Değerli Okurlar; bazen insan olmamız gereği; doğruyu,
En sonda söylememiz gerekirken; şimdiden söylemiş olmak, insanı, hamili olduğu ağırlıktan erken kurtarır. Allah’a şükürler olsun ki 1915 ten bu yana yanlış olan bir anlayış; yerini, doğrunun aydınlığına bırakmak zorunda kalmıştır. Bu aynı zamanda, tarihin bir nezafetidir.
Ermeni ‘‘soykırımı‘‘ iddiası hukuken ÇÖZÜME ulaşmıştır.
‘‘Soykırım‘‘ İddiası sahiplerine Avrupa Adalet Divanı kararını göstermeniz yeterlidir
Emperyalist ve onun piyonlarının her sene 24 Nisan’da, 1915 olayları hakkında yaptıkları açıklamalar, artık KABAK tadı vermeye başladığı hepimizce malumdur.
1915 olaylarını soykırım ile tanımlayanların tezleri, Refik Mor’un Brüksel’e gidip Avrupa Adalet Divanı arşivinden bulup çıkarttığı ve Türkçe’ye de çevirisini yaptığı Avrupa Adalet Divanı’nın 1. Dairesinin 17 Aralık 2003 yılında verdiği; T-346/03 sayılı kararı ve dosyasiyle sabit olup bu tez artık çürütülmüştür.
Ermeni Diyasporası daha sonra bu karara itiraz etmişlerdir.
İtiraz davası, 13 Eylül 2004 tarihinde, Avrupa Adalet Divanı’nın 4.Dairesinde görüşülmüş olup,
C-18/04 P(R) sayılı KESİN kararı ile Ermeni Diyasporası davayı kaybetmiş , akabinde, 30.000,-EUR (Otuzbin Avro) mahkeme masraflarını ödemeye de mahkum olmuşlardır.
Peki var mı bu KESİNLEŞMİŞ Avrupa Adalet Divanı kararına itirazı olan.
Emperyalizm ve onların piyonları olan Ermeni Diyasporası ve ‘‘Bizim‘‘ şu kerameti kendinden menkul olanlar. Yeni Türkçe ile söyleyecek olursak: Mesleğinin erbabı olmayan, yani liyakat sahibi olmayan, madalyayı kendi kendine veren, ünvanları bol, Prof. Dr. Müh. vs. olan akademisyen ve Bürokratlar.
Peki Refik Mor’un arşivden çıkartıp, Türkçe’ye de çevirisini yaptıgı, Ermeni diyasporasına vurulan bu ölümcül HUKUK belgesini, neden alıp da dünyaya yaymazlar. Onu da söyliyeyim: En kısa tabir ile, siz buna küçük burjuva kıskançlığıdır da diyebilirsiniz.
Anılan Avrupa Adalet Divanı’nın bu kararları, çevirisi yapılan, Türkçe’sinin yanı sıra, aynı zamanda İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak da mevcuttur. isteyen bulabilir.
2 Haziran 2016’da Almanya-Bundestag’da aldığı karar ile 1915 olayları için soykırım tabirini kullanmıştır.
Refik Mor bundan dolayı kaleme aldığı 6 sayfalık hukuk manifestosunu, aynı gün 2 Haziran 2016‘da tüm Bundestag Parlamenterlerine yollayarak, Türk’lere iftira attıklarından dolayı suç duyurusunda bulunacağını bildirmiştir.
Zira Alman Ceza Kanunu‘nun 187. Mad. iftira atanlara 5 sene hapis cezası öngörüyor.
Bunun üzerine hükümette bulunan CDU partisinden bir grup, bunun üzerine belli bir süre e-posta ile bu karardan vazgeçmeye çalışmışlardır.
Lakin nafile…
Ve geri adım atılmayınca da nihayetinde, Bundestag bir basın toplantısı yaparak ve adeta tükürdüğünü yalarcasına:
‘‘Karar almış isek ne var bunda yani, nihayetinde HUKUKİ olmayıp, bağlayıcılığı da olmayan SİYASİ bir karar almışız‘‘
Deyip havlu atmıştır.
İngiliz Parlamenter Baron Flather’in İngiliz parlamentosuna vereceği ‘‘Soykırım‘‘ önergesinin nasıl engellendiğini anlamak zor değildir. Bizim küçük burjuvaları fazla kızdırmayalım.
Bu konuyu ‘‘Bizim küçük burjuva‘‘ ve azgın azınlık duymadı mı… Elbette duydu…Hem de fazlası ile duydu…. Neden böyle oluyor derseniz, bunun cevabını sosyal medyada yayınlanan bir yazıyı aşağıda sizlere alıntılıyorum:
Çıkan adamları kaale almadığın Refik Mor’un ana akım partileri içindeki siyasi kariyerine son verilmiştir.
Bundestag’da Soykırım‘‘ önergesini verenlerden olan Yeşiller’den Cem Özdemir şu anda Federal Almanya Ziraat bakanlığına, oylamada evet oyu kullanan SPD-Sosyal Demokratlardan Aydan Özoğuz da Bundestag başkan yardımcılığına terfi ettirilmişlerdir.
Sonuç itibariyle,
Ermeni ‘‘soykırımı‘‘ iddiası hukuken ÇÖZÜME ulaşmıştır. Ve bedeli de ödenmştir.
‘‘Soykırım‘‘ İddiası sahiplerine Avrupa Adalet Divanı kararını göstermeniz yeterlidir.
Bundan dolayı .
Bu verileri görüp görmezden gelmek veya kamu oyu ile paylaşıp paylaşmamanız, sizlerin, bizim küçük burjuva ile aranızdaki farkı oluşturacaktır.
Bence, bilgilendirmek; her bilgi sahibi için tekalif-i beşeriye ve tekalif-i milliyedir.