Bir sezonda dört teknik direktör. Bu cümle bile başlı başına bir istikrarsızlık hikâyesi anlatıyor. Amedspor’un yaşadığı süreç, sadece saha içi sonuçlarla açıklanamayacak kadar derin bir yönetim ve planlama sorununun göstergesi.

Sezona Mehmet Altıparmak ile başlayan, ardından Sinan Kaloğlu’na emanet edilen, şubat ayında “yeni bir başlangıç” umuduyla Mesut Bakkal’a teslim edilen takım. Ve şimdi, ligin bitimine bir hafta kala Sertaç Küçükbayrak. Bu tabloyu görünce insan ister istemez şu soruyu soruyor: Sorun gerçekten teknik direktör müydü?

Futbol, reflekslerle değil akılla yönetilmesi gereken bir oyun. Hele ki bir kulüp, sezon içinde sürekli teknik adam değiştiriyorsa, burada sorun kulübenin kenarında değildir. Her gelen hocaya “kurtarıcı” rolü yükleyip birkaç kötü sonuçta kapıyı göstermek doğru mu?

Peki, ligin bitimine bir hafta kala birde şampiyonluk maçına çıkılacakken teknik direktör değiştirilir mi? Bunun bir cevabı yok gibi. Bu değişiklik ya soyunma odasına bir mesajdır ya da yönetimin sorumluluğu üzerinden atma çabası. Çünkü yeni gelen hocanın takıma dokunabileceği ne zaman vardır ne de alan.

Bir sezonda bu kadar teknik direktör değiştirmenin en büyük zararı, oyuncu grubunun kimliğini kaybetmesidir. Her hoca farklı bir sistem, farklı bir oyun anlayışı, farklı bir iletişim dili getirir. Oyuncular neye adapte olacağını şaşırır. Bir hafta pres oyunu, diğer hafta geçiş futbolu. Sonuç: Sahada ne yaptığını bilmeyen bir takım.