Türkiye esasen NATO’nun şerrinden emin olmak için içinde bulunmaktadır. Mamafih NATO, egemen güçleri, Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasının vaktinin gelip geçtiğini de düşünmüyor değiller! Ancak NATO üyesi devlet, kendisi ayrılmadıkça çıkarılamıyor.

ÇOK ULUSLU ORDU/ASKER

NATO bünyesinde bulunan bir yapı olduğu askeri otoriteler tarafından ifade edilmektedir. “Bu bir NATO kolordusu. Biz de NATO ordusu, NATO üyesi bir devletiz, dolayısıyla yükümlülüklerimizden bir tanesi de böyle yapılara, askeri tesislere vs ev sahipliği yapmak.

Bu kolordular Türkiye’nin sadece Türkiye’de değil, diğer NATO üyesi devletlerin birkaçında daha var. Ayrıca bu yeni bir olay değil, Maslak’taki üçüncü kolordunun zaten aynı zamanda NATO kolordusu şapkası da var. Orada birçok NATO üyesi devletin subayları görev yapmaktadır.

Bu yeni bir olay değildir, 15 seneden beri Maslak’ta NATO kolordusu zaten vardır. Dolayısıyla bu askeri yapı, NATO üyesi ülkeleri içinde komuta kademesinde, Türk subayların bulunduğu, NATO yönetmelikleri çerçevesinde görev yapmakta olduğu ifade edilmektedir.

Aksi halde,

Türk devlet, aklı ve devlet tecrübesi, NATO dışında ayrıca bir organizasyonu, Türkiye’de kabul etmez!

Kaldı ki bize göre NATO bünyesinde de olsa, Türkiye’ye ne NATO’dan ne de NATO bünyesindeki böyle bir organizasyondan hayır gelmeyeceğini aslında biliyoruz.

Ancak işin başka bir yanı: Türkiye NATO üyesi olmasa muhtemelen Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci ilan edip Türkiye’ye karşı oluşum geliştirebilirlerdi.

Yani değneğin iki ucu da makbul değildir.

Türk ordusu ve milleti dahili ve harici düşmanlarına karşı, kendini savunma yetisine, gücüne sahiptir! Kimseye de ihtiyacı yoktur!

Zaten millet olarak devlet olarak yedi düvele karşı savaşmış bir milletiz! Bu konuda antramanlı olduğumuzdan kimsenin kuşkusu olmasın.

Türkiye’de iddia edildiği gibi bir yapı bulundurulamaz!

Çok Uluslu Ordu demek!? Allah korusun, Yabancı askerler tarafından Türkiye’nin işgali demekle aynı anlama gelir.

Türkiye NATO ile de olsa, merkezli bir yapı kurması, Türkiye açısından son derece riskler barındırmakta. ABD, İsrail ve NATO üyelerinin herhangi bir ülkeye yapacakları saldırıları, TÜRKİYE MERKEZİNDEN YÜRÜTMELERİ TÜRKİYE’Yİ HEDEF HALİNE GETİRECEK VE TÜRKİYE’YE SALDIRILARI MEŞRU HALE GETİREBİLECEKTİR!

NATO’nun operasyon merkezi Türkiye olamaz!

Türkiye’ye hiçbir nam ve isim altında askeri yapı sokulamaz!

Sokulmamalıdır. Ordumuz milletimiz etle tırnak gibi birlik ve beraberlik içinde dimdik ayaktadır. Her türlü saldırıya da hazırdır! Türkiye, siyonist teşekküllerden ve onun takipçisi olan KIRAVATLI Epsteinci HAYDUTLARLA birlikte askeri organize içinde olamaz!

Türkiye ne İngiltere ne de NATO kılıfı altında, İran’a karşı herhangi bir oluşum içine giremez! girmemesi de gerekir.

Türkiye’yi NATO ve türevleri oluşumu içine sokmak isteyenler, Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek için Türkiye’ye füze attıkları da bilinmektedir.

Türkiye’nin en büyük başarısı, sapkın siyonist, amaca yönelik organize savaşa asla bulaşmamak olacaktır.

Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaşta tarafsızlığını koruması, Türkiye’ye hem itibar kazandırmış hem de burnumuzun dibindeki tehlikelerden uzak tutmuştur!

Düşünebiliyor musunuz!

Türkiye, Rusya veya Ukrayna tarafında hareket etseydi, bugün doğalgazımız ve elektriğimiz olmayacaktı!

Şimdi aynı durum, İran konusunda Türkiye’nin önüne sürülmüştür!

Türkiye, İran’a karşı yürütülen Epsteinci sapkın siyonistlerin savaşında asla bu zalimlerle birlikte olmaz, olmamıştır.

Savaş, Kapımıza Dayanmıştır!

CFR, Bilderberg, CIA, NATO, BM, IMF, AB, STK ve vakıflar ile merkez bankaları ve Gizli Dünya Devleti’nin Organları!

Siyonist Evangelist Yapıyı Bilmeden, Savaşları Anlamak Mümkün Değildir!

NATO siyonist bir kuruluştur ve siyonistlerin emrinde hareket etmektedir, hâlihazır başkanı da siyonisttir.

Şu anda bazı üyelerinin direndiklerine bakmayın, işin sonunu bekleyin! Savaşın kendilerine yükleyeceği külfet ve sonrasından endişe etmekteler. Yoksa onlar için haksızlık vs. hiçbir anlamı yoktur.

Türkiye, İran’a karşı bırakın siyonist NATO ve işbirlikçileri ile birlikte olmayı, hemen hiç vakit kaybetmeden, İran’la ve Rusya’yla ticaretini geliştirmeli, buna karşı da hem petrol ve türevlerini almalı hem de dış dünyaya, Türkiye üzerinden pazarlamalıdır. Böylece Türkiye ABD ve işbirlikçi Epsteincilerin kontrolünde olmadığını, dünyaya bir kez daha ilan etmiş olması gerekmektedir.

Şu anda İspanya, bu manada, dünyanın takdirini kazanmıştır!

Türkiye, şu ana kadar siyonist işgalin karşısında olduğunu, en üst seviyeden dünyaya duyurmuştur.

Bu tavrını sürdürecektir. Provokasyonlara karşı vatandaşlar da bilinçlendirilmelidir.

Ayrıca tv yorumcuları da İran konusunda konuşurken halkı İran’a karşı kışkırtıcı cümle kurmaktan imtina etmeliler ve bölge ülkelerini de İran’a karşı, İsrail’in oyununa gelmemeleri konusunda uyarmalılar!

İran herne kadar sünni müslümanlara ve ülkemize karşı büyük hatalar yapmış ise de bir müslüman olarak, emperyalist siyonistlerle birlikte hareket etmedi asla mümkün değildir. Bu manada İran aleyhinde kurulan her cümle, İsrail’in emellerine hizmet etmektedir.

“İran taraftarı görünmemek kompleksi ile” İran aleyhine cümle kurmanın ne zamanı ne de yeridir!

İran’ın zafer kazanması dolaylı olarak Türkiye’nin kazanmasıdır!

Siyonistler her koldan saldırıyorlar! Baştaki silahları propaganda araçlarıdır!

Ayrıca maalesef, Körfez ülkeleri, ABD’nin “kayığına binmiş” görünüyorlar! ABD’nin savaş giderlerini karşılayacakları haberlerini duyunca, maalesef öyle bir şey olmaz! Yapmazlar diyemedik. Doğrusu ellerindeki imkânları ülkelerinde gökdelenlerle betona gömen, bunu da gelişmişlik, zenginlik zanneden, Monte Carlo kumarhanelerinde tüketen, çölde milyon dolarlık arabalarla sörf yapan, sonradan görme, Trump denen pedofili sapık huzurunda, genç Arap kızlarına dans ettirenlerden başka ne beklenebilir ki?

Kendilerini düzeltmeliler!

Kendilerine gelmeliler!

ABD ve İsrail’in oyununa gelmemeliler.

Aksi halde, yaptıklarının karşılığını onların da göreceklerinden şüphe olmasın.

Askeri ve sivil bürokratlar!

“İran Şii, İran’da molla rejimi var!”, “İran bize hiç dost olmadı ki” gibi devletler hukukunun ve ilişkisinin belirlenemeyeceği argümanlarla İran Türkiye politikası belirlenemez!

İran Türkiye ilişkilerini belirleyecek politikalar, tarihin süzgecinden geçmiş iki kadim komşu, iki Müslüman ülke ve iki devleti/ulusu anlayışı ile şekillenmiştir.

Türkiyemiz,

Her zaman ve her şart altında kendisine yakışan ve tarihin kendisine yüklediği misyon ve vizyonla hareket edeceğinden kuşkumuz bulunmamaktadır.

Evrensel Eğilim, Uluslararası Af Örgütü, idam cezasının BM Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi'ndeki yaşam hakkı ve işkence yasağına aykırı olduğunu belirtmektedir.

Uygulamada İdam cezası, küresel ölçekte kaldırılma eğiliminde olsa da, Çin, İran, Suudi Arabistan, ABD gibi ülkelerde uygulanmaya devam etmektedir.

Türkiye'nin Durumu:

Türkiye, 2004 yılında yapılan yasal düzenlemelerle ölüm cezasını Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırmıştır.

Özetle, modern uluslararası hukuk idam cezasını "insan hakkı ihlali" olarak değerlendirmekte ve kaldırılması için baskı uygulamaktadır.

TERÖR ÖRGÜTÜ İSRAİL’İN İDAM KARARI

Kudüs’ün feryadı arşı titretiyor, ve biz müslümanlar, hâlâ susmaya devam ediyoruz.

Síyoníst işgál çetesí, dünyanın gözü önünde, tam 12 bin masumun idám fermanını imzaladı. Bu canların 4 bini henüz hayata doymamış, oyun çağındaki çocuklardı. 78 yıldır toprağını namusu bilen, evini barkını savunan 400 bin şehidin kanı kurumadan, şimdi yeni bir śoykırımıň prangaları hazırlanıyor.

90 gün... Sadece 90 gün içinde insanlık onuru asılacak!

Ecdadımız, Osmanlı, mazlumun dinini sormadan imdadına koşarken; Müslüman Türk, zalimin karşısında elif gibi dik dururken; biz nasıl sükut etmekteyiz.

Bu sessizlik, bu çocukların katline atılan, sessiz bir imzadır!

Ey vicdan sahipleri! Ey "İnsanım" diyen dünya!

Bugün ayağa kalkmazsak, hangi yüzle yarın mahşere çıkacağız? Bebek katili, işgalci ve terör devleti İsrail’in bu canice kararını lanetliyoruz!

Mazlumun ahı, sizin o kanlı tahtlarınızı başınıza yıkacaktır.

Kudüs, her müslümanın şerefidir. Gazze her müslümanın namusudur !