DİYARBAKIR HABER- Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yüzyıllardır varlığını sürdüren en köklü topluluklarından Beritan Aşireti, geçmişte binlerce kilometrelik göç yollarıyla yaşamını sürdürürken bugün yerleşik hayata uyum sağlamaya çalışan yüzlerce aile için yeni bir mücadele veriyor.
Beritanlılar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Musa Yeşiltaş, Öz Diyarbakır Gazetesi'ne verdiği kapsamlı röportajda aşiretin tarihini, göç kültürünü, devletle yürütülen iskân çalışmalarını ve çözüm bekleyen yasal sorunları anlattı. Yeşiltaş, özellikle 1934 yılında çıkarılan İskân Kanunu'nun günümüz şartlarına cevap vermediğini belirterek TBMM'ye çağrıda bulundu.
"Beritan Aşireti 650 yıllık köklü bir geçmişe sahip"
Beritan Aşireti'nin tarihinden söz eder misiniz?
“Beritan Aşireti yaklaşık 600-650 yıllık geçmişi bulunan kadim bir aşirettir. Asırlardır bu coğrafyada yaşamış, geçimini ise küçükbaş hayvancılıkla sağlamıştır. Küçükbaş hayvancılık yapan insanlar için yazlık ve kışlık otlaklar arasında hareket etmek zorunlu hale geldi. Böylece göçerlik bizim için yalnızca bir yaşam biçimi değil aynı zamanda mesleğin doğal bir parçası oldu. Yüzyıllar boyunca bu gelenek sürdü. 1970'li ve 1980'li yıllara kadar göçer yaşam devam etti. Daha sonra aşiret üyeleri devletle iş birliği içerisinde iskân çalışmalarına yöneldi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifimizi kurduk”

"Binin üzerinde aile yerleşik hayata geçti"
Yerleşik hayata geçiş süreci nasıl gelişti?
“Uzun yıllardır devletle birlikte iskân çalışmaları yürütüyoruz. Bugün itibarıyla Diyarbakır'da 6 köy kurulmuş durumda. Elazığ'da ise çok sayıda aile şehirsel iskân kapsamına alındı. Toplamda binin üzerinde aile yerleşik hayata geçti. Elbette hâlâ göçer yaşamını sürdüren aşiret üyelerimiz bulunuyor. Ancak geçmişe göre önemli bir dönüşüm yaşandı”
"Eskiden at vardı, bugün pickup var"
Göçerlik kültürü geçmişten bugüne nasıl değişti?
“Eskiden Beritanlar kış aylarında bugünkü Suriye topraklarına kadar inerdi. Yaz geldiğinde ise Bingöl Dağları, Şerafettin Yaylası, Çağırış Yaylası ve Muş'un yüksek kesimlerine çıkılırdı. O dönem yük taşımak için at ve katırlar kullanılırdı. Bugün artık kimse yük hayvanı kullanmıyor. Sabah eşyalar pickup araçlarına yükleniyor. Akşam konaklama yerine ulaşılıyor. Ertesi gün yeniden yolculuk devam ediyor. Yani göçerlik sürüyor ama yöntemi tamamen değişti.”
"Sosyal güvence yüzünden hak sahibi olamıyoruz"
Günümüzde sizi en çok zorlayan konu nedir?
“En büyük problem sosyal güvenlik sistemi. Bugün pickup kullanan göçerler ticari araç sahibi sayılıyor. Bu nedenle sosyal güvenceleri oluşuyor. Ancak sosyal güvence oluşunca iskân yasası kapsamında hak sahibi olamıyorlar. Yani insanlar çalıştıkları için cezalandırılmış oluyor. Bu büyük bir çelişkidir”

"1934 tarihli yasa artık günümüzü karşılamıyor"
Bu konuda girişimleriniz oldu mu?
“Yaklaşık iki-üç yıldır bu konu için mücadele ediyorum. Diyarbakır, Elazığ ve Bingöl milletvekilleriyle birçok kez görüştüm. Ankara'da ilgili bakanlıklara gittim. Sorunumuzu anlattım. Herkes hak veriyor. Herkes olumlu yaklaşıyor. Ama konu Meclis gündemine gelmiyor. 1934 yılında çıkarılan yasa bugün artık ihtiyaca cevap vermiyor. 2003 yılında değişiklik yapıldı ama yine masa başında hazırlandı. Göçerlerin fikri alınmadı. Biz artık bu yasanın yeniden düzenlenmesini istiyoruz”
"117 aile iskân bekliyor"
Şu anda devam eden iskân çalışmaları hangi aşamada?
“Şu an 117 ailemiz bütün yasal işlemlerini tamamladı. Hak sahipliği kesinleşti. Mahalli İskân Komisyonu da onay verdi. Şimdi yer tahsisi bekliyoruz. Bakanlık uzun süredir hazine arazisi bulmaya çalışıyor. Ancak uygun arazi bulunamadı. Biz de yeni bir karar aldık”
"Tarımsal iskândan şehirsel iskâna geçiyoruz"
Yeni planınız nedir?
“117 aile için şehirsel iskâna geçmeyi planlıyoruz. Bunun için ailelerin onayı gerekiyor. İmzaların büyük bölümünü topladık. Hedefimiz sonbahara kadar süreci tamamlamak. Genel Müdürlük de bize Eylül ayına kadar işlemleri bitirmemizi istedi. Böylece 2027 yatırım programına alınabilecek. Aileler Diyarbakır, Elazığ ve Bingöl'de yaşamak istedikleri illeri dilekçelerinde belirttiler”
"İlk yıllar çok zor geçti"
Yerleşik hayata geçen aileler uyum sağlayabildi mi?
“İlk yıllarda ciddi sıkıntılar yaşandı. Küçükbaş hayvanlarını satıp büyükbaş hayvancılığa geçtiler. Ancak büyükbaş hayvancılığı bilmiyorlardı. Tarımı da yeni öğreniyorlardı. Bu nedenle ekonomik kayıplar yaşandı. Bugün ise durum çok farklı. Altı köyümüzde insanlar üretim yapıyor. Durumları gayet iyi. Kimse aşırı zengin değil ama kimse mağdur da değil.”
"9 bin büyükbaş hayvanımız var"
Bugün üretim hangi seviyeye ulaştı?
“Yalnızca üç köyümüzde yaklaşık 9 bin ila 9 bin 500 büyükbaş hayvan bulunuyor. Bunların yaklaşık 2 bin 500'ü sağmal hayvan. Süt üretiyorlar. Yoğurt üretiyorlar. Hayvancılık artık düzenli gelir sağlayan bir sektör haline geldi”
"Okuma yazma oranı yüzde 10'dan yüzde 100'e çıktı"
Eğitim konusunda nasıl bir değişim yaşandı?
“Belki de en büyük değişim eğitim alanında yaşandı. 2003 yılında hazırlanan Beritan belgeselinde de anlatmıştık. O yıllarda göçer Beritanlarda okuma yazma oranı yüzde 10'un bile altındaydı. Bugün ise yerleşik hayata geçen ailelerde bu oran yüzde 100'e ulaştı. Bu bizim en büyük gururumuzdur”
"Kız çocuklarını okula gönderen örnek köy seçildik"
Kız çocuklarının eğitimi konusunda neler yaşandı?
“Haydi Kızlar Okula Kampanyası döneminde UNICEF yetkilileri bizi ziyaret etti. Valilikte toplantılar yapıldı. Ben kendilerine yerleşik hayata geçen bütün ailelerin kız çocuklarını okula gönderdiğini söyledim. Birlikte köylerimizi gezdik. Kaymakamımız da geldi. Milli Eğitim yetkilileri de geldi. İncelemeler sonunda köyümüz örnek gösterildi. Bu bizim için unutulmaz bir gurur oldu”
"Bölge milletvekillerinden artık somut adım bekliyoruz"
Son olarak ne söylemek istersiniz?
“Biz elimizden gelen mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak yasaları hazırlayan biz değiliz. Bu görev Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bölge milletvekillerimizin artık bu konuda inisiyatif almasını istiyoruz. Çünkü göçerlik değişti. İnsanlar değişti. Hayat değişti. Ama yasa hâlâ 1934'ün şartlarıyla uygulanıyor. Bu yasa miadını doldurdu. Yenilenmesi gerekiyor. Biz yalnızca Beritanlar için değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan bütün göçer topluluklar adına çözüm bekliyoruz. Bugün Beritanlar artık eski göç yollarını kullanmıyor. İklim değişti. Hayvancılık değişti. Göç yolları değişti. Ancak Bingöl yaylaları hâlâ Beritanların en önemli yazlık alanları olmayı sürdürüyor. Biz devletimizle birlikte çözüm üretmek istiyoruz. Tek beklentimiz sesimizin duyulması ve bu sorunun kalıcı şekilde çözülmesidir”





