Futbol, sadece 22 kişinin meşin bir yuvarlak peşinde koştuğu basit bir oyun değildir; aynı zamanda toplumsal barışın, ortak heyecanların ve en önemlisi saygının test edildiği yeşil bir sahnedir. Dün oynanan Galatasaray-Amedspor karşılaşması da bu testin bir kez daha ne kadar çetin ve ne kadar kırılgan olduğunu hepimize hatırlattı.
Bir tarafta sahanın içinde varını yoğunu ortaya koyan bir mücadele sergileyen Amedspor; diğer tarafta ise maçın ardından yapılan, sporun ruhuna ve insan onuruna tamamen aykırı olan o malum "sarı torbalı" paylaşım...
Önce işin sportif yönüne, yeşil sahanın içine bakmak gerekir. Amedspor, güçlü bir rakip karşısında sahaya çıkarken sadece teknik ve taktik bir planla oynamadı; aynı zamanda üzerindeki o ağır psikolojik baskıyla ve aidiyet duygusuyla mücadele etti. Maç boyunca sergilenen direniş, oyuncuların performansı, futbolun güzellik adına ne kadar kıymetli bir çaba barındırdığını gösterdi. Bir futbol takımı, gücü yettiğince savaşır, eksiklerini kapatmaya çalışır ve taraftarını sevindirmek ister. Amedsporlu futbolcuların sahada ortaya koyduğu bu sportif çaba, her türlü takdiri hak ediyordu. Çünkü futbol, yenmek ya da yenilmekten öte, sahada gösterilen onurlu duruşla hatırlanır.
Ancak ne yazık ki bu güzel tablo, maç biter bitmez dışarıdan ve sosyal medyadan gelen zehirli oklarla gölgelendi.
Maçın ardından yapılan o "sarı torba" görseli ve iması, sadece bir provokasyon değil; aynı zamanda yıllardır bu ülkede inşa edilmeye çalışılan barış, kardeşlik ve ortak yaşam kültürüne vurulmuş ağır bir darbedir. Ölümü, şiddeti, acıyı ve insan hayatını bir futbol müziği eşliğinde "alay konusu" yapmak, hangi vicdanın, hangi ahlakın ürünüdür?
Sarı torba simgesi, bu coğrafyada onarılmaz yaraların, kayıpların ve acıların simgesidir. Bunu bir spor müsabakasının galibiyet sevinci ya da rakibe karşı bir "ayar verme" aracı olarak kullanmak, insanlık namına utanç vericidir. Futbol rekabeti, düşmanlık üretmek için var olamaz. Sahada ter döken futbolcuların emeği, tribündeki masum insanların coşkusu, bu tür ilkel ve karanlık reflekslerle kirletilemez.
Galatasaray gibi köklü bir camianın ve büyük bir spor kültürünün arkasına saklanarak ya da taraftar kimliği kisvesi altında yapılan bu tür çirkinlikler, en başta o kulübün adına ve tarihine zarar verir. Büyük olmak, sadece skor tabelasında kazanmakla değil; mağlup edene saygı duyulmasını bilmekle, galibiyeti asaletle taşımakla ve en önemlisi rakibi bir insan olarak kabul etmekle mümkündür.
Sonuç olarak; Amedspor sahadaki mücadelesiyle futbola dair umutlarımızı yeşertirken, o malum paylaşımı yapanlar ve alkış tutanlar bu ülkenin sportif ve sosyal geleceğine dinamit koymuştur. Unutmayalım ki, sahadaki skorlar unutulur ama insanlığa karşı işlenen bu tür vicdansızlıklar hafızalardan asla silinmez.
Futbolu güzellikler kurtaracak; ama önce bu dili ve bu zihniyeti tribünlerden ve ekranlardan kazımak zorundayız.