DİYARBAKIR HABER- Yaklaşık iki asırlık geçmişiyle Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından biri olan PTT’de yeni bir dönem tartışması yaşanıyor. Haber-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Uluğ, Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen torba yasada yer alan PTT düzenlemelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, kurumun adım adım özelleştirme sürecine sürüklendiğini öne sürdü.
Bir zamanlar mahallelerde “Bak postacı geliyor, herkes ona selam veriyor” dizeleriyle karşılanan postacıların artık aynı güvenceye sahip olmadığını belirten Uluğ, PTT’nin kamu kimliğinin giderek zayıfladığını söyledi.
“Telekom gitti, geriye sadece PTT kaldı”
PTT’nin geçmişte posta, telgraf ve telekomünikasyon hizmetlerini yürüttüğünü hatırlatan Uluğ, Telekom’un özelleştirilmesinin ardından kurumun yalnızca posta ve lojistik hizmetleriyle yoluna devam ettiğini ifade etti.
Uluğ, “Postacı yine gelecek ama eskisi gibi devlet memurunun sahip olduğu haklarla gelmeyecek. Mali hakları daha düşük, özlük hakları daha zayıf ve iş güvencesi olmayan bir çalışan olarak görev yapacak” diye konuştu.
“Süreç 2013 yılında başladı”
PTT’nin anonim şirkete dönüştürülmesiyle birlikte kadrolu personel alımının durdurulduğunu belirten Uluğ, bunun yerine idari hizmet sözleşmeli personel istihdam edilmeye başlandığını söyledi.
Bu uygulamayla birlikte çalışanlar arasında farklı statüler oluştuğunu dile getiren Uluğ, bugün kurumda aynı işi yapan personelin farklı haklara sahip olduğunu ifade etti.
Torba yasadaki iki maddeye dikkat çekti
TBMM’de görüşülmesi beklenen torba yasada PTT çalışanlarını doğrudan ilgilendiren iki önemli düzenleme bulunduğunu söyleyen Uluğ, bunlardan ilkinin 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görev yapan sözleşmeli devlet memurlarının idari hizmet sözleşmeli statüye geçirilmesini öngördüğünü belirtti.
İkinci düzenlemenin ise idari hizmet sözleşmeli personelin sosyal güvenlik statüsünü değiştirdiğini ifade eden Uluğ, bu düzenlemeyle çalışanların mevcut kamu personeli niteliğinin daha da zayıflayacağını savundu.
“Üç ayrı statü aynı işi yapıyor”
PTT bünyesinde yaklaşık 38 bin personelin görev yaptığını belirten Uluğ, çalışanların üç farklı statüde istihdam edildiğini söyledi.
Bunların;
* 399 sayılı KHK kapsamında görev yapan sözleşmeli devlet memurları,
* İdari hizmet sözleşmeli personel,
* Taşeron çalışanlar
olduğunu belirten Uluğ, “İş yükü sürekli artıyor ancak personel sayısı aynı kalıyor. Bu yalnızca Diyarbakır’ın değil, Türkiye’nin 81 ilinin ortak sorunu” ifadelerini kullandı.
“Personel giderlerinden kurtulmak istiyorlar”
Pandemi sonrasında özel kargo şirketlerinin büyük bir büyüme yakaladığını söyleyen Uluğ, PTT’nin ise personel alımı yapmak yerine özel kargo firmalarıyla iş birliğini artırdığını belirtti.
PTT’nin Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesinin ardından kurumun zarar etmeye başladığını ileri süren Uluğ, kurum yönetiminin en büyük maliyet kalemi olarak personel giderlerini gördüğünü savundu.
Başkan Uluğ; “Bizleri göndererek maaş yükünden kurtulmak istiyorlar. Yerimize daha düşük ücretle çalışan, güvencesiz personel alınacak. Bundan sonraki süreçte taşeronlaşmanın daha da artacağını düşünüyoruz.” İfadelerini kullandı.
“PTT özelleşmeye mi hazırlanıyor?”
PTT’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uluğ, ellerinde kurumun özelleştirileceğine dair resmi bir bilgi bulunmadığını ancak yaşanan gelişmelerin bu yönde yorumlanabileceğini söyledi.
Uluğ; “Anonim şirket olması, devlet memurlarının sistem dışına çıkarılması, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması ileride özelleştirmenin altyapısı olarak değerlendirilebilir. Yaklaşık 200 yıllık bir kamu kurumunun bu noktaya gelmesi son derece düşündürücüdür.” Diye konuştu.
“Liyakat yerine farklı kriterler getirildi”
Kurum içerisindeki yönetici atamalarına da değinen Uluğ, geçmişte görevde yükselmelerin sınavla yapıldığını, bugün ise liyakat ilkesinin zedelendiğini öne sürdü.
Başkan Uluğ; “Eskiden sınavla yükselen insanlar işini bilen kişilerdi. Bugün ise çok kısa süre çalışan kişilerin yönetici kadrolarına getirildiğini görüyoruz. Bu durum hem çalışanların motivasyonunu hem de kurumun verimliliğini olumsuz etkiliyor” dedi.
Haber-Sen’in talepleri
Haber-Sen olarak güvencesiz ve parçalı çalışma modeline karşı olduklarını vurgulayan Mehmet Uluğ, tüm çalışanların aynı statüde ve devlet memuru güvencesi altında görev yapmasını istediklerini belirtti.
Uluğ, taleplerini şu sözlerle özetledi: “Bizim isteğimiz bütün emekçilerin mali, sosyal ve özlük haklarının korunduğu bir sistemdir. Parçalı çalışma modeli sona ermeli, tüm çalışanlar devlet memuru statüsüne kavuşmalı ve görevde yükselmelerde yeniden liyakat esas alınmalıdır.”





