DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır’da boşanma davalarının sayısı her geçen gün artarken, son dönemde dikkat çeken bir başka konu da “sahte boşanmalar”...

Diyarbakır’da dram: Gözleri görmüyor, bacağı yok, yardım bekliyor
Diyarbakır’da dram: Gözleri görmüyor, bacağı yok, yardım bekliyor
İçeriği Görüntüle

Resmiyette boşanmış görünen ancak fiilen aynı evde yaşamaya devam eden çiftler, özellikle yetim aylığı ve sosyal güvenlik haklarından yararlanmak amacıyla bu yola başvurabiliyor.

Peki bu durum nasıl tespit ediliyor?

SGK, yapılan ihbarların ardından nasıl bir süreç işletiyor?

Gerçekten boşanmış ancak hakkında ihbar bulunan vatandaşları hangi hukuki süreç bekliyor?

Ve en önemlisi, 10 bin ya da 15 bin liralık bir maaş için milyonlarca liralık borçla karşı karşıya kalmak mümkün mü?

Diyarbakır’da 4 binin üzerinde boşanma davası bulunduğunu belirten hukukçu Avukat Harun Bulut, sahte boşanma vakalarının yaklaşık yüzde 10 seviyesine ulaştığını ve bu oranın giderek arttığını söylüyor.

Biz de tüm bu soruları ve sahte boşanmanın hukuki sonuçlarını Hukukçu Avukat Harun Bulut’a sorduk.

Harun Bulut

İşte dikkat çeken açıklamalar…

“Kâğıt üzerinde boşanıyorlar, aynı evde yaşamaya devam ediyorlar”

Diyarbakır’da son dönemde boşanma davalarının sayısında ciddi bir artış olduğu belirtiliyor. Bunun yanında “sahte boşanma” olarak nitelendirilen durumlar da gündeme geliyor. Sahte boşanma nedir?

“Sahte boşanma dediğimiz durum, kişilerin hukuken boşanmış görünmesine rağmen fiilen aynı konutta ve aynı hayat düzeni içerisinde yaşamaya devam etmeleri şeklinde ortaya çıkıyor. Özellikle SGK tarafından yapılan incelemelerde veya CİMER ve SGK’ya yapılan ihbarlar sonucunda bu tür durumlarla karşılaşıyoruz. Buradaki temel amaçlardan biri, vefat eden babanın üzerinden alınabilecek yetim aylığı gibi sosyal güvenlik haklarından yararlanmak. Kişiler mahkeme kararıyla boşanıyor ancak fiilen birlikte yaşamaya devam ediyorlar”

Peki SGK bu durumu nasıl tespit ediyor?

“Bu gerçekten kolay bir tespit değil. Çünkü kişi resmi olarak boşanmış durumda. Aynı konutta yaşayıp yaşamadıklarının belirlenmesi için SGK tarafından çeşitli araştırmalar yapılabiliyor. Müfettişler çevredeki kişilerle, komşularla görüşebiliyor. Ancak insanlar çoğu zaman tanıklık yapmak istemiyor. “Bilmiyoruz, tanımıyoruz” şeklinde cevaplar verilebiliyor. Buna karşılık özellikle aile içerisinde bir husumet varsa ihbar mekanizması daha fazla devreye giriyor. Bu ihbarlar da çoğu zaman gizli yapılıyor”

Yani boşanma kararının kendisi tek başına yeterli görülmüyor?

“Evet. Burada önemli olan kişinin gerçekten boşanıp boşanmadığından ziyade, boşanma sonrasında fiilen ayrı bir hayat sürüp sürmediğidir. Eğer hukuken boşanmış olmalarına rağmen aynı evde birlikte yaşamaya devam ettikleri tespit edilirse SGK açısından ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.”

“Maaş Kesiliyor, Yıllarca Alınan Para Faiziyle Geri İsteniyor”

Peki SGK böyle bir durum tespit ettiğinde süreç nasıl ilerliyor?

“Vatandaş açısından asıl mağduriyet de burada başlıyor. SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda kişinin haksız şekilde maaş aldığı değerlendirilirse maaş kesilebiliyor. Bununla da kalınmıyor. Geçmiş yıllarda alınan ödemeler de faiziyle birlikte geri talep edilebiliyor. Örneğin kişi yıllardır bir yetim maaşı alıyorsa, sadece bundan sonraki maaşı kesilmiyor; geçmiş dönemde aldığı paralar da hesaplanarak kendisinden istenebiliyor. Bu da çok ciddi rakamlara ulaşabiliyor”

Gerçekten boşanmış ancak hakkında ihbar yapılmış kişiler de bu durumdan etkilenebilir mi?

“Elbette. Burası çok önemli. Gerçekten boşanmış ve ayrı hayat yaşayan insanlar da zaman zaman ailevi husumetler nedeniyle ihbar edilebiliyor. Bir kişi sırf karşı tarafı zor durumda bırakmak amacıyla SGK’ya veya CİMER’e ihbarda bulunabiliyor. Bunun sonucunda kişi “Ben gerçekten boşandım, ayrı yaşıyorum” diyerek hakkını aramak zorunda kalıyor. Öncelikle kuruma başvuruluyor. Kurum başvuruyu reddederse bu işlemin iptali için dava açılması gerekiyor.”

Evlilik Destek-1

Bu davalar ne kadar sürüyor?

“Davalar yaklaşık bir yıldan üç yıla kadar sürebiliyor. Bu süre içerisinde kişi gerçekten mağdursa daha fazla mağduriyet yaşayabiliyor. Çünkü maaşını alamıyor. Üstelik geçmişe dönük borç çıkarılmışsa ve kişinin mal varlığı veya geliri varsa haciz işlemleriyle de karşı karşıya kalabiliyor. Mahkeme sonucunda kişinin gerçekten ayrı yaşadığı ve SGK işleminin haksız olduğu ortaya çıkarsa, kişi lehine karar verilmesi mümkün. Ancak o zamana kadar ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşanabiliyor.”

%1’den %10’a çıktı, daha da artabilir”

Sahte boşanmaların altında ekonomik nedenlerin yattığını söyleyebilir miyiz?

“Kesinlikle ekonomik nedenler önemli bir faktör. İnsanlar geçimlerini sağlamakta zorlanıyor. Özellikle asgari ücretle yaşam koşullarının ağırlaştığı bir dönemde, bazı kişiler ek bir gelir elde edebilmek amacıyla böyle bir yola başvurabiliyor. Ancak burada çok ciddi bir risk var. İlk etapta aylık 10 bin veya 15 bin lira gibi bir gelir elde ediliyor olabilir. Fakat tespit edildiğinde geçmişe dönük çok daha yüksek miktarlarda borç çıkabiliyor. Buna faiz de eklendiğinde rakam milyonlar seviyesine ulaşabiliyor.”

Yani kısa vadede kazanç gibi görünen şey, uzun vadede çok daha büyük bir borca dönüşebiliyor?

“Aynen öyle. İnsanlar başlangıçta birkaç ay veya birkaç yıl boyunca bir gelir elde edeceklerini düşünüyorlar. Fakat işin sonunda alınan paranın çok daha fazlası geri istenebiliyor. Dolayısıyla kesinlikle tavsiye etmiyoruz”

Bu sadece Diyarbakır’a özgü bir durum mu?

“Hayır, ülke genelinde bu tür vakalar var. Ancak bizim bölgemizde sayının daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bunun temel nedenlerinden biri de ekonomik koşullar.”

Peki Diyarbakır’daki boşanma davaları içerisinde sahte boşanmaların oranı konusunda bir rakam verebilir miyiz?

“Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, 4 binin üzerinde boşanma davasının olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Bunun yaklaşık yüzde 10’unun sahte boşanma vakaları olduğunu değerlendiriyoruz. Bu ciddi bir rakam. Üstelik bu oranın geçmişte yüzde 1 seviyelerinde olduğunu, bugün ise yüzde 10’lara ulaştığını görüyoruz. Eğer gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki süreçte yüzde 20-30 seviyelerine kadar çıkabileceği endişesini taşıyoruz.”

Harun Bulut2

Son olarak vatandaşlara ne söylemek istersiniz?

“İlk bakışta ekonomik anlamda bir çözüm gibi görünen bu tür uygulamalardan kesinlikle uzak durulması gerekiyor. Çünkü bunun hem idari hem de hukuki yaptırımları var. Vatandaş kısa vadeli bir gelir elde ettiğini düşünürken, ilerleyen süreçte çok daha büyük bir borç ve hukuki sorunla karşı karşıya kalabilir.”

Muhabir: MEHMET SAİT BAYRAM