Bir insanı öldürmek gerçekten bu kadar kolay mı?
Son günlerde yaşanan bir olay, bu soruyu hepimizin zihnine bıraktı. Bir öğretmen hayatının en verimli çağında, öğrencilerine bir gelecek kurmaya çalışırken hayatından oldu. Hem de bir öğrencisinin bıçağıyla.
Fatma Nur Çelik öğretmeni tanıyanlar için bir evlat, bir arkadaş, bir meslektaşıydı. Öğrencileri için belki de hayatlarına dokunan bir rehberdi. Ama bir gün, 17 yaşındaki bir öğrencinin elindeki bıçakla tüm bunlar bir anda sona erdi.
Daha da sarsıcı olan ise olayın bir nedeni yok.
Bir kavga yok. Bir tartışma yok. Bir husumet yok. İddialara göre zanlı savunmasında “Kimseyle sorunum yoktu, okula gelip rastgele bıçak savurdum” diyor. İnsan bunu duyunca ister istemez düşünmeden edemiyor: Bir insanın hayatı bu kadar basit mi?
17 yaşındaki bir gencin böyle bir suçu işlemesi elbette başlı başına ayrı bir sorudur. Psikolojik tedavi gördüğü söyleniyor. Eğer doğruysa, o zaman başka sorular da ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda olan bir öğrencinin okul ortamında nasıl takip edildiği, nasıl korunduğu ve çevresinin ne kadar farkında olduğu sorgulanmalıdır.
Okullar çocuklarımızın en güvenli olması gereken yerler değil mi? Veliler çocuklarını okula gönderirken içleri rahat olmalı değil mi? Öğretmenler sınıfa girerken tek kaygıları ders anlatmak olmalı değil mi?
Ama bugün görüyoruz ki birçok okulda güvenlik tedbirleri ya yetersiz ya da sadece kâğıt üzerinde var.
Kapıda gerçek anlamda bir güvenlik kontrolü yok. Çantalar kontrol edilmiyor. Metal dedektörleri çoğu yerde bulunmuyor. Güvenlik görevlileri ya hiç yok ya da sembolik düzeyde.