Türk Lirasını unuttuk, aklımız fikrimiz altında, dövizde. Neden her alanda TL kullanılmıyor. İnsanlar sürekli altını, Doları, Euro’yu takip ediyor. Bütün hayat bunlar üzerinden dönüyor. Bunların inip çıkması hayatımızı etkiliyor. Borç alanlar borç verenler herkes bunlar üzerinden işlem yapıyor. Ve zarar görüyor.

Eskiden “para” dendiğinde akıllara Türk Lirası gelirdi. Maaşlar onunla alınır, alışverişler onunla yapılır, gelecek onunla planlanırdı. Bugün ise durum bambaşka. Gündelik sohbetler de bile artık altın, dolar, euro var. Sanki hayatımızın direksiyonu başka para birimlerinin insafına bırakılmış gibi.

İnsanlar yarın ne olacağını öngöremediğinde, birikimini korumak için alternatif yollar arar. İşte tam da bu noktada altın ve döviz devreye girer. Çünkü toplumun büyük bir kesimi, Türk Lirası’nın değerini koruyamayacağını düşündüğünde, çareyi başka araçlarda bulur.

Düşünün; ev fiyatları dövize endeksli, kiralar altın hesabıyla konuşuluyor, borçlar yabancı para üzerinden alınıp veriliyor. Bu durum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir baskı da oluşturuyor. Sabah kalkar kalkmaz kur kontrol eden, altın fiyatlarına bakan bir toplum haline geldik.

Bu işten en çok zarar görenler ise sabit gelirli vatandaşlar oluyor. Çünkü ne dövizle kazanıyorlar ne de dövizle yarışabiliyorlar.

Türk Lirası’nı yeniden hayatımıza koymak, sadece devletin değil, toplumun da ortak sorumluluğudur. Aksi halde, başka bir para birimiyle, altınla hayatımızı karartmaya devam edeceğiz.