Yük Kimin Omuzlarında?
Gençleri sadece "sorumsuz" olarak nitelendirip kenara çekilmek kolaycılıktır. Asıl sormamız gereken soru şu: Biz gençlere tüketmekten başka bir var olma alanı sunduk mu?
Eğitim sistemimizden aile içi iletişime kadar, üretmenin, bir hobide derinleşmenin, sanatla veya doğayla hemhal olmanın haz duyulacak değerler olduğunu ne kadar öğretebildik? Ebeveynler olarak kendi tüketim çılgınlığımızla gençlere nasıl bir örnek oluyoruz?
Tüketerek Özgürleşilmez
Tüketim toplumu, bireylere satın aldıkça özgürleşeceklerini vaat eder; oysa aşırı harcama ve borçluluk, insanı kendi hayatının kölesi yapar. Gençlerimizin yapay ihtiyaçlar peşinde koşarken asıl potansiyellerini, zamanlarını ve özgürlüklerini harcadıklarını fark etmelerini sağlamak zorundayız.
Bir gencin değeri, üzerindeki etiketin fiyatıyla değil; zihnindeki fikirlerin, yüreğindeki merhametin ve ürettiği değerin derinliğiyle ölçülür. Tüketim çarkının dişlileri arasında kaybolmamak için hem ailelere hem de eğitimcilere düşen en büyük görev; gençlere harcamayı değil, değer üretmeyi ve var olmayı yeniden öğretmektir.
Çünkü hayat, vitrinlerden satın alınamayacak kadar değerlidir.