DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Kervanpınar Mahallesi'nde GES projesine karşı günlerdir nöbet tutan köylülerin hukuk mücadelesinde önemli bir gelişme yaşandı. Ekoloji Derneği, Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ile mahalle sakinlerinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına karşı açtığı davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Diyarbakır 1'inci İdare Mahkemesi, kararında dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunu esas alarak projenin çevresel etkilerine ilişkin önemli eksikliklere dikkat çekti.

Bilirkişi raporu ÇED kararını geçersiz kıldı

Mahkeme, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunu belirtti. Yapılan değerlendirmede, Zenkar-2 projesi için verilen "ÇED olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldı.

1'inci derece arkeolojik sit alanı detayı

Mahkeme kararında, proje alanının bulunduğu Kervanpınar Mahallesi'ndeki 118 ada 63, 70 ve 72 numaralı parsellerin önemli bir arkeolojik alanı kapsadığına dikkat çekildi.

Diyarbakır’da büyük tehlike Kara yolunu yarış alanına çevirdiler
Diyarbakır’da büyük tehlike Kara yolunu yarış alanına çevirdiler
İçeriği Görüntüle

Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20 Ocak 2026 tarihli kararıyla söz konusu alanın "Girab Bajar Yerleşim Yeri" adıyla 1'inci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği hatırlatıldı. Buna rağmen ÇED raporunda arkeolojik açıdan yeterli değerlendirme yapılmadığı belirtildi.

313 bin metrekare mera alanı etkilenecek

Kararda projenin tarım ve mera alanları üzerindeki olası etkileri de ele alındı. Yaklaşık 804 bin 500 metrekarelik mera arazisinin 313 bin 60 metrekarelik bölümünün proje kapsamında kalıcı olarak kullanılmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Bu durumun mera alanlarını daraltacağı, hayvan sayısının değişmemesi halinde diğer meralarda aşırı otlatma riskini artıracağı ifade edildi. Aşırı otlatmanın bitki örtüsünde azalmaya, yem açığına ve mera verimliliğinde düşüşe neden olabileceği vurgulandı.

ÇED raporunda otlatma kapasitesine ilişkin yeterli önlemlerin bulunmadığına da dikkat çekildi.

Erozyon ve çevresel zarar riski

Mahkeme, proje kapsamında yapılacak kazı çalışmalarının da risk oluşturabileceğini belirtti. Alanın doğrudan heyelan bölgesinde bulunmamasına rağmen yamaç eğimi ve yerleşim yerlerine yakınlığı nedeniyle hafriyat toprağının kontrolsüz bırakılmasının erozyona yol açabileceği değerlendirildi.

Bu durumun aşağı kesimlerdeki tarım arazileri ve yerleşim yerlerini tehdit edebileceği, ancak ÇED raporunda söz konusu riske yönelik yeterli tedbirlerin öngörülmediği kaydedildi.

Mahkemeden sağlıklı çevrede yaşama hakkı vurgusu

Mahkeme, projenin biyolojik çeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirlerin de yetersiz olduğunu belirtti. Projenin uygulanması halinde ekosistem dengesinin bozulabileceğine işaret edilen kararda, Anayasa ile güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlal edilebileceği ifade edildi.

Uygulama halinde telafisi güç zararların ortaya çıkabileceğini değerlendiren mahkeme, dava sonuçlanıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına oy birliğiyle karar verdi.

Köylüler Zenkar-1 ve Zenkar-2 projelerine karşı

Kervanpınar Mahallesi'nde köylülerin tepkisine neden olan projelerin lisansları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Zenkar Nakliye İnşaat Temizlik Güvenlik Tarım ve Petrol Ürünleri Limited Şirketine verildi.

6 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan karara göre Zenkar-1 projesi için 10 Eylül, Zenkar-2 projesi için ise 24 Eylül tarihlerinde 49'ar yıllık elektrik üretim lisansı düzenlendi.

Zenkar-1 projesi kapsamında yaklaşık 227 dönüm, Zenkar-2 projesi kapsamında ise 313 dönümlük güneş paneli sahası planlanıyor.

Projelerin köylülerin ortak otlak ve mera olarak kullandığı arazileri kapsaması ve yakınındaki tarihî Girab Bajar Yerleşim Yeri'nin 1'inci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi, mahalle sakinleri ve yerel kurumların tepkisine neden olmuştu.

Zenkar-2 projesi hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararı, Kervanpınar'da devam eden çevre ve mera alanlarını koruma mücadelesinde önemli bir hukuki gelişme olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ