bizim için çok değerli.
DTSO Kadın Meclisi ilk kurulduğunda ana mecliste sadece iki kadın vardı. Daha sonraki süreçte bu sayı altıya çıktı. Bu çok önemli bir gelişme.
Ayrıca rahmetli DTSO Meclis Başkanı Nevin… burada adını anmadan geçmek istemiyorum. Çok mücadeleci ve örnek bir kadındı. Kadınların yönetim kademelerinde yer alması açısından önemli bir rol modeldi.
Son olarak kadınlara ve özellikle genç kadın girişimcilere ne söylemek istersiniz?
“Lütfen pes etmeyelim. Bu bizim için çok önemli. Genç kadın girişimcilerimize çağrım; ticaret odasındaki arkadaşlarımızla, kadın personelimizle ve bizlerle mutlaka iletişim kursunlar. Danışsınlar, fikir alsınlar.
En önemlisi de ayaklarının üzerinde durmaya çalışsınlar ve pes etmesinler.
Çünkü pes ettiğiniz zaman evde oturup hiçbir şey elde edemiyorsunuz. Ama mücadele ettiğinizde, çalıştığınızda hayatınıza bir ilmek atıyorsunuz. Kadının ekonomik özgürlüğü çok önemli.
Ben her zaman şunu söylüyorum: Bizler kadın olarak var olmalıyız. Birinin kızı, birinin eşi, birinin çocuğu olarak değil; önce kendi kimliğimizle var olmalıyız.
Ben 31 yıllık iş hayatımda böyle baktım hayata. Önce Filiz Ekingen olmalıyım. Sonra birinin kızı, birinin eşi olabilirim. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor.”





