DİYARBAKIR HABER- Dolandırıcılık suçlarında son yıllarda yaşanan artış, binlerce vatandaşı mağdur ederken, özellikle bilişim sistemlerinin kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık vakaları ciddi bir hukuki ve toplumsal sorun hâline geldi. Telefon dolandırıcılığından sahte banka görevlilerine, “savcıyım”, “polisiyim” diyerek para isteyenlerden üniversite öğrencilerinin İBAN hesaplarının kullanılmasına kadar çok sayıda yöntem kullanılıyor.
Hukukçu Ramazan Mızrak, dolandırıcılık suçunun neden arttığını, basit ve nitelikli dolandırıcılık arasındaki farkları, “İBAN mağdurları” olarak adlandırılan kişilerin yaşadığı hukuki sorunları ve vatandaşların dolandırıldıklarında ne yapması gerektiğini anlattı.
Dolandırıcılık neden artıyor?
Son zamanlarda dolandırıcılık suçlarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bunun temel sebepleri nelerdir?
“Gerçekten de dolandırıcılık suçu son zamanlarda çok işlenen ve çok sayıda mağdurun oluştuğu bir suç hâline geldi. Adliye koridorlarını, mahkemeleri ve özellikle ağır ceza mahkemelerini ciddi şekilde meşgul ediyor. Toplumda da büyük mağduriyetlere sebep oluyor. Dolandırıcılık suç oranında son zamanlarda çok ciddi bir artış söz konusu. Bunun birçok sebebi var. Bunların başında dijitalleşmenin hızlanması geliyor. Dijital bir çağda yaşıyoruz. Kişisel verilerimiz çok kolay şekilde ele geçirilebiliyor. İnsanların banka hesapları, telefon numaraları, kişisel bilgileri ve diğer dijital verileri çeşitli yöntemlerle suçluların eline geçebiliyor. Bunun yanında ekonomik sıkıntılar da önemli bir sebep. İnsanlar hızlı ve çok para kazanmak istiyor. Dolandırıcılar da insanların bu zaaflarını biliyor ve kullanıyor. Hem başkalarını suça araç olarak kullanıyorlar hem de hızlı para kazanmak isteyen insanları mağdur ediyorlar.”

Öncelikle dolandırıcılık suçunun hukuki tanımını yapabilir miyiz? Hırsızlık ve yağmadan farkı nedir?
“Dolandırıcılık suçu kısaca, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak şeklinde ifade edilebilir. Burada iki önemli unsur var. Birincisi hileli davranışla karşıdaki kişiyi aldatmak, ikincisi ise bu aldatma sonucunda haksız bir yarar sağlamaktır. Ceza hukukumuzda mal varlığına yönelik suçlar içerisinde dolandırıcılığın yanında hırsızlık ve yağma suçları da bulunuyor. Ancak bunların birbirinden ayrılan önemli özellikleri var. Hırsızlıkta kişi, başkasının malını onun rızası ve bilgisi dışında alıyor. Yağma suçunda ise cebir, şiddet veya tehdit kullanılarak kişinin malı elinden alınıyor. Dolandırıcılıkta ise farklı bir durum söz konusu. Kişi, hileli bir davranış veya söylemle karşısındaki kişiyi aldatıyor ve onun rızasıyla mal varlığını kendisine geçiriyor”
Dolandırıcılığın nitelikli hâli ne zaman ortaya çıkıyor?
“Dolandırıcılık suçu çeşitli şekillerde nitelikli hâle gelebiliyor. Özellikle bilişim sistemlerinin kullanılması, kişilerin dini duygularının veya güven duygusunun istismar edilmesi, kurum ve kuruluşların isimlerinin kullanılması gibi durumlarda nitelikli dolandırıcılık söz konusu olabiliyor. Basit dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık arasında ceza bakımından da önemli fark var. Basit dolandırıcılığın TCK'daki karşılığı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası iken, nitelikli dolandırıcılıkta ceza daha ağır. Örneğin bir kişiye “seni işe yerleştireceğim” diyerek para alıp işe yerleştirmemek basit dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilir. Ancak kendisini banka personeli olarak tanıtıp “size kredi sağlayacağız”, “kredi puanınızı düzenleyeceğiz”, “kredi kartı aidatınızı geri ödeyeceğiz” diyerek para almak veya bilişim sistemlerini kullanmak nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilir.
“Savcıyım, polisim” diyenlere dikkat!
Dolandırıcıların kullandığı yöntemler her geçen gün çeşitleniyor. Özellikle telefon dolandırıcılığında hangi yöntemlerle karşılaşıyorsunuz?
“Çok çeşitli yöntemler var. Özellikle bilişim sistemleri kullanılıyor. İnsanların kredi kartları, banka hesapları ve kişisel bilgileri hedef alınıyor. Bazen “ben polisiyim”, “ben savcıyım”, “hakimim” diyerek insanları arıyorlar. Özellikle yaşlı vatandaşlarımızı hedef alan çok sayıda dosya var. Kişiye, “İsminiz bir terör soruşturmasına karıştı. Hakkınızda işlem yapılacak. Şu kadar parayı şu hesaba yatırırsanız hesabınızı ve dosyanızı kapatacağız” diyorlar. Vatandaş da korkuyor. Hatta çoğu zaman dolandırıcı telefonu kapattırmıyor. Vatandaş bankaya gidiyor, parayı yatırıyor ve tekrar dolandırıcıyı arıyor. “Parayı yatırdım” diyor. Dolandırıcı da süreci yönetmeye devam ediyor. Bu şekilde çok sayıda insan mağdur ediliyor.”
Peki bu suçların faillerine ulaşmak neden bu kadar zor?
“Aslında bunun önemli sebeplerinden biri, faillerin dijitalleşmeyi çok hızlı ve etkin şekilde kullanmasıdır. Siber suçlarla mücadele eden kolluk birimlerimizin altyapıları var. Ancak suçluların kullandığı teknoloji çok hızlı gelişiyor. Özellikle yapay zekâ ve dijital teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen suçlarda faillerin hızına yetişmekte zorlanılabiliyor. Yurt dışı bağlantıları da önemli. Failler çeşitli kişilerin İBAN'larını ve banka hesaplarını temin ediyor. Bu hesaplar üzerinden para transferleri gerçekleştiriliyor. Burada “koyun hesapları” olarak adlandırılan hesaplar oluşturuluyor. Dolandırıcılık sonucu elde edilen para saniyeler içerisinde farklı İBAN'lara aktarılabiliyor. Daha sonra bu para yurt dışındaki faillerin hesaplarına veya mal varlıklarına aktarılıyor”

Burada vatandaşların hesaplarının kullanılmasına ilişkin de ciddi mağduriyetler oluşuyor. Özellikle üniversite öğrencileri nasıl bu sistemin içerisine çekiliyor?
“Çok önemli bir konu. Örneğin üniversite öğrencilerine “Ayda 4-5 bin, 6 bin lira verelim. Sadece İBAN'ınızı kullanacağız” diyorlar. Öğrencinin paraya ihtiyacı oluyor. Suçta kullanılacağını düşünmeden İBAN'ını veriyor. Ancak daha sonra bu hesap dolandırıcılık suçlarında kullanılıyor. Bunun bir başka örneği de arkadaş kurbanı olan kişiler. Bir kişi arkadaşına güveniyor. Arkadaşı, “Benim hesaplarım bloke oldu, senin hesabını kullanabilir miyim?” diyor. Arkadaşlık ve güven duygusuyla İBAN veriliyor. Daha sonra bu hesap suçta kullanılıyor ve hesap sahibi kendisini ağır ceza mahkemesinde sanık olarak bulabiliyor. Buradaki en büyük sorunlardan biri de şu: Kişi belki sadece 4-5 bin lira karşılığında İBAN'ını vermiş oluyor ama hesabı onlarca farklı dosyada kullanıldığında çok yüksek hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabiliyor”
“İBAN Mağdurları” İçin Yeni Düzenleme
Bu kişiler neden ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyor?
“Nitelikli dolandırıcılık suçlarının yargılamaları uzun süre ağır ceza mahkemelerinde yapıldı. Bu suçlarda verilen cezalar da oldukça ağır olabiliyordu. Ayrıca burada gerçek içtima dediğimiz sistem devreye giriyor. Yani farklı dosyalarda verilen cezalar toplandığında ortaya çok yüksek süreler çıkabiliyor. Örneğin bir kişinin İBAN'ı Ankara'da bir dolandırıcılık olayında kullanılıyor ve 4 yıl 6 ay ceza alıyor. Daha sonra İstanbul'da başka bir olayda kullanılıyor ve 4 yıl 2 ay ceza alıyor. İzmir, Manisa veya başka bir yerde başka bir dosya daha çıkıyor. Bu cezalar toplandığında toplam ceza çok yüksek rakamlara ulaşabiliyor. Hatta bazı dosyalarda onlarca yıllık cezalar ortaya çıkabiliyor. Oysa bu kişinin başlangıçta yaptığı şey belki bir öğrenci olarak hesabını birkaç bin lira karşılığında vermek veya arkadaşına güvenerek İBAN'ını kullandırmak”
Son dönemde “İBAN mağdurları” olarak adlandırılan kişiler açısından yeni bir düzenleme yapıldı mı?
“Evet. 12. Yargı Paketi kapsamında bu konuda önemli bir düzenleme yapıldı ve yasalaştı. İBAN mağdurları açısından kamuoyunda ciddi bir mağduriyet oluşmuştu. Adalet Bakanlığı da bu mağduriyeti gördü ve düzenleme yapıldı. Öncelikle önemli değişikliklerden biri şu: Daha önce nitelikli dolandırıcılık suçlarının yargılamalarında ağır ceza mahkemeleri görevliyken, yapılan düzenlemeyle bu davaların asliye ceza mahkemelerinde görülmesinin önü açıldı. İkinci önemli konu ise cezada yapılan indirim. Daha önce bu kişiler bakımından dört yıldan az olmamak üzere hapis cezası söz konusu olabiliyordu. Yeni düzenlemeyle cezada yüzde 50 oranında indirim öngörülüyor. Örneğin dört yıl veya dört yıl iki ay gibi bir cezanın yarısı alınabiliyor. Bunun yanında bir bölü altı oranındaki iyi hâl indirimi de değerlendirildiğinde ceza iki yılın altına düşebiliyor”
Bu durumda denetimli serbestlikten yararlanmak mümkün mü?
“Eğer kişinin daha önce işlediği başka bir suç yoksa ve diğer şartlar da oluşuyorsa, cezanın iki yılın altına düşmesiyle birlikte denetimli serbestlik imkânı doğabiliyor. Bu da kişinin cezaevine girmesinin önüne geçebilecek önemli bir sonuç. Ancak burada şunu da söylemek gerekiyor: Gönül isterdi ki İBAN mağduru dediğimiz kişilerin mağduriyetleri tamamen giderilsin ve bu kişiler açısından daha kapsamlı bir düzenleme yapılsın. Yapılan düzenleme önemli ama bunun yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılabilir”
Peki daha önce ceza alan veya dosyası istinaf ya da Yargıtay aşamasında bulunan kişiler bu düzenlemeden yararlanabilecek mi?
“Evet, düzenlemenin önemli taraflarından biri de bu. İnfaz aşamasında olan veya yargılaması istinaf ya da Yargıtay aşamasında bulunan dosyalar da bu değişikliklerden etkilenebiliyor. Dosyalar yeniden ele alınarak cezanın yeni düzenlemeye göre belirlenmesi mümkün olabiliyor. Dolayısıyla daha önce verilmiş bir hüküm varsa ve dosya yeni düzenlemenin kapsamına giriyorsa, bu hüküm yeniden değerlendirilebiliyor”
Dolandırılan vatandaş ne yapmalı?
Peki vatandaş dolandırıldığını anladığında ne yapmalı?
“Burada en önemli konu panik yapmamak ve delilleri korumaktır. Vatandaşlarımızın yaptığı en büyük hatalardan biri, dolandırıldığını anladığında elindeki mesajları, WhatsApp yazışmalarını, görüntüleri ve diğer delilleri silmesi. Bunlar kesinlikle yapılmamalı. Çünkü bu yazışmalar, görüntüler, banka hareketleri ve diğer kayıtlar daha sonra yargılama aşamasında delil olarak kullanılabilir. Vatandaş öncelikle hemen bankasını aramalı ve hesabını bloke ettirmeli. Hesabı kapatmamalı; bloke ettirmeli. Daha sonra elindeki bütün delilleri muhafaza etmeli. WhatsApp yazışmaları, mesajlar, telefon numaraları, banka dekontları, hesap hareketleri, ekran görüntüleri ve varsa diğer kayıtlar korunmalı. Ardından vakit kaybetmeden bulunduğu ildeki adliyeye giderek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmalı.”
Bankayla iletişim de önemli mi?
“Kesinlikle. Bankayla sürekli iletişim hâlinde olunmalı. Yazılı başvurular yapılmalı. Mümkünse olayla ilgili karşı tarafın hesap bilgileri, para transferleri ve benzeri bilgiler bankadan temin edilmeli ve bunlar savcılığa sunulmalı. Ayrıca bu kişilerin başka dolandırıcılık dosyalarının olup olmadığına ilişkin araştırmaların yapılması da önemli. Vatandaş burada sağduyulu hareket etmeli ve delilleri korumalı”
Sizce dolandırıcılıkla mücadelede sadece devletin ve kolluk güçlerinin mi sorumluluğu var?
“Hayır. Burada hem devlete hem kolluk güçlerine hem bankalara hem de vatandaşlara görev düşüyor. Devletin ve kolluk kuvvetlerinin dijital suçlarla mücadele altyapısını daha da güçlendirmesi gerekiyor. Çünkü suçlular teknolojiyi çok hızlı kullanıyor. Vatandaşların da kişisel verilerini koruması, tanımadığı kişilere İBAN ve banka hesabını kullandırmaması, “kolay para kazanma” tekliflerine karşı dikkatli olması gerekiyor. Özellikle “İBAN'ınızı verin, size para kazandıralım” şeklindeki tekliflere kesinlikle itibar edilmemeli. Çünkü kişi gerçekten suç işleme kastıyla hareket etmese bile hesabının bir dolandırıcılık olayında kullanılması, onu ciddi bir hukuki sürecin içine sokabilir”
Son olarak vatandaşlara ne söylemek istersiniz?
“Dolandırıcılık yöntemleri her geçen gün değişiyor. Vatandaşlarımız özellikle telefonla arayan, kendisini polis, savcı, hakim veya banka görevlisi olarak tanıtan kişilere karşı çok dikkatli olmalı. Devlet görevlileri vatandaşlardan telefonda para veya altın talep etmez. Ayrıca hiç kimseye banka hesabı, kredi kartı veya İBAN bilgileri kullandırılmamalı. Bir dolandırıcılık olayı yaşandığında ise panikle deliller silinmemeli. Önce banka aranmalı, hesap bloke edilmeli, ardından bütün delillerle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmalı. Unutulmamalı ki dolandırıcıların en büyük gücü, vatandaşın korkusu, telaşı ve güven duygusunu istismar etmeleridir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bilinçli ve soğukkanlı hareket etmesi büyük önem taşıyor”




