İnsan kendini iyi hissediyorsa, sağlıklıdır sanıyor. Sabah uyanabiliyorsak, işe gidebiliyorsak, “bir şeyim yok” deyip geçiyoruz. Vücudumuz sessiz çalışıyor. Uzun süre idare ediyor, Bazen sorunlar çıkıyor. Ama biz o sorunları görmezden geliyoruz.
Çoğumuz sağlığı, ancak kaybetmeye başladığımızda ciddiye alıyoruz. Bir sabah aniden gelen baş dönmesi, geçmeyen bir yorgunluk, beklenmedik bir ağrı ya da basit sandığımız ama haftalarca süren bir rahatsızlık. İşte o an durup düşünüyoruz: “Daha önce neden kendime bakmadım?”
Modern hayat bize hız öğretiyor ama durmayı öğretmiyor. Sürekli yetişilecek bir yer, cevaplanacak bir mesaj, bitirilecek bir iş var. Uykuyu erteliyoruz, doğru beslenmeyi hafta başına bırakıyoruz, hareket etmeyi “bir ara” yapacağız listesine ekliyoruz. Stresi ise hayatın doğal bir parçası sanıyoruz. Oysa stres, uykusuzluk ve düzensiz yaşam birikiyor; vücut da bu yükü sonsuza kadar taşıyamıyor.
Sağlık genelde büyük felaketler üzerinden konuşuluyor: kalp krizi, kanser, ciddi hastalıklar… Ama asıl mesele küçük ihmaller. Yıllarca ihmal edilen su tüketimi, bastırılan duygular, “bir şey olmaz” denilen belirtiler. Vücut önce sinyal verir biz duymayınca da patlar.
Ummadığımız anda ortaya çıkan sağlık sorunları aslında hiç ummadığımız kadar tanıdık. Çünkü çoğu, uzun süredir kapıyı çalıyor. Biz açmıyoruz. Sağlığımıza iyi bakmak, geleceğe yapılan bir yatırımdır. İleride kötüyü yaşamamak için sağlığımıza iyi bakalım.