“Biz hiçbir zaman ayrı bir ulus-devlet kurma amacını taşımadık. Zaten bu bizim ideolojik amacımıza ters bir amaçtır.” şeklinde ifade edilen söylem, Abdullah Öcalan’a aittir. Bu yaklaşım, Öcalan’ı, nihilizme götüren, sağlıksız bir yaklaşımıdır. Gelişen sorunlar nedeniyle, diplomatik ve siyasal zorunluluklar sonucu, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed tarafından da tekrar edilmesine rağmen: sahada gösterdikleri kararlılık, örgütsel dirayet ve Mazlum Kürt Halkının kaderini, özgürce tayin etme hakkı ile ilgili davasının, uluslararası ölçekte, tanınması için yürüttükleri silahlı mücadele dışı, diplomatik ve siyasal mücadele, tarihsel bir kuşatma altında kurumsallaşma çabaları, takdire şayandır.

Yok sayılmaya karşı, uluslararası meşruiyet arayışlarındaki yüksek, takdire değer ve Halkların Kardeşliği alanındaki, enerjik çabaları, oldukça önemlidir.

Bu romantik bir jest değil, bölge barışı için bilinçli bir siyasal tercihtir.

Bir söylemin zorunlu olarak dillendirilmesi ile sahadaki fiili mücadele arasındaki farkın, tespit edilmemesi, üzücüdür.

Tarihsel mücadele hafızası, yalnızca beyanlarla değil; pratikle, direnişle ve ödenmiş bedelle yazılır.

Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı, teorik bir tartışma başlığı değil; kuşaklar boyunca taşınmış, somut bir siyasal iddiadır. Bu iddianın, geriye dönük olarak muğlaklaştırılması, ideolojik bir esneklikten ziyade, ciddi bir kırılmaya ve teslimiyet ile ihanete işaret etmektedir.

Şunun bilince çıkarılması gerekir ki;

Onların direnişi; otoriter devlet aklına ve bölgesel güç hesaplarına karşı inşa edilen, bir öz-savunma hattıdır. Bu nedenle,

- Zorunlu tekrar edilen bir söyleme rağmen, sürdürülen fiili direnişe saygıdır.

- Revizyonist bir yoruma rağmen korunan mücadele kararlılığına selamdır.

- Kürt ulusal davasının uluslararası düzeyde görünürlük kazanması için verilen emeğe dayanışmadır.

Siyasal tarih, söz ile pratik arasındaki mesafeyi kaydeder.

Ve bugün, kayda geçen; sahadaki kararlılıktır. Vicdan sahibi insanların

Safı; halkların onurlu mücadelesinin yanıdır.

Kurtuluş Savaşımızda, Atatürk’ün SSCB tarafından ve diğer mazlum halklar tarafından desteklenmesi, bunun, tarihsel bir örneğidir.

Bu mücadelede, son söz, hala söylenmedi gibi görünüyor ve inanılması gerekir ki; hem Mazlum Abdi'nin hem de İlham Ahmed'in gönlünde yatan Özgür bir vatana sahip olmalarıdır.

Bu, aynı zamanda, "Yaşasın Halkların Kardeşliği" fikrini de içinde ihtiva eder. Mazlum milletlere yardım eden herkese, hakkın kasibi olarak, insanlık, minnettardır.