DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Başkanı Şehmuz Akbaş, Diyarbakır’ın ekonomik gelişimini, ulaşım ve altyapı sorunlarını, iş dünyasının finansmana erişimini, toplumsal barış sürecini ve gençlere yönelik girişimcilik projelerini değerlendirdi. Kentin sahip olduğu tarihî, kültürel ve ekonomik potansiyele dikkat çeken Akbaş, Diyarbakır’ın gelişmesi için kurumlar arasında güçlü iş birliği kurulması gerektiğini vurguladı. Dicle Üniversitesi ile birlikte hayata geçirilmesi planlanan CEZERİ Yapay Zekâ, İnovasyon ve Girişim Merkezi’nin gençlerin fikirlerini ekonomik değere dönüştürmesini hedeflediğini belirten Akbaş, “Bu şehrin yeni bir hikâye yazmaya ihtiyacı var” mesajını verdi.
“Ulaşım ve altyapı, Diyarbakır’ın gelişiminin göstergesidir”
Diyarbakır’da son dönemde özellikle üniversite yolu, Seyrantepe ve ana arterlerde yaşanan trafik yoğunluğu vatandaşları ve iş dünyasını zorluyor. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Şu anda ulaşım konusunda sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Özellikle üniversite yolu güzergâhında ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Elazığ ve Silvan yollarını birbirine bağlayacak çevre yolunun henüz tam anlamıyla devreye girmemesi ve Seyrantepe’de altyapı çalışmalarının sürmesi bu durumu etkiliyor. Planlama ve zamanlama konusunda bazı eksiklikler yaşanmış olabilir ancak altyapı yatırımları şehrimiz açısından büyük önem taşıyor. Ulaşım, bir şehrin gelişmişliğinin göstergelerinden biridir. Seyrantepe güzergâhı yalnızca kent içi ulaşım açısından değil, Van ve çevre illere uzanan bağlantılar bakımından da kritik bir konumda. Bölgede üniversitemiz, yeni yaşam alanları ve önemli yerleşim bölgeleri bulunuyor. Dolayısıyla bu güzergâhı bütüncül bir yaklaşımla ele almalıyız. Büyükşehir Belediyemizin, valiliğimizin, ilgili kurumların, siyasilerimizin ve bakanlıkların koordinasyon içerisinde çalışması gerekiyor. Altyapı sorunları elbette çözülmeli ancak çalışmaların planlaması da doğru yapılmalı. Şehrimize gelen bir turistin veya yatırımcının trafik karmaşasıyla karşılaşması Diyarbakır’ın imajını olumsuz etkileyebilir. Artık büyüyen, sanayisi ve turizmi gelişen bir kent olarak ihtiyaçlarımızı önceden hesaplamak zorundayız”
“Finansmana erişimde zorlanıyoruz ama ihracatımız umut veriyor”
Küresel ekonomik gelişmeler, enflasyon ve finansmana erişim sorunları Diyarbakır iş dünyasını nasıl etkiliyor? Kentin ekonomik geleceğini nasıl görüyorsunuz?
“Ekonomik sıkıntılar yalnızca Diyarbakır’ın değil, Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde. Savaşlar, siyasi gelişmeler, enerji maliyetleri ve ham madde fiyatlarındaki değişimler işletmelerimizi de etkiliyor. Bunun yanında geçmişte uygulanan bazı yanlış politikaların etkilerini de yaşıyoruz. Diyarbakır’da özellikle finansmana erişim konusunda ciddi zorluklarımız var. İş dünyasının sivil toplum kuruluşları, odalarımız, borsamız, milletvekillerimiz ve ilgili bakanlıklarla birlikte bu sorunların aşılması için çeşitli girişimler yürütülüyor. Ancak ekonomik sorunların çözümü zaman, planlama ve ortak çaba gerektiriyor. Yüksek enflasyonun bir anda düşmesini beklemek gerçekçi değil. Bu süreçte hem kamu kurumlarına hem siyasete hem de iş dünyasına sorumluluklar düşüyor. İşletmelerimiz de harcamalarını gözden geçirmeli, kendilerini yenilemeli ve değişen koşullara uyum sağlamalı. Buna rağmen bizi umutlandıran önemli bir gelişme var: Diyarbakır’ın ihracatı iyi gidiyor. Bu performans, önümüzdeki dönem için olumlu bir işaret. Kentimizin üretim ve dış ticaret kapasitesini daha ileriye taşıyabilirsek yaşadığımız ekonomik sıkıntıları aşmak için daha güçlü bir zemin oluşturabiliriz”
“Bu sürece sahip çıkmalıyız; yeni bir hikâye yazmalıyız”
Türkiye’deki çözüm ve toplumsal barış sürecine iş dünyasının yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçteki rolü ne olmalı?
“Bu süreci son derece önemli buluyorum. Bence bu yalnızca sivil toplum kuruluşlarının değil, toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğudur. Tarihî bir fırsat yakaladığımıza inanıyorum ve bunun doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Biz DİSİDER olarak ilk günden itibaren sürece güçlü destek veriyoruz. Toplumun barışa ve huzura yönelik bir talebi var. İnsanların artık gözyaşıyla, acıyla ve çatışmalarla anılmadığı bir gelecek oluşturmalıyız. Birbirimizi kucaklamalı, ortak yaşam iradesini güçlendirmeliyiz. Sürecin başarıya ulaşması için siyasi iradenin yanında toplumun desteği de büyük önem taşıyor. İş dünyası olarak bizler de bu konuda sorumluluk alıyoruz. Gençler, istihdam, altyapı ve ekonomik kalkınma üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü barış ortamının kalıcı hâle gelmesi için insanların geleceğe dair umutlarının güçlenmesi gerekiyor. Artık geçmişte yaşanan sorunlar üzerinden birbirimizi suçlamak yerine önümüze bakmalıyız. Diyarbakır’ın, bölgenin ve Türkiye’nin yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. Biz de iş dünyası olarak bu hikâyenin içinde yer almak, üzerimize düşen görevleri yerine getirmek istiyoruz”
CEZERİ projesi: “Gençlerin fikirlerini yatırıma dönüştüreceğiz”
Dicle Üniversitesi ile birlikte yürüttüğünüz CEZERİ Yapay Zekâ, İnovasyon ve Girişim Merkezi projesi dikkat çekiyor. Bu merkezin temel amacı nedir ve Diyarbakır’a nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?
“Bu projeyle temel hedefimiz, gençlerin ve akademisyenlerin ürettiği fikirleri ticarileştirmek. Bir üniversitenin başarısı yalnızca eğitim vermesiyle ölçülmemeli; ortaya çıkan bilimsel fikirlerin üretime, teknolojiye ve ekonomik değere dönüşmesi de gerekiyor. Dicle Üniversitemiz bu konuda bize yer tahsis etti. Üniversiteyle iş birliği içerisinde bir inovasyon ve girişimcilik merkezi kuruyoruz. Çalışmalarımız başladı ve inşaat sürecini kısa sürede tamamlamayı hedefliyoruz. Proje kapsamında “Fikir sizden, yatırım bizden” anlayışıyla bir yarışma düzenlemeyi planlıyoruz. Yalnızca Diyarbakır’daki üniversitelerden değil, bölgedeki diğer üniversitelerden de başvurular alacağız. Oluşturulacak komisyonlarda projeler değerlendirilecek; uygulanabilir bulunan fikirlerin hayata geçirilmesi için yatırımcı desteği sağlanacak. Amacımız gençlerimizin yeteneklerini kendi şehirlerinde değerlendirebilmeleri. Başarılı bir fikir ortaya koyan gencimizin mutlaka Avrupa’ya ya da Türkiye’nin batısındaki kentlere gitmesi gerekmemeli. Burada da üretmeli, burada da yatırım bulabilmeli. Bu merkezin yalnızca bir bina olmasını istemiyoruz. Üniversite, akademisyenler ve iş dünyası arasında güçlü bir köprü kurarak yeni girişimlerin doğmasına katkı sunmasını hedefliyoruz.”
“İstihdamı kim yaratacak? Yeni girişimciler yetiştirmeliyiz”
Diyarbakır’da işsizlik ve istihdam meselesi sürekli gündeme geliyor. Sizce bu sorunların kalıcı çözümü için hangi adımlar atılmalı?
“Herkes istihdamdan söz ediyor ancak asıl sorulması gereken soru şu: Bu istihdamı kim yaratacak? Devletin tek başına bütün istihdam ihtiyacını karşılaması mümkün değil. Yeni girişimciler yetiştirmemiz, yatırım ortamını güçlendirmemiz ve özel sektörün önünü açmamız gerekiyor. CEZERİ projesinin önemli amaçlarından biri de bu. Gençlerin fikirlerini destekleyerek yeni işletmelerin kurulmasını sağlamak istiyoruz. Yeni girişimler, beraberinde yeni iş alanları ve ekonomik hareketlilik getirebilir.
Diyarbakır’ın mevcut potansiyelini avantaja dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun için yalnızca eleştirmek veya sorunları dile getirmek yeterli değil. Her kurumun, her sivil toplum kuruluşunun ve her bireyin yapabileceği bir şey var. Ayrıca kentte kapsayıcı bir anlayış geliştirmeliyiz. İnsanları birbirinden uzaklaştıran yaklaşımlar yerine ortak hedefler etrafında buluşmalıyız. Kamu kurumlarından yerel yönetimlere kadar her alanda liyakate önem verilmesi gerekiyor. Doğru insanların, doğru görevlerde bulunması hem kaynakların verimli kullanılmasını hem de hizmet kalitesinin yükselmesini sağlar. Diyarbakır’ın kalkınması için eğitimden sanayiye, girişimcilikten altyapıya kadar bütün alanlarda eş zamanlı çalışmalıyız. Bu yükü yalnızca devlete veya sivil toplum kuruluşlarına bırakamayız.”
“Amedspor, Diyarbakır’ın tanıtımına ve turizmine katkı sunuyor”
Amedspor’un sportif başarısının yanı sıra kentin tanıtımına, turizmine ve ticari hayatına da katkı sunduğu görülüyor. Kulübün bu rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Amedspor’un başarılı bir grafik sergilemesinden memnuniyet duyuyoruz. Takımımızın başarısının devam etmesini ve daha üst seviyelere ulaşmasını istiyoruz. Elbette futbolda ekonomik gücü yüksek kulüpler var. Bazen şans faktörü de sonuçları etkileyebiliyor. Ancak önemli olan, mücadeleyi doğru bir anlayışla sürdürmek. Amedspor’un kentimize katkısı yalnızca sahadaki sonuçlarla sınırlı değil. Deplasmanlardan gelen taraftarlar Diyarbakır’ı tanıyor, kentte vakit geçiriyor ve esnafımızla, tüccarlarımızla buluşuyor. Ziyaretçilerin şehirden memnun ayrıldıklarına ilişkin olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bu da turizm ve kent tanıtımı açısından önemli bir fırsat. Futbolu futbol olarak yaşamalı, sporun birleştirici yönünü öne çıkarmalıyız. Gelecek nesillere doğru bir anlayış bırakmak zorundayız. Amedspor’un başarısının devam etmesini diliyorum. Takımımızın her geçen gün daha iyi noktalara geleceğine inanıyorum.”

“Dünya Diyarbakırlılar Günü, kent aidiyetini güçlendiriyor”
21 Ekim Dünya Diyarbakırlılar Günü, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Diyarbakırlıları bir araya getiren önemli bir etkinlik hâline geldi. Bu günün kent için anlamı nedir?
“Dünya Diyarbakırlılar Günü, hemşehrilik bağlarımızı ve kentimize duyduğumuz aidiyeti güçlendiren çok değerli bir gün. Diyarbakır bizim için yalnızca bir şehir değil; tarihimiz, kültürümüz, hatıralarımız ve ortak geleceğimiz demek. Dünyanın farklı ülkelerinde, Amerika’dan Avustralya’ya, Fransa’dan Almanya’ya kadar birçok yerde Diyarbakırlıların bu günü kutlaması bizleri mutlu ediyor. İnsanların nerede yaşarlarsa yaşasınlar memleketleriyle bağlarını koruması ve Diyarbakır’ı tanıtması çok kıymetli. Bu günü daha da büyütmeli, uluslararası ölçekte daha görünür hâle getirmeliyiz. Diyarbakır’ın tarihî eserleri, kültürel zenginliği, gastronomisi ve insanlarıyla dünyaya anlatılması gerekiyor. Bu tür etkinlikler kentimizin tanıtımı için de önemli bir fırsat sunuyor. Diyarbakır kadim, bereketli ve kendine özgü bir şehir. Bu değerin farkında olmalı ve hep birlikte sahip çıkmalıyız. Yerel yönetimler, merkezi yönetim, siyasiler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası ortak bir hedef doğrultusunda çalışmalı. Son olarak şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Bu şehir hepimizin. Eksiklerimiz ve hatalarımız olabilir ama birbirimizi ötekileştirmek yerine ortak geleceğimize odaklanmalıyız. Diyarbakır’ın huzuru ve gelişmesi, Türkiye’nin huzuruna ve gelişmesine de katkı sunacaktır. Herkesi bu kente sahip çıkmaya ve yeni bir hikâyenin parçası olmaya davet ediyorum”




