DİYARBAKIR HABER- 2016 yılında ilan edilen OHAL sürecinde yayımlanan KHK’lerle kamu kurumlarından ihraç edilen emekçilerin adalet ve göreve iade mücadelesi sürüyor. Aradan geçen yıllara rağmen sonuçlanmayan hukuki süreçler, ekonomik kayıplar ve ailelerin geleceğine ilişkin kaygılar, ihraç edilen kamu emekçilerinin temel sorunları arasında yer alıyor.

KESK üyesi Saliha Zorlu, ihraçların yalnızca iş kaybına yol açmadığını, aynı zamanda insanların ekonomik ve sosyal yaşamlarında derin izler bıraktığını belirterek, mevcut sürecin hukuki güvenceler temelinde ele alınması gerektiğini vurguladı.

“OHAL Bitti Denildi Ama Sonuçları Hâlâ Devam Ediyor”

2016 yılında başlayan ihraç sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu süreç nasıl gelişti?

“2016 yılında darbe girişiminin ardından 32 KHK yayımlandı. Bu süreçte çok sayıda kurum, dernek, sendika ve yayın kuruluşu kapatılırken kamu hizmeti yürüten çok sayıda personel görevinden ihraç edildi. KESK’e bağlı sendikalarda örgütlü, emek, kadın ve barış mücadelesi yürüten 4 bin 200 üyemiz de bu süreçte ihraç edildi. Bu insanlar yalnızca mesleklerini icra eden kamu çalışanları değildi; aynı zamanda sendikal mücadele içinde yer alan, demokratik haklar ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için söz söyleyen kişilerdi. OHAL resmen sona ermiş olsa da o dönemde alınan kararların sonuçları ortadan kalkmadı. Aksine, OHAL koşullarında ortaya çıkan uygulamaların bir bölümü kalıcı hâle getirildi. Bugün yaşadığımız temel sorunlardan biri de budur.”

“2 Bin 100 Arkadaşımız Hâlâ İhraç Durumunda”

Aradan geçen 10 yılda kaç kişi görevine dönebildi, kaç kişi hâlâ iade bekliyor?

“OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu ve sonrasında yürütülen idari yargı süreçleri sonucunda KESK üyelerimizden 2 binin üzerinde arkadaşımız görevine iade edildi. Ancak bugün itibarıyla yaklaşık 2 bin 100 arkadaşımız hâlâ ihraç durumunda ve hukuki mücadeleleri devam ediyor. Bu tablo, sorunun henüz çözüme kavuşmadığını açıkça gösteriyor. Bazı arkadaşlarımız istinaf aşamasını geçerek Danıştay sürecine ulaştı. Yıllardır devam eden bu mücadele, insanların hayatlarının önemli bir bölümünü belirsizlik içinde geçirmesine neden oluyor. Bizim beklentimiz, bu dosyaların daha fazla sürüncemede bırakılmaması ve görevine dönmeyi bekleyen kamu emekçilerinin durumlarının adil biçimde değerlendirilmesidir”

Saliha Zorlu

“Bir Gecede İşlerini ve Geçim Kaynaklarını Kaybettiler”

İhraç edilen kamu emekçileri bu 10 yıllık dönemde hangi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kaldı?

“Kamu çalışanlarının önemli bir bölümü varlıklı ailelerden gelmiyor. Zor koşullarda eğitimini tamamlayan, atanabilmek için emek veren, çoğu zaman borçla ev sahibi olan ve geçimini maaşıyla sağlayan insanlardan söz ediyoruz. Bir gecede işini kaybetmek, yalnızca maaşın kesilmesi anlamına gelmiyor. İnsanların ekonomik düzeni, aile yaşamı ve gelecek planları da altüst oluyor. İhraç edilen arkadaşlarımızın bir bölümü başka alanlarda çalışarak ayakta kalmaya çabaladı. Ancak herkesin aynı imkânlara sahip olduğunu söyleyemeyiz. KESK olarak dayanışma ağlarımızı devreye soktuk. Hukuki destek sağladık, avukat desteği sunduk ve arkadaşlarımızın acil ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik maddi dayanışma yürüttük. Ayrıca kurduğumuz iki kooperatif üzerinden bazı arkadaşlarımızın gelir elde etmesine katkıda bulunduk. Ancak dayanışma, yaşanan hak kayıplarını ortadan kaldırmıyor. Asıl ihtiyaç, insanların uğradıkları mağduriyetlerin giderilmesi ve mesleklerine dönebilmeleridir”

“KHK Damgası Gelecek Kuşakları da Etkilememeli”

Roma mozaiği sandılar! Diyarbakır’da doğanın milyonlarca yıllık sanatı ortaya çıktı
Roma mozaiği sandılar! Diyarbakır’da doğanın milyonlarca yıllık sanatı ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

İhraçların etkileri yalnızca kamu çalışanlarıyla mı sınırlı kaldı, aileler ve çocuklar da bu süreçten etkilendi mi?

“Bu sürecin etkileri ailelerin yaşamına da yansıdı. İnsanların ekonomik koşulları bozuldu, çocuklarının geleceğine ilişkin kaygıları arttı. Bugün bazı arkadaşlarımız, görevlerine iade edilseler bile emeklilik sürecine yaklaşmış durumda. Çocukların geleceği de önemli bir mesele. KHK’li ailelerin çocuklarının atamalarında engellerle karşılaştıklarına ilişkin örnekler duyuyoruz. Bu iddiaların ve yaşanan sorunların dikkatle ele alınması gerekiyor. Burada temel soru şu: Bir kamu emekçisinin ihraç edilmiş olması, ailesinin ve çocuklarının geleceğini de etkilemeye devam mı edecek? Bu durumun kuşaklar boyunca taşınan bir soruna dönüşmesine izin verilmemeli. İhraç sürecinin sonuçları yalnızca bireylerle sınırlı kalmamalı; aileler üzerindeki etkileri de değerlendirilerek mağduriyetlerin sona ermesi sağlanmalı”

“Barış Süreci KHK’li Emekçileri de Kapsamalı”

Devam eden barış ve çözüm arayışları, ihraç edilen kamu emekçilerinin durumunun çözülmesi açısından nasıl bir fırsat sunabilir?

“Bugün yeniden bir barış sürecinden söz ediyoruz. Böyle bir dönemde barış için söz söylemiş, emek mücadelesi yürütmüş, yoksulların kamu hizmetlerine erişimini savunmuş ve sendikal örgütlenme içinde yer almış kamu emekçilerinin durumunun da ele alınması gerekiyor. KESK’li KHK’lilerin bu sürecin öznesi olarak görülmesi önemli. Bizim beklentimiz, geçmişte yaşanan ihraçların yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi ve görevine dönemeyen arkadaşlarımızın iadesinin önünün açılmasıdır. Barışın toplumsal karşılığının güçlenmesi için insanların haklarının ve hukuki güvencelerinin de gözetilmesi gerekiyor. Bu nedenle görevlerine iade edilmeyi bekleyen kamu emekçilerinin taleplerinin sürecin dışında bırakılmaması gerektiğini düşünüyoruz.”

“Çerçeve Yasada KHK’lilerin İadesinin Önü Açılmalı”

Meclis ve hükümet nezdinde çözüm için hangi girişimler yürütülüyor? Beklentileriniz neler?

“KESK olarak genel merkezimizin planlamaları doğrultusunda diplomatik ve hukuki çalışmalar yürütüyoruz. Meclis bünyesinde temaslar gerçekleştiriliyor, siyasi partilerin hukuk birimleriyle görüşmeler yapılıyor. Ancak mevcut çerçeve yasada KESK’li KHK’lilerin iadesini doğrudan sağlayacak bir hüküm göremedik. Bu nedenle düzenlemenin eksikliklerinin giderilmesini ve görevlerine dönüşün önünü açacak hükümlerin eklenmesini önemli buluyoruz. İdare mahkemelerinin değerlendirmelerinde de hukuki ölçütlerin esas alınması gerekiyor. İhraç edilen kişilerin dosyaları somut veriler ışığında incelenmeli; kişilerin haklarını etkileyen kararlar açık ve denetlenebilir gerekçelere dayanmalı. Sürecin yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmaması, hukuki ve idari adımlarla desteklenmesi gerekiyor. Biz de bu yönde mücadelemizi sürdürüyoruz”

“Suçun Şahsiliği Esas Alınmalı, Somut Deliller Aranmalı”

İade kararlarının önündeki temel hukuki sorunlar sizce neler?

“Öncelikle suçun şahsiliği ilkesi esas alınmalı. Bazı arkadaşlarımızın bir akrabalarıyla ilişkilendirilen durumlar nedeniyle ihraç edildiğini görüyoruz. Oysa bir kişinin sorumluluğu, başka bir kişinin eylemleri üzerinden değerlendirilemez. İkinci önemli mesele, somut delil gerekliliğidir. Kurum kanaati adı altında kullanılan değerlendirmelerin, kişilerin görevlerine dönmelerinin önünde engel oluşturabildiğini görüyoruz. Mahkemelerin somut delilleri araması ve kararlarını bu çerçevede vermesi gerekiyor. OHAL döneminde hukukun işleyişine ilişkin ciddi sorunlar yaşandı. Bugün ise hukuki güvencelerin eksiksiz biçimde uygulanması ve geçmişteki uygulamaların sonuçlarının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Hukukun temel ilkeleri herkes için geçerli olmalı. İhraç kararlarının kişiye özgü, somut ve denetlenebilir gerekçelerle ele alınması, adil bir çözümün vazgeçilmez koşuludur.”

“10 Yıllık Bekleyiş Daha Fazla Uzamamalı”

Son olarak, görevine dönmeyi bekleyen kamu emekçileri ve yetkililere mesajınız nedir?

“On yıldır devam eden bir süreçten söz ediyoruz. Bu süre içinde insanların yaşamları değişti, ekonomik koşulları ağırlaştı ve birçoğu emeklilik yaşına yaklaştı. Bu nedenle çözümün daha fazla ertelenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. KESK, bu süreçte üyeleriyle dayanışmasını sürdürdü ve hukuki mücadeleden vazgeçmedi. Bundan sonra da hem hukuki hem de demokratik yollarla mücadelemizi sürdüreceğiz. Barış sürecinin ruhuna uygun biçimde hareket edilmesini, KHK’li kamu emekçilerinin taleplerinin dikkate alınmasını ve görevlerine iade edilmelerini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. İnsanların yıllardır devam eden belirsizlikten kurtulması ve hak kayıplarının giderilmesi gerekiyor. KHK mağduriyetlerinin sona ermesi, yalnızca geçmişte yaşananların değerlendirilmesi değil, aynı zamanda insanların geleceğe güvenle bakabilmesi açısından da önem taşıyor.”

Kaynak: MEHMET SAİT BAYRAM