Önümüzdeki hafta sonu LGS yapılacak. Bir sonraki hafta sonu YKS yapılacak. Milyonlarca öğrenci aylar süren hazırlık sürecinin ardından sınav maratonunu tamamlayacak. Buna rağmen okulların kapanmasına hâlâ günler var. Bu durum özellikle öğrenciler arasında aynı soruyu gündeme getiriyor: "Sınavlar bitmişken neden hâlâ okula gidiyoruz?"

Aslında bu soru sadece bu yıla özgü değil. Her yıl haziran ayının sonlarına doğru benzer tartışmalar yaşanıyor. Ancak bu yıl takvim nedeniyle konu daha görünür hâle geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıkladığı takvim bütün öğrenciler için ortak bir eğitim yılı süresi öngörüyor. Çünkü eğitim sistemi yalnızca sınavlara hazırlanan 8. ve 12. sınıflardan ibaret değil. İlkokul öğrencileri, ara sınıflar ve sınava girmeyen milyonlarca öğrenci için eğitim faaliyetleri devam ediyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında bu mantıklı bir gerekçe.

Fakat öğrencilerin hissettiği başka bir gerçeklik de var. Özellikle sınav gruplarında son haftalar çoğu zaman verimli derslerden çok bekleme sürecine dönüşüyor. Devamsızlıkların arttığı, sınıfların boşaldığı, öğretmenlerin de doğal olarak normal müfredatı sürdüremediği bir dönem yaşanıyor.

Bir diğer mesele ise iklim koşulları. Türkiye'nin önemli bir bölümünde haziran ayının ikinci yarısı artık yaz mevsiminin tam anlamıyla hissedildiği günler. Özellikle Akdeniz, Ege, Güneydoğu Anadolu ve bazı büyük şehirlerde sıcaklıklar 30 derecenin üzerine çıkabiliyor. Her okulun yeterli iklimlendirme sistemine sahip olmadığı düşünüldüğünde, öğrencilerin öğle saatlerinde sınıflarda bulunması zorlaşabiliyor. Eğitim veriminin düştüğü bir ortamda okulun açık kalmasının anlamı da daha fazla sorgulanıyor.