DİYARBAKIR HABER- Diyarbakırlı yazar, şair ve besteci Burhan İşiyok, çocukluk yıllarında başlayan sanat yolculuğunu yıllar içinde şiir, edebiyat ve müzikle büyüttü. 1994 yılında Diyarbakır’dan İstanbul’a taşınan ve uzun yıllar burada yaşayan İşiyok, son yıllarda memleketine dönerek çalışmalarını sürdürdü.
Bugüne kadar çok sayıda şiir ve öykü kitabına imza atan İşiyok, yeni eserleriyle birlikte 23’üncü kitabını okuyucuyla buluşturmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 15 yıldır kendi bestelerini yaptığını belirten İşiyok, MESAM’a kayıtlı beste sayısının 400’e yaklaştığını ifade ediyor.
İşiyok’un son çalışması ise farklı sanatçı ve şairlerin seslendirdiği 21 eserlik “Nar Dalı” albümü. Albümde Pınar Aydınlar, Eylem Aktaş, Nurdan İpek, Erdal Bayrakoğlu ve İbrahim Karaca gibi isimlerin yanı sıra Kürtçe ve Zazaca eserler de yer alıyor. Sanat üretimini hayatının merkezine koyan İşiyok, yaşadığı zorlu sağlık sürecinde dahi yazmaya, bestelemeye ve üretmeye devam ettiğini belirterek, sanatın kendisi için bir umut ve hayata tutunma biçimine dönüştüğünü söylüyor.”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Burhan İşiyok kimdir?
“Ben aslında Diyarbakırlıyım. 1994 yılına kadar Diyarbakır’da hayatımı sürdürdüm. 1994’ten sonra İstanbul’a yerleştim. Aralıksız 32 yıl İstanbul’da kaldıktan sonra son birkaç yıldır yeniden Diyarbakır’a döndüm. İstanbul’da uzun yıllar hem esnaflık yaptım hem televizyon ve radyo programları hazırladım. Bir yandan albüm, bir yandan kitap, edebiyat ve sanat çalışmalarımı yürütmeye çalıştım. Son 2-3 yıldır da Diyarbakır’dayım.”

Sanatla ve özellikle şiirle tanışmanız ne zaman başladı?
“Ortaokul yıllarında şiirle ilgilenmeye başladım. İlçede bir kompozisyon yarışmasında birinci seçilmiştim. Daha sonra Diyarbakır’a geldiğim dönemlerde şiirlerim mahalli gazetelerde yayımlandı. O dönem TRT radyolarında da şiirlerim yayınlandı. İstanbul’a gittikten birkaç yıl sonra şiirlerimi kitaplaştırmaya başladım. İlk kitabımın adı “Hasretim 12 Ay”dı. Bu isim aynı zamanda Diyarbakır’a ve memlekete duyduğum özlemi de anlatıyordu. Ardından “Hüzün Hep Bize Düştü”, “Sevgi Çatışması” gibi kitaplar geldi. Yeni çıkacak kitaplarla birlikte 23’üncü kitabımızı okuyucuyla buluşturacağız.”
23 kitaplık bir edebiyat yolculuğundan söz ediyoruz. Kitaplarınız hangi türlerde?
“Kitaplarımın içerisinde şiir kitapları, Kürtçe şiir kitapları, öykü kitapları ve aforizmalardan oluşan çalışmalar var. Yeni çıkacak kitaplarımız arasında bir aforizma kitabı, bir şiir kitabı ve şarkı sözlerinden oluşan bir çalışma da bulunuyor. Bir de “Gökdurar” isimli şiir kitabımız çıkacak. Öykü kitabımız da Ankara’daki Çınar Yayınları tarafından yayımlandı.”
Son dönemde müzik çalışmalarınız da oldukça yoğun. Yeni albümünüzden bahseder misiniz?
“Yaklaşık bir buçuk yıldır üzerinde çalıştığımız bir albüm yaptık. Albümümüzün adı “Nar Dalı”. Bir hafta önce dinleyiciyle buluştu. Albümde 21 sanatçı ve şair yer alıyor. Eserlerin söz ve müziklerinin tamamı bana ait. Farklı sanatçı ve şair arkadaşlarımız eserleri yorumladılar. Albümde bir şiiri de ben okuyorum”
Albümde kimler yer alıyor?
“Pınar Aydınlar, Eylem Aktaş, Nurdan İpek, Erdal Bayrakoğlu ve İbrahim Karaca gibi çok kıymetli sanatçılar ve şairlerimiz var. Kürt müziğinden Azat Bedran’a bir eser okuttuk. Ferhat Mehmetoğlu da bir eser seslendirdi. Bir tane Zazaca eserimiz var, onu da Hidra Koç okuyor. Toplam 21 eser var. Bunların 18’i Türkçe, 3’ü Kürtçe eserlerden oluşuyor.”
Kadın sanatçılara da özellikle yer verdiğinizi söylüyorsunuz.
“Evet. Ben bütün albümlerimde özellikle kadın kotasına önem veriyorum. Her albümde mutlaka kadın sanatçılara yer vermeye çalışıyorum. Ayrıca yeni seslere de fırsat vermek istiyorum. Her albümde bir veya iki yeni isim mutlaka olsun istiyorum. Daha önce “Kadının Şiir Sesi” diye bir proje yaptım. Türkiye’de ilk defa benim yaptığım bir projeydi. 21 kadın şair benim bestelerimi ve şiirlerimi okudu. Bunun kitaplarını da çıkardık.”
Beste çalışmalarınız ne kadar eskiye dayanıyor?
“Yaklaşık 15 yıldır kendi bestelerimi yapıyorum. Önceleri bestelerimi başkalarından alıp onların müziklerini okuyordum. Sonrasında kendi bestelerimi yapmaya başladım. Şu anda MESAM’a kayıtlı beste sayım 400’e yaklaşmış durumda. Bunların içerisinde farklı sanatçıların okuduğu, benim albümlerimde yer alan ve benim seslendirdiğim eserler var.
“Nar Dalı” dışında da yeni eserleriniz var mı?
“Evet. “Nar Dalı” dışında 10 yeni Türkçe ve Kürtçe eser yaptım. Bunları YouTube sayfamıza da yükledik. Son 15 ay benim için çok yoğun geçti. Günde ortalama 5-6 saat çalışarak kitapları hazırladık. Uzun zamandır birikmiş aforizmalar vardı, onları bir cilt haline getirdik. Şarkı sözlerimden oluşan bir kitap hazırladık. Şiir ve öykü çalışmalarımızı da tamamladık.”
Bu kadar yoğun üretimin arkasında nasıl bir motivasyon var?
“Ben mümkün olduğu kadar işin mutfağında çalışmak istiyorum. Bunca besteye, bunca albüme ve kitaba rağmen beni bir kesim tanıyor, bir kesim belki ismimi hiç duymamış olabilir. Ama benim asıl istediğim şu: “Bu adam bunları bıraktı gitti” desinler. Ben yarına bir şey bırakmak istiyorum. Sanatın hayatınızdaki yeri özellikle son yıllarda daha da farklılaşmış gibi görünüyor. “Yaklaşık 7-8 yıldır bir sağlık sürecinin içerisindeyim. Bu süreçte kendimi tamamen sanata, edebiyata ve şiire verdim. Şiirle, destanlarla kendimi iyileştirmeye çalıştım. Yaptığım projelerin heyecanıyla yaşadığım acıları ve sıkıntıları hafifletmeye çalıştım. Yaklaşık 4 yılım hastanede geçti. İstanbul Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde yaklaşık 8 ağır ameliyat geçirdim. O süreçte bile hastane yatağında iki kitap hazırladım. Bir albüm çalışmasını da telefonlarla sanatçı dostlarımı arayarak, sözleri ve müzikleri göndererek, stüdyo çalışmalarını organize ederek sürdürdüm”
Bu deneyimden yola çıkarak insanlara vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Özellikle benim durumumda olan insanlara şunu söylemek istiyorum: Hal ne olursa olsun umudunuzu terk etmeyin. Yapacağınız projelerle kendinizi hayata daha fazla bağlayabilirsiniz. Moralınızı bozmadan, diri ve direnerek hayata tutunmaya çalışın. Bir şeyler yaptığınız zaman, inanın, yaşadığınız ağrıların ve sıkıntıların bir kısmını geride bırakabiliyorsunuz”
“Sanat bir tedavi biçimidir” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
“Her şey ilaç değildir. Elbette hekimler önemli, ilaçlar önemli. Ama şiirin, yazmanın, türkünün ve şarkının da bir tedavi biçimi olduğunu düşünüyorum. Ben bunu kendi hayatımda yaşadım. Özellikle şiirin çok güçlü bir cephe olduğunu düşünüyorum. Halk adına, özellikle ezilen kesimler adına bir cephe olduğunu düşünüyorum. Bazen bir şiir, bir roman kitabından daha fazla şey anlatır.”




